Ertuğrul METİN / Kamu Yönetimi Uzmanı

Eşleri cezaevinde olup hiçbir gelirleri olmayan ailelere para, giyecek ve yiyecek yardımı yapan bir ailenin evine yapılan polis operasyonundan bahsedeceğim. Küçücük bir bebeği ile yaşayan emzikli bir annenin evine yapılan bir operasyon bu. Silahlı-külahlı birilerinin değil, en masumundan ve sıradan bir ailenin evine yapılan bir operasyon.

Her türlü ağır silahlar, ellerinde koç başları ve zırhlı yeleklerle donanmış özel hareket polisleri, bahçeli, gayet mütevazi bir evin bahçesinin kapı önüne gelmiş güm güm kapıyı vuruyorlar. Bir taraftan da “3 veya 5 saniyeniz var kapıyı açın” diye bağırıyorlar.

Bir polis bahçe duvarının üzerine oturmuş ve laubali bir şekilde içeriye bakmakta. İçeriden herhangi bir tehlike gelme ihtimali olsa o polis zaten açık hedef olacak şekilde bahçe duvarının üzerine çıkıp oturmazdı. Yine o polis, içeriye atlasa ve sürgüyü çekse bahçe kapısı açılacaktı. Anlayacağınız bu operasyon içeride bir tehlikeli durum olduğu için değil, herkese korku ve dehşet verme amaçlı düzenlenmiş bir tiyatro sahnesidir.

Sonra elinde koç başı olan polis sahneye girer ve iki vurmayla kapıyı kırar ve içeriye girilir. İçeriden “yat yat” diye sesler gelmektedir. Korku içindeki anne “Bebek var, korkmasın” diye polisi uyaracak olursa da ‘Bir şey olmaz’ diye onu azarlarlar.

İçeride silahlı seri katiller veya cinayet şebekelerinin elemanları yok, dolayısıyla böylesi sahnelere ve donanımlı polislere de gerek yoktur. Çünkü her operasyonun öncesinde istihbari ve diğer teknik çalışmalar yapılır, içeride kaç kişinin, kimlerin olduğu, ellerinde silah ve diğer teçhizatın olup olmadığı belirlenir ve ona göre orantılı bir güçle bir operasyon yapılır.

Peki polis bütün bunları bilmiyor mu ki böyle yapıyor? Yok, aslında bunları her polis bilir bilmesine de, kendilerine yukarıdan verilen talimat budur. Perdenin arkasında başka oyunlar sahnelenmektedir. Muhtemelen iktidar ortakları kendi aralarında üstü örtülü bir dövüş yapıyor ve bu masumları da algı oluşturma adına piyon olarak kullanıyorlar.

Kimi yandaş veya bu işten hiç anlamayan kişilerde; “Canım içeride hangi tehlikelerin olup olmadığı bilinmez ki, doğal olarak polis güçlü bir şekilde müdahale edecektir” diyor. Gerçek ve medeni anlamda polislik profesyonel bir iştir, kavga etmesini bile bilmeyen kimselerin rastgele birbirine saldırdıkları gibi hareket etmezler. Ani gelişen ve çok riskli durumların haricinde, bu işlerin arkasında polisin günler, haftalar süren çalışmaları olur. İçeride olup bitenler, teçhizatları hepsi bilinir ve bu bilgilerin ışığında operasyonlar yapılır.

Buradaki masum anne tamamen siyasi nedenlerle bu muamelelere maruz kalmakla birlikte, isterse başka birileri olsun; içerideki masum kimseler veya çocukların operasyondan hiçbir şekilde zarar görmemeleri için önlem alınmalı ve operasyon esnasında verilen her türlü zarar ve ziyan tazmin edilmelidir. İçerde gerçek anlamda bir suçlu varsa bile onun aile fertleri veya çocuklarının bunda ne suçu var ki? Tüm bunların da dikkate alınması lazımdır.

Ama tüm bu anlatılanlar; operasyon esnasında güvenlik güçlerinin kayıplar verme riski olan durumlar için geçerlidir. Vakai adiyeden bir suç için ve hiçbir risk de yoksa bütün bu ağır önlemlere gerek yoktur. Orantılı bir güçle ve polisi dehşet aracı yapmadan işin gereği yapılmalıdır.

Bu operasyon; aileleri cezaevinde olan yakınları veya tanıdıklarına en masumundan yiyecek-giyecek yardımı yapan bebekli bir annenin evine yapılmıştır. Anayasamızda veya yasalarımızda bu durum asla bir suç oluşturmamaktadır. Çünkü yardım yapılan kişiler tamamen masum olup, aslında sosyal bir devlet uygulamasında bu kimselere zaten devletin destek vermesi gerekirdi.

2000’li yılların başında çalıştığım ilde; polis herhangi bir terör örgütüne ait bir hücre evi diye yanlışlıkla bir bekçimizin evinin kapısını kırarak içeri girerler. O andaki dehşetin etkisiyle ev sahibi kalp krizi geçirir ve anında hastaneye götürülerek kurtarılır. Meğerse hücre evi aynı apartmanda bir başka daire imiş ve operasyon yapan polisler yanlış adrese girmişler. Böylesi her bir operasyon hane sahipleri ve orada bulunan çocuklar için ömür boyu belleklerde unutulmayacak travmalar bırakır. Bunun için böylesi yapılacak operasyonların mutlaka daha insani ve travma oluşturmayacak bir şekilde yapılması gerekmektedir.

Gerçek anlamda terör veya diğer suçlardan tutuklanmış kimselerin ailelerinin bizzat devlet tarafından veya oluşturulmuş STK’lar eliyle ihtiyaçları karşılanmalı, bu uygulama her kesime teşmil edilmelidir. Değilse her dönemde bazı kesimlerin günah keçisi yapılması veya düşmanlık anlayışıyla ve hukuksuz bir şekilde örnekte görüldüğü üzere yapılan uygulamalar, her kesimde devlete karşı güvensizliği artırarak  aidiyet duygusunu yok eder.

Bugün propaganda amaçlı yapılan bu çekimlerin sosyal medyaya servis edilmesi, yarınlarda hukukun işlemeye başladığı zamanlarda kendileri aleyhine önemli deliller olarak kullanılacaktır.