Av. Ömer TURANLI /

Korona virüs salgınının başlarında bir nebze olsun gerilemeye başlamış olan siber nefret yine pik yapmaya başladı. AKP’nin yıllardır yaydığı nefret söylemi, muhalefetin de bilinçli/bilinçsiz desteği ile Türkiye siyasetini esir almış durumda. AKP’nin iflah olmaz stratejisini bir yana bırakıp genel olarak muhalefetin ve özellikle CHP’nin içine düştüğü siber nefret çukuruna ışık tutmaya çalışalım.

Aslında yıllardır adı konulmamış bir rutin, siyasi iktidarın icraatlarının ve muhalefetin eleştirilerinin temelini oluşturmuş durumda. AKP bir hukuksuzluk yapıyor, veya yandaş bir isim hukukla insanlıkla bağdaşmayan bir açıklamada bulunuyor. Muhalefet ise hemen bu konuyu “nasıl fetöye bağlarım” arayışına giriyor. Bulunamazsa bile gerçek dışı bir beyan ile konu mutlaka “fetö” ile ilişkilendiriliyor ve tüm propaganda bunun üzerinde ilerliyor. Mesela:

Ankara’nın gündeminde Barolar ile ilgili AKP’nin yapmak istediği düzenlemeler var. Barolar ve CHP karşı çıkıyor düzenlemeye. İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu ise ısrarla konuyu başka bir zemine çekmeye çalışıyor: Düzenleme” fetö” projesiymiş. İspatı mı? 2013 yılında AKP’li Adalet Bakanlığının böyle bir düzenleme yapma niyetinde olduğuymuş.

Fetömetrenin mucidi Cihat Yaycı kızağa çekildi ve ardından istifa ettiği iddia edildi. CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel twitterdan bu durumu eleştirdi. Hedefinde ne AKP vardı ne de askeriyedeki muhtemel koltuk kavgaları, hedefi yine “fetöydü”: “Sırf Hulusi Akar’ın kişisel husumeti var diye Tümamiral Cihat Yaycı’yı Yüksek Askeri Şura’yı bile beklemeden pasif göreve çekemezsiniz! Ne gariptir ki bu Hulusi Akar’ın arası 15 Temmuz öncesi FETÖ’ye yakın olanlarla iyiydi; şimdi de FETÖ ile mücadele edenlerle kötü!!!”

Sevda Noyan’ın aşırı nefret ve şiddet içerikli sözlerine tepki vermek isteyen bazı muhalifler konuyu yine “fetöye” bağlamayı başardılar. Sevda Noyan’ın eşi Engin Noyan bundan 20 yıl önce Gülen grubuna ait bir televizyonda program yaptığından bu da “fetö” işiymiş. Öldürülecekler listesinde yer alanların “fetöcü” dedikleri kişiler olmasının meydana getirdiği çelişkinin ve ultra mantıksızlığın bu propagandayı yapanların gözünde herhangi bir değer taşımamasının izahı ise imkansız.

Ardından RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin çıktı sahneye. Sevda Noyan’a sahip çıkan açıklamalar yaptı. Hemen Şahin’in geçmişte attığı twitler ortaya çıkarıldı. Gerçek Gündem’deki haber aynen şöyle: “AKP iktidarının muhalif medyayı cezalandırma aracı haline getirdiği RTÜK’ün Başkanlığını yapan Ebubekir Şahin’in Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile ilgili eski Başbakan yrd. Bülent Arınç’ın açıklamalarının yer aldığı haberi ”Hocaefendi hükümeti çok seviyor”yazarak sosyal medya hesabından paylaştığı ortaya çıktı.”

Akit Tv’deki bir programda bir Profesör kız çocuklarına yönelik akıl almaz laflar etti. Sosyal medyada bir anda Profesörün geçmişte “fetöcü” olduğuna dair haberler çıkmaya başladı. Biri mesela aynen şöyle: “AKİT TV’de, 12-17 yaşındaki kız çocuklarının ‘mükemmel vücutları’ olduğu şeklinde skandal sözler sarf eden Prof. Dr. Muttalip Kutluk Özgüven’in FETÖ’nün Zirve Üniversitesi’nde 6 yıl çalıştığı, yardımcı doçent ve doçent kadrolarını bu üniversitede aldığı ortaya çıktı.” (@batuhancolak33)

Adana’da CHP Gençlik Kolları İlçe Başkanı Eren Yıldırım tutuklandı geçtiğimiz günlerde. AKP’lilere göre CHP’li gençler Vefa ekibine saldırmış. Yenişafak, bunu cilalamak için CHP’lilerin saldırı esnasında “Siz FETÖ’cü müsünüz, terörist misiniz? Yandaşlara yardım dağıtıyorsunuz” diye hakaretler ettiğini iddia ediyor.

Bu siyaset tarzına karşı çıkanlar da var ama seslerini pek duyuramıyorlar bu konjonktürde. Gazeteci Alin Özinian’ın bu mantık dışı siyasi propagandanın tutarszlığına vurgu yaptığı paylaşımı konuyu özetliyordu: “FETÖCÜleri” kesmek isteyenlerin, geçmişte “FETÖCÜ” oldukları vurgusunda amaç en-en kötünün “FETÖ” olduğunu ispat etmek. (AKP propagandasının aynısı) ama en kötü, verilen bu örnekte olduğu gibi hep güçlünün yanında yer alan. bugün XCRDQ cemaati olur, yarın baltalı bir örgüt…”

Cihat Yaycı’nın görevden alınması ile “fetö” dedikleri Gülen hareketinin bir ilgisi olmadığını çok iyi biliyorlar. Ya da Sevdan Noyan’ın eşinin 20 yıl önce Samanyolu’nda çalışmış olması ile şimdiki katliam çağrısı arasında bir ilişki olmadığını. Veya RTÜK başkanının Noyan’ı koruma refleksinin motivasyonunu “fetö” den değil bizzat Saray’dan aldığını. Ya da kız çocuklarına dil uzatan o Profesörün aslında Saray’ın adamı olduğunu.

Ama muhalefete göre reel durumun önemi yok. Yalan da olsa “fetö” kavramı üzerinden yayılan siber nefretin gücü gözlerini o kadar kör etmiş ki çok yalın bir gerçeği bile göremiyorlar. Çok açık bir Erdoğan söylemini Erdoğan’dan daha fazla sahiplenerek Erdoğan’a muhalefet ettiklerini sanan ama Erdoğanlaştıklarının farkında bile olmayan küçük Erdoğancıklar saçılmış durumda ortalığa, kendilerine ise “Muhalefet” diyorlar!