Av. Ömer TURANLI /

Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın eşcinsellik üzerine söylediği sözlere karşı Ankara Barosu tarafından yapılan açıklamayı gerekçe göstererek, barolara müdahale edilmesi talimatı verdi. “Daha önceki yıllarda bu konuda bir hazırlık yapmış ve belirli bir seviyeye getirmiştik. Bu çalışmayı derhal yeniden ele almalı varsa eksiklerini tamamlayıp en kısa sürede Meclisin takdirine sunmalıyız” diyerek bu konuda önceden yapılan çalışma olduğunu da söyledi. AKP heyeti de hiç vakit kaybetmeden yapılacak düzenleme için ‘tam zamanı’ diyerek çalışmalara başladı.

Cumhurbaşkanının talimatıyla yapılacak düzenlemeye barolardan haklı olarak tepkiler gelmeye başladı. İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu tarafından yapılan açıklama da ise talimatın arkasında ki açık gerçeği gizlemek istercesine, bu projenin “fetö projesi” olduğu iddia edildi.

Peki doğrusu ne?

AKP iktidarının ve Siyasal İslamcı siyaset anlayışının rahatsız olduğu kişi ve kurumlarla ilgili yasa yetkisini kullanmak suretiyle müdahalede bulunması ilk örnek değil, olayı doğru anlamak istemeyenler yüzünden son da olmayacağı anlaşılıyor.

Barolarla ilgili düzenleme yapılması isteği ilk olarak 1996 yılında Refah Partisinin Adalet Bakanı Şevket Kazan tarafından gündeme getirildi. Kazan’ın hazırlattığı baro düzenlemesine yine dönemin baro başkanları ciddi tepki göstermiş ve hükümeti “tabandaki talibanları” tatmin etmekle suçlamışlardı.

İkinci düzenleme girişimi ise 2014 yılında gerçekleşti. Gerçi tartışmalar 2013 Eylül’de başlamıştı ama somutlaşması 2014’deki Danıştay krizine kadar uzamıştı. AKP iktidarında ve Sadullah Ergin’in Adalet Bakanlığı döneminde yani.

Feyzioğlu’nun 2013’deki beyanatları üzerine Sadullah Ergin bir açılama yapmış ve tartışma derinleşmişti. Feyzioğlu gazetecilere Ergin’in açıklaması ile ilgili yorum yaparken direk hükümeti ve Adalet Bakanını hedefe koymuştu. Konuşmasının üzerinden 33 dakika geçmeden Ergin’in karşılık verdiğini söyleyerek “Ben senin yetkilerini budarım, seçim yöntemini de değiştiririm. Çünkü canımı sıkan bir konuşma yaptın” şeklinde bir açıklama ile AKP iktidarının barolarla ilgili neden düzenleme yaptıkları gerçeğini açıklamış oldu Feyzioğlu.

Devam edelim… 10 Mayıs 2014’te Danıştay’ın 146. açılış yıldönümünde Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun konuşması krize neden olmuş ve Erdoğan “edepsizlik” diye diye toplantıyı terk etmişti. Erdoğan’ı kızdıran konuşmanın başlıklarından biri de gündemdeki baro düzenlemesiydi. Feyzioğlu konuşmasında düzenleme ile ilgili kısaca şunları söylüyordu: “…Avukatlık Kanunu’na acilen ihtiyacımız vardır. Böyle bir kanun, ancak Türkiye Barolar Birliği ve baroların öncülüğünde hazırlanabilir. Biz, bu amaçla, Türkiye’nin tüm bölgelerinden katılım sağlayarak, bir çalışma komisyonu kurduk ve taslağımızı hazırladık… Aynı dönemde, Adalet Bakanlığı çatısı altında ayrı bir komisyon daha kuruldu… Taslağın, baroların delege yapılarını temsilde adaleti hiçe sayarak düzenleyen, avukatlığı sermaye şirketleri eliyle yürütülen ticari bir faaliyet haline getiren, şubeleşmeye izin vermek suretiyle büyük şehirlerde kurulan şirketlerin diğer şehirlerimizdeki avukatlarımızın yaşama alanlarını ellerinden alan düzenlemeleri başta olmak üzere, çeşitli hükümlerine dair çekincelerimizi de ortaya koyduk.”

Görüldüğü üzere Bakanlık 2014 yılında Avukatlık Kanunu hazırlığı içinde ve Barolar bu düzenlemeye tepkili. Feyzioğlu tarafından yapılan açıklamadan da anlaşılacağı üzere, düzenlemenin gerekçesi Baroların iktidarın hoşuna gitmeyecek şekilde konuşmalar yapması.

Akit gazetesi yazarı Hasan Karakaya’nın 2 Eylül 2013 yılında kaleme aldığı yazı da barolarla ilgili düzenlemenin kimler tarafından istendiğini açıkça göstermesi açısından önemli. Hasan Karakaya iktidar için sıradan bir isim değil iktidarın akıl hocalarından birisiydi. Hasan Karakaya hayatını kaybettiğinde Cumhurbaşkanı’nın özel uçağı ile cenazesi getirildi ve Cumhurbaşkanı mezarı başında dua etti. Karakaya o yazısında, baro seçim sitemiyle ilgili değerlendirmelerini açıkça ifade ediyor ve bu kapsamda yapılan düzenlemeyi de memnuniyetle karşıladığını ifade ediyor. İsteyenler buradanokuyabilir.

2017 yılında da konu tekrar gündeme geliyor. Adalet Bakanı bu sefer Bekir Bozdağ. Bozdağ avukatlık sınavı getireceklerini söylerken, Feyzioğlu’nu da alternatif CHP başkanı olarak çalışmakla suçluyor, karşılıklı tartışmalar sürüp gidiyor.

Özetle, Siyasal İslamcıların barolardan duyduğu rahatsızlık yeni değil. 1996’da Refah Partisi döneminde ve 2013-2014 ve 2017’’de AKP dönemlerinde Barolar ile ilgili yasal düzenleme gündeme geliyor. Amaç seçim sistemini değiştirerek iktidara yakın baro yönetimlerinin önünü açmak ve savunmayı da siyasallaştırarak hukuku tamamen ortadan kaldırmak.

Yapılan düzenlemeyi hiç şüphesiz, şu an itibariyle avukatların haklı olarak tepki gösterdiği, Feyzioğlu’nun “Ben senin yetkilerini budarım, seçim yöntemini de değiştiririm. Çünkü canımı sıkan bir konuşma yaptın” açıklaması özetliyor. Bunun dışında ki iddialar tamamen safsatadan ibaret.

İstanbul Barosu Başkanı’nın gerçeği yansıtmayan bu tavrının da ne demokrasi, ne insan hakları, ne masumiyet karinesi, ne savunma hakkı, ne hukukun üstünlüğü ne de evrensel bir değerle bağdaşmadığını ve bu tavır ile hak savunucusu olunamayacağını da hatırlatmakla yetinelim.