Av. Nurullah ALBAYRAK /

Dürüstlüğü, tarafsızlığı, objektifliği tartışmalı bir hakimin sizin davanıza bakmasını ister misiniz? Ya da her sözüyle kin ve nefretini açıkça göstermeye çekinmeyen bir hakimin. Elbette kimse, bu özelliklere sahip bir kişinin bırakın kendi davasında yargılama yapmasını, hakim olmasını bile istemez. Bu nedenle de hakimlerde bulunması gereken özelliklerle ilgili ‘yargı etiği ilkeleri’ adıyla kurallar belirlenmiş, disiplin kuralları düzenlenmiş ve hakimlerin sadece tarafsız olması değil tarafsız olarak görülmesinin de sağlanmasına çalışılmış.

Ancak, siyasi duruşunun etkisiyle edindiği nefret, kin, öfke gibi duygularla bu zamana kadar örneği olmayacak şekilde sosyal medyada Cemaat mensuplarına karşı ahlak sınırlarını da aşar tarzda paylaşımlarda bulunan bir yargıç var. Bir dönem HSYK üyesi olan şimdi ise Yargıtay 5. Ceza Dairesi üyesi olan hakim İsa Çelik.

Hakim İsa Çelik, dün twitter hesabından bir paylaşım yaparak, içeriğinin doğru olup olmadığını bilmediği ancak, peşin hükümle doğru kabul ederek müvekkilim Sayın Fetullah Gülen tarafından 1965 yılında dönemin Ermeni Patriğine bir mektup gönderildiğini iddia etti ve  yeni ithamlarda bulundu. Ekine de düzmece olarak hazırlanmış olan mektup örneğini koydu. Öncelikle, bahse konu mektup Sayın Gülen tarafından yazılmamış ve gönderilmemiştir. Daha önceden de çokça yapıldığı gibi birileri tarafından sahte olarak üretilen bir metin Sayın Gülen’e mal edilmek istenmiştir.

Aslında bu tür ithamlar siyasiler ve iktidar yandaşı medya mensupları tarafından sürekli yapılıyor. Buradaki asıl sorun twitter hesabında Yargıtay Üyesi olduğunu yazan birisinin insanlara iftira atması, hedef göstermesi ve yargılamaları etkilemeye çalışmasıdır.

Bu davranış Yargıtay üyesinin ilk kusuru da değil. Dava dosyalarından aldığı ve nasıl elde edildiği belli olmayan bilgi belgeleri de paylaşmak suretiyle bir gruba karşı olan kinini açık olarak sergilemektedir. Aslında twitter hesabı incelendiğinde sosyal medyada ki varlık sebebinin Hizmet Hareketi mensupları aleyhine faaliyet yürütmek olduğu da anlaşılacaktır.   

Bir Yargıtay üyesi, Yargıtay’da görülen 1000’lerce dosya, yerel mahkemelerde görülmekte olan 10.000’lerce dosyayı etkileyecek tarzda iftira bir belge üzerinden suçlama yöneltemez. İftira olarak hazırlanmış bir yazıyı, gerçekmiş gibi paylaşıp üzerine bir de hüküm bina etmek hakim dürüstlüğü ile bağdaşmaz. Dava dosyalarını özel olarak takip edip, yargılaması devam eden konularla ilgili elde ettiği bilgileri kamuoyu ile paylaşması ve ithamlarda bulunması kabul edilemez.   

Bu durum sadece bizim tarafımızdan değil, hukuk devleti olduğu iddia eden tüm ülkeler tarafından da böyle kabul edilir. Ancak, ne yazık ki bir yargıtay üyesi tarafından yapılan hukuk dışı açıklamalar, Yargıtay tarafından HSK tarafından sorun olarak görülmüyor.  

Oysa, Yargıtay tarafından daha yeni yapılan bir çalışma kapsamında hazırlanan yargı etiği eğitim kitabında yer alan ilkelere göre, bu şekilde davranan bir Yargıtay üyesinin o görevde bir dakika bile tutulmaması gerekiyor.

‘Nefret, kin, öfke vb. gibi duyguları işine karıştıran kişilerin objektif olmaları söz konusu olamaz. Davanın taraflarına olumlu ya da olumsuz duygularla yaklaşmak yargı etiğinin ihlali anlamına gelmektedir.

Tarafsızlığın en esaslı gerekliliklerinden biri hiçbir kişi ya da gruba karşı önyargılı ve yanlı davranmamaktır.

Bir hâkim, yalnızca resmi görevlerinin ifası sırasında değil, her zaman onurlu ve yargısal makam için faydalı olacak şekilde, yolsuzluk, aldatma ve hilekârlıktan uzak, iyi ve erdemli hareket etmelidir. Bu nedenle, dürüstlük sadece mahkeme içindeki çalışmalarda değil, mahkeme dışındaki davranışlarda da geçerli bir temel değerdir.

Mesleğe yaraşır davranış da şu şekilde ifade edilmiş.

Toplumdaki ilişkilerinde nezaket ve saygı ile hareket etmesi,
Dürüst, güven telkin eden, ilkeli davranışlar sergilemesi,
Sosyal medya ve diğer iletişim mecralarında tarafsızlıklarını koruması,’
 

Yargıtay tarafından belirlenen bu ilkelerin yanında HSK tarafından da paylaşılan Bangolar Yargı Etiği İlkeleri açısından da sorun vardır.

‘Hâkim, mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır.

Hâkim, kamuya açık olsun veya olmasın, herhangi bir şahıs ya da mesele konusunda adil yargılamayı etkileyebilecek herhangi bir yorum da yapmamalıdır.’

Bu ilkeler karşısında düzmece bir belge üzerinden insanlara suçlama yönelten bir Yargıtay üyesi hakkında neler yapılacağını bekleyip göreceğiz.

İkinci olarak ise, zannedersiniz ülkede insanlar cezaevlerinde, karakollarda ölmüyor/öldürülmüyor, gündüz vakti ailelerinin yanından kaçırılarak aylarca işkence yapılmıyor, adil yargılanma istedikleri için öldürülmüyor, işlerinden atılarak ‘ağaç kabuğu yesinler’, yardım istediği için ‘canları cehenneme’ denmiyormuş gibi, 2020 dünyasında soykırıma varan uygulamalar yapan ülkenin yargı mensubu, Ermeni soykırımı yapıldı diyenleri hain ilan ediyor ve genlerinde sorun olduğunu iddia ediyor.

Asıl hainlik;

Hukukçu kimliğine sahip birisinin en temel hukuk ilkelerini yok saymasıdır.

Hukuk güvenliğini yok etmesi ve adil yargılanma gibi temel bir hakkı uygulanamaz hale getirmesidir.

Yargı organlarının kararları nedeniyle insanların ölüme gönderilmesidir.

Yargı organlarının iktidarın sopası olarak kullanılmasına onay verilmesidir.

Adaletin tecellisi için değil de iktidarın bekası için yargılama yapılmasıdır.