Av. Murat AKKOÇ /

Bu yazımda size iki ayrı başarı hikayesi anlatmak istiyorum. Lafı uzatmadan ilkinden başlayayım.

Çocukluğundan beri ailesi onun akıllı olmasıyla gurur duydu. İlkokul, ortaokul ve lise hayatında hep başarılı bir öğrenci oldu. Öğretmenlerinin beklentilerini boşa çıkarmadı. Mekteb-i Mülkiye olarak bilinen Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü kazandı ve başarıyla mezun oldu. Bunlar hayatındaki başarıların henüz çok küçük bir bölümünü oluşturacaktı.

Üniversite yıllarında gazeteciliğe karşı ilgisi arttı. 1992 yılında üniversite 3. sınıf öğrencisi iken Milliyet Gazetesi tarafından düzenlenen Türkiye Ulusal Sosyal Bilimler Yarışması‘nda birinci oldu. Yarışmadaki başarısı kendisine Milliyet Gazetesi’nin kapılarını açtı. 1993’te üniversiteden mezun olduktan sonra 2 yıl boyunca Milliyet Gazetesi’nin siyaset ve diplomasi muhabirliğini yaptı. Başarılı muhabirlik döneminden sonra Başbakanlık muhabirliğine yükseltildi. Birçok muhabirin hayallerini kurduğu bu göreve terfi ettiğinde henüz daha 25 yaşındaydı. Gazetecilik mesleğinin bir köşe taşıdır Başbakanlık muhabirliği.

1996 yılında Milli Eğitim Bakanlığı bursunu kazandı. Milliyet Gazetesi’ndeki görevinden Başbakanlık Muhabiri iken ayrılarak yüksek lisans eğitimi için İngiltere’ye gitti. Manchester’da dil eğitimini tamamlamasının ardından 1997 yılında yüksek lisans eğitimini Sheffield Üniversitesi’nde ‘Onur Derecesiyle‘ tamamladı. Doktora eğitimini 2001 yılında Londra Üniversitesi King’s College’da yaptı. Başarıları bunlarla bitmemişti henüz.

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) ve Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) işbirliğiyle kurulan Ermeni Araştırmaları Enstitüsünün kurucu kadrosundaydı. Ermeni Araştırmaları Dergisi ve Review of Armenian Studies dergilerinin kurucu kadrosunda yer aldı. Bu dergilerde editör olarak çalıştı. 2002-2003 yılları arasında Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Ortadoğu Masası Başkanlığı yaptı. Aynı kurumda hakem ve editörlük görevlerinde bulundu. 2004 yılında kurduğu Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nun (USAK) 5 yıl başkanlığını yaptı.

2011 tarihinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlük seçimlerinde en çok oyu alarak birinci seçildi. Cumhurbaşkanının onayı ile 38 yaşındayken bileğinin hakkıyla Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğüne atanarak “Türkiye’nin En Genç Rektörü” unvanına sahip oldu. 2015 yılında yapılan rektörlük seçimlerinde 2011’dekinden daha yüksek oy aldı. 237 oy alarak birinci olmasına rağmen 180 oy ile ikinci olan Prof. Dr. Yücel Acer’i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN rektör atadı.

Bitti mi? Tabi ki bitmedi… Başarılarının bunlarla bittiğini düşünecek olursanız yanılırsınız. 2005 yılında Davos Ekonomik Forumu YGL tarafından ‘2006 Genç Küresel Lider’ seçildi. Entelektüeller kategorisinden bu ödüle layık görülen “İlk ve Tek” Türk oldu.

Türkiye’nin uluslararası ilişkiler alanında son dönemde yetiştirdiği en değerli insanlardan biriydi. Yüksek hayat standartları sunmasına rağmen yurtdışından gelen hiçbir teklifi kabul etmedi.

Ülke sevdalısıydı…. Onlarca TV programı yaptı, yüzlerce köşe yazısı yazdı… Gazetecilik ve akademisyenlik hayatı boyunca şiddeti çağrıştıracak tek bir söz kullanmadı.

Önce gözaltına alındı… tutuklandı… mesleğinden ihraç edildi… 9 yıl hapis cezası aldı…

***

İsterseniz vakit kaybetmeden ikinci başarı hikayesiyle devam edelim.

Eğitim hayatında başarılı olamasa da başarılı olduğu başka mecralar ile ün yaptı. 17 yaşındayken bir İETT görevlisini yaralama olayı bilinen ilk başarısıydı. 1980 Askeri Darbesi sonrası tutuklandı. MHP ve ülkücü kuruluşlar davasında yargılandı ve 41 kişinin ölümünden sorumlu tutuldu. Aleyhinde somut delil bulunamaması nedeniyle 1982 yılında serbest bırakıldı. Cezaevinden tahliye edildikten sonra mafya sektörüne ilk adımını attı. 1984’ten 90’lı yıllara kadar çek – senet tahsilatı yaptı. Çek – senet tahsilatı yaptığı dönemde birçok kez gözaltına alındı. Bu işteki başarısı ile hem Ankara hem İstanbul’da ismini duyurdu.

1990 yılında Maksim Gazinosu’nda havaya ateş etmekten yakalandı. Ortaköy Memo’s Bar’da bir kişinin yaralanması nedeniyle tutuklandı.

Emlakbank Genel Müdürü Engin Civan’ın vurulma emrini vermesi üzerine 1994 yılında Engin Civan 4 kurşunla yaralandı. Başarıları bunlarla bitmeyecekti. 20 Ocak 1995 tarihinde konuşmak için eski eşi Uğur Kılıç’ı Uludağ’da bir otele davet etti ve kendi adamı tarafından Uğur Kılıç’ı öldürttü. “Öcalan senden daha şerefli” sözünü tahrik sebebi sayan mahkeme ceza indirimi uyguladı ve 19 yıl hapis cezası aldı. Kadına şiddet başarılarının sadece küçük bir kısmını oluşturacaktı.

1994 yılındaki gazeteci Hıncal ULUÇ’un yaralanması ve 1997 yılındaki Borsacı Adil ÖNGEN’in aracının kurşunlanması olaylarının azmettiricisi olarak ceza aldı. Bayrampaşa cezaevinde öldürülen yeğeni Kenan Ali GÜRSEL’in kanını yerde bırakmış olsa da aslında mafya savaşlarında oldukça başarılıydı. Yeraltı dünyasının liderlerinden olan Nurullah Tevfik AĞANSOY’u 1996 yılında İstanbul’da bir çay bahçesinde öldürülmesini azmettirdi. “Düşünce olarak ölmesini istedim. Ancak kesinlikle ‘öldürün’ talimatı vermedim, sadece ‘vurun’ dedim. Öldürün deseydim bunu söylerdim. Doğru olan bir insanı öldürmek değil yaşatmaktır.” Cinayet duruşmasındaki sözleri böyleydi. 2000 yılında ise Nuri-Vedat ERGİN kardeşler ile düştüğü ihtilaf sonrasında Karagümrük Spor Kulübü Lokali’ni kurşunlatıp 15 kişinin yaralanmasını azmettirdi. Bunlar Türk yargısı tarafından ispatlanan başarılarıydı.

Pamukbank Genel Müdürü Burhan Karaçam’a yönelik lav silahlı saldırı olayı, Emin Cankurtaran’ın vurulması, Cavit Çağlar’a yönelik suikast planlaması ise başarısının henüz ispatlanmamış kısımlarıydı.

Yurtdışına kaçma konusunda da oldukça başarılıydı. 1998 yılında Fransa’da yakalandığı vakte kadar ABD, Belçika, İtalya, Güney Afrika, Brezilya, Singapur, Japonya’da dolaştı. 2003 yılındaki yurtdışına kaçışı kısa sürse de bir başka başarısını ortaya çıkarmıştı. Avusturya’da yakalandığında üzerinde Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisine ait yeşil pasaport taşıyordu.

O kadar başarılıydı ki Millî İstihbarat Teşkilatı’nın eski Yurt Dışı İstihbarat Başkanı Nuri Gündeş, NTV’de derin devlet konusunun tartışıldığı canlı yayında kendisinden söz ederken, “Dinliyorsa yanaklarından öperim; eğer devlete bir hizmeti varsa…” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ, 2018 yılında kendisini tedavi gördüğü Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi’nde ziyaret etti. Ziyareti sonrasında sosyal medyadan şöyle dedi; “Değerli dava arkadaşım uzun süredir Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hakkında verilmiş cezasını çekmektedir. Kendisi hem ülkü hem de ülke sevdalısıdır. Bizim taş duvarlar ardında bulunan bir ülküdaşımıza vefa göstermemiz kadar doğal bir şey de yoktur.

***

İşte size iki ayrı başarı hikâyesi anlattım. Peki ikisinin birbiriyle ne alakası mı var diyorsunuz? Tesadüf o ki aynı zaman diliminde her ikisi de tutuklu bulunuyorlardı. Birisi düşündüğü, diğeri öldürdüğü için tutukluydu. Ne mi oldu? Aslında hepimiz biliyoruz.

İlk CV’nin sahibi hala tutuklu, ikinci CV’nin sahibi ise ben bu satırları yazdığım esnada infaz düzenlemesiyle dışarı çıkıp diğer mafya liderleriyle adres düellosuna gireli 6 gün oldu.

İşte size 2 CV ve 1 Yasa…