Av. Nurullah ALBAYRAK /

İnfaz paketinde yapılan bir değişiklikle ilgili olarak MİT’e yeni yetki verildiği şeklinde yer alan haberler, cezaevinde bulunanlar ve yakınlarını haklı olarak endişeye sevketti. Öncelikle, kamu görevlilerinin gündüz vakti insanları kaçırıp aylarca gizli yerlerde tuttuğu gerçeği karşısında herkesin endişeye kapılması haklı ve yapılan bir yasal düzenlemenin cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin işkence görmesine yönelik olduğunu düşünmelerine sevk ettiği için de hukuka olan güven açısından endişe vericidir. Ancak, söz konusu yasal düzenleme, insanların haklı olarak düşündüğü şekliyle endişeye sebebiyet verecek mahiyette değildir.

Ceza İnfaz Kanununda yapıldığı söylenen düzenleme zaten var olan bir düzenlemedir. Ceza İnfaz Kanununun 92/2 maddesinde yer alan önceki düzenlemede, cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin her defasında dört günü geçmeksizin toplam 15 günü geçmeyecek şekilde ceza infaz kurumundan alınması zaten düzenleniyor. (Bu düzenlemenin yanlışlığının ayrı bir konu olduğunu ve bu yazının konusu olmadığını belirtelim)

Ceza İnfaz Kanununun değişiklikten önceki 92/2 maddesi şu şekilde;

(2) (Ek: 25/5/2005-5351/6 md.) 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan suçlarla ilgili olarak alınan bilgilerin doğruluğunun araştırılması bakımından zorunlu görülen hâllerde, hükümlü veya tutuklular, rızaları alınmak koşuluyla, ilgili makamın ve Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine hâkim kararı ile geçici sürelerle ceza infaz kurumundan alınabilirler. Bu süreler, hükümlü veya tutuklu dinlendikten sonra işin niteliğine göre, her defasında dört günü ve hiçbir surette onbeş günü geçmemek üzere hâkim tarafından tayin olunur ve hükümlülük ve tutuklulukta geçmiş sayılır. Ceza infaz kurumundan ayrılış ve dönüşlerinde hükümlü veya tutuklunun sağlık durumu doktor raporu ile tespit edilir. Yer gösterme sırasında yapılan işlemlere ilişkin belgelerin bir örneği ilgilinin dosyasında muhafaza edilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

Mevcut yasa teklifiyle, bu maddede yapılan değişiklik, terör ve örgüt suçları da bu kapsama dahil ediliyor ve cezaevinden çıkartılma kararını verecek olan hakimin de sulh ceza hakimi olması düzenleniyor.

Yasa teklifinde yer alan yeni düzenleme 37. Maddede şu şekildedir;

Bu yasada yer alan düzenleme gereğince MİT’in ya da Emniyet’in cezaevinde bulunan bir tutuklu ve hükümlüyü çıkartabilmenin en önemli koşulu, tutuklu ve hükümlünün RIZASININ OLMASIDIR. Hükümlü ve tutuklunun rızası yoksa cezaevinden çıkartılma kararı verilemez. Ayrıca, cezaevinden çıkartma işlemi de süreyle sınırlı olup, her defasında dört günü geçmeksizin toplam 15 gün süre sınırı bulunmaktadır.

Terör suçlusu olarak kabul edilen kişilerin cezaevinden çıkartılmasıyla ilgili olarak Terörle Mücadele Yasası kapsamında yürürlükte olan ve ihtilaflı bir yasa maddesi daha bulunmaktadır.

Halen yürürlükte olan 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının Geçici 19. Maddenin 2. Fıkrasına göre;

  1. b) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında bu işlem, Cumhuriyet savcısı veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri üzerine kolluk tarafından yapılabilir.

Şeklinde bir düzenleme yer almaktadır. Bu düzenlemeye göre tutuklu ve hükümlünün rızası aranmaksızın kolluk tarafından ifadesi alınması mümkündür. İfadenin alınacağı yer konusunda bir açıklık bulunmadığı için Savcılık kararıyla cezaevinden çıkartılarak emniyette ifade alınma işlemi yapılmaktadır. Bu madde halen yürürlükte olup 25/7/2021 tarihine kadar da yürürlükte olmaya devam edecektir.

Normal bir hukuk devletinde yapılan ya da yapılacak yasal düzenlemeler insanlara endişe vermez tam aksine hukuk güvenliği sağlar. Ancak, ülkemizde gördüğümüz uygulamalar nedeniyle her yasa teklifi ve tasarısı, acaba görmediğimiz nasıl bir hukuksuzluk öngörüyor endişesinin yaşanmasına sebebiyet veriyor ki, bu endişe bile tek başına hukuk devleti olmadığımızın kanıtı olabilir.

Sonuç olarak, endişeye sevk eden İnfaz Kanunundaki değişiklik teklifinde yer alan düzenleme ile ‘terör suçundan’ cezaevinde bulunan TUTUKLU VE HÜKÜMLÜNÜN RIZASI olması koşuluyla ve toplamda 15 günü geçmeyecek süreyle cezaevinden alınması mümkün olacaktır. Rızası olmayan hiçbir tutuklu ve hükümlü cezaevinden çıkartılamaz…