Av. Barış ÇELİK /

CHP, komisyondan geçen yasa teklifine yazdığı muhalefet şerhinde tasarının Anayasa’ya aykırılığını 3 temel üzerine oturtuyor:

  • Tutuklu ve hükümlü ayrımı yapılması ve tutukluların kapsam dışı tutulması.
  • Siyasal “suçlular”- “gerçek” suçlular ayrımı yapılması ve siyasal suçluların kapsam dışı tutulması.
  • Şiddete bulaşmayan terör suçlularının kapsam içine alınmaması.

Bu eleştiriler siyasi olarak haklı ama AKP’nin yapmak istediği ayrımcı düzenlemenin önüne geçilebilmesi için yeterli değil. Çünkü AKP’nin stratejisi daha derinlikli.

Muhalefetin muhtemel itirazları öngörülerek hazırlanmış, son derece ayrımcı, kasıtlı şekilde Anayasaya aykırı biçimde dizayn edilmiş  bir düzenleme bu. Bunu anlamak için AKP’nin stratejisine biraz daha derinlemesine bakalım.

Ne olmuştu ilk önce kısaca onu hatırlayalım. MHP özel af yasası teklifi verdi. Ancak AKP bunu kabul etmedi ve sürüncemede tuttu. Korona virüs ile birlikte cezaevlerinin en büyük risk grubu olduğu ortaya çıkınca AKP düğmeye basmaya karar verdi. Siyasi bir amaçları vardı ama bunu toplumdan gizliyorlardı. Bir teklif hazırlandı ve Adalet Komisyonu’ndan geçirildi. Bugün de Meclis’te görüşülmeye başlandı.

Peki AKP’nin yaptığı ne? Af mı değil mi? Genel af, kamu davasını ve hükmolunan cezaları bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırır. Yani ortada bir genel af falan yok. Özel af ise, yalnızca cezaya etkili olan aftır. Hükmolunmuş cezayı kaldırır, azaltır ya da başka bir cezaya çevirir. Bu açıdan baktığınızda teklif, teknik olarak cezayı azaltmadığından, diğer bir değişle sadece cezaevinde kalış süresini değiştirdiğinden özel af olarak da görülmüyor. Zaten komisyondaki görüşmelerde muhalefetin ısrarlı şekilde bunun bir af düzenlemesi olduğu yönündeki itirazlara AKP-MHP ittifakı bunun sadece bir infaz düzenlemesi olduğunu, kesinlikle af yasası olmadığını söylüyor. Ancak, hukukçular bu düzenlemenin af olduğunu ısrarla söylemeye deva ediyorlar.

AKP neden MHP’nin teklifine sıcak bakmadı veya neden af yasası çıkarmıyor? Çünkü AKP, infaz düzenlemesi ile bilinçli olarak ve eşitlik ilkesine aykırı şekilde bir düzenleme yapmak istiyor. Yani bazı suçlardan ötürü mahkum olanları kesinlikle ceza evinde tutmak istiyor ama bazılarını ise dışarı çıkarmak istiyor. Daha doğrusu AKP, cezaevinde yatan bazı suçluları dışarı çıkarmak için yasal bir düzenleme yapmak istiyor ama bu düzenlemenin cezaevlerindeki bazı tutuklu ve hükümlüleri kapsamaması için bir yol arıyor.

Amaç nesnel, hukuki, adil ve anayasaya uygun bir düzenleme yapmak değil. AKP son derece kasıtlı bir iradeyle sübjektif, hukuka aykırı, adil olmayan ve anayasaya aykırı bir düzenleme yapıyor.

Ancak AKP’nin bu noktada bir çekincesi var. Teklifi komisyondan ve genel kuruldan geçirecek çoğunluğa sahipler ama AYM üzerinde yüzde yüz etkiye sahip değiller. Bu yüzden AYM’nin mümkün olduğunca düzenlemeye dokunmasının engellenmesi refleksiyle hareket ediyor.

Şöyle düşünün, Af yasası çıkarsalar ve bazı suçluları kapsam dışı tutsalar Anayasa’nın eşitlik ilkesi gereği AYM bu düzenlemeyi genişletir ve AKP’nin cezaevinde kalmasını istediği tutuklu ve mahkumlar da serbest kalır. Bu yüzden af yasası değil infaz düzenlemesi diyorlar buna.

İkinci olarak terör suçları adı altında bütün siyasi suçluları kapsam dışı bırakıyorlar. Şayet propagandayı veya örgüt üyesi olmamakla beraber örgüt adına suç işlemek şeklindeki maddeyi kapsama alsalar AYM’nin bunu da yerleşik içtihatları gereği eşitlik ilkesine uygun olarak tüm terör suçları şeklinde genişletme riski var.  Çünkü AYM’nin, 1993’teki bir kararında “İnfaz yönünden eşit ve aynı durumda bulunan mahkûmlar arasında şartlı salıverme bakımından ayrı uygulama, Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen “yasa önünde eşitlik” ilkesine uygun düşmemekte ve bu ayrılığın haklı bir nedeni de bulunmamaktadır.” deniliyor.

AYM’nin, anayasaya aykırı olmadığı müddetçe yasama organının suç türleri arasında farklı infaz süreleri getirmesine karışamayacağını, ama aynı suç türlerinde farklı infaz süreleri uygulanmasının eşitliği bozacağını çok iyi biliyorlar. Bu yüzden düzenlemenin bu şekliyle temel algoritması değişmeden Meclis’ten geçmesi başta muhalefet partileri olmak üzere genel kuruldaki tavırlarına bağlı.

Gerçi AKP ve MHP’nin gözden kaçırdığı ya da göremedikleri bir şey var ki mafya örgütleri ile ilgili düzenleme nedeniyle bu yasa zaten AYM açısından eşitliğe aykırılık oluşturmaktadır. İktidardaki ittifakın siyasi amaçları ile uyuştuğundan dolayı teklifte bu şekliyle yer bulmuş olan bu maddenin potansiyel iptal riski AKP-MHP’yi çok da fazla endişelendirmemekte gibi. Onlar için önemli olan sadece rejimin sigortası hükmündeki siyasi suçluların içerde kalması.

İnfaz yasasına bu açıdan baktığınızda ortada çok ciddi bir Anayasaya aykırılık durumu olduğu net. Şartlı salıverme sistemi suistimal edilerek siyasi amaçlarla gerçekleştirilmeye çalışılan bir düzenleme var ortada.

Düzenlemenin iki ana tasarım amacı var:

  • Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesini açıkça ihlal etmek.
  • İkinci olarak bu ihlalin AYM’nin yetki alanına girmemesi için yasal görünümlü tedbir bariyerleri oluşturmak.

Peki AYM bu durumu görecek mi veya bu düzenlemeye ne tepki verecek? Geçmişte verdiği kararlarda af görünümlü şartlı salıverme düzenlemelerine bakış açısını biliyoruz AYM’nin: “Afla, şartla salıverme arasındaki hukuksal çizgiyi belirlemek, buna göre gereğini kararlaştırmak yasa koyucunun yerine geçmek değil, kendi yetki ve görevinin gereğini yerine getirmektir.”

Önemli soru şu, AYM bu sefer terör suçu adı altında cezaevlerinde tutulmaya çalışılan siyasi -veya CHP’nin dediği gibi “sanal”- suçluların üzerini çizmek üzere tasarlanmış bu düzenlemenin hukuksal çizgisini belirleyip buna göre gereğini kararlaştırabilecek mi?

Bunu yapabilmesi için hem toplum olarak hem de AKP’nin hedefindeki sosyal veya siyasal gruplar olarak bu düzenlemenin algoritmasının çok detaylı şekilde çıkarılması ve toplumsal barışı zehirleyecek hukuki tasarım hatalarının AYM’nin görmekten kaçınamayacağı şekilde kamuoyuna duyurulması şart.