Av. Ömer TURANLI /

AKP’li Cahit Özkan komisyondaki konuşmasında bu sorunun cevabını özetle şöyle açıklamaya çalıştı: “Milletimizin vicdanında karşılık bulmayacak ve büyük infial uyandıran suçların bu ceza infaz sisteminin dışında bırakılmasına gayret ettik.” Tamamen siyasi bir değerlendirme olan bu cümle muhalefet tarafından yoğun eleştiri aldı. Çünkü gerçek ile bağdaşmayan bir durum vardı ortada.

Bu çok muğlak ifadenin kısmen yorumunu ise yine AKP’li Ali Özkaya yapmaya çalıştı: “Avrupa’daki bir terörle mücadeledeki düzenlemeyle Türkiye’dekini bire bir aynı görmek, aynı olmasını beklemek doğru olmaz. Zira, Türkiye’nin etrafındaki ateş çemberinin ne kadar büyük olduğunu hep beraber görüyoruz. Kaldı ki Avrupa bile Fransa’daki en son Terörle Mücadele Kanunundaki düzenlemede çok az bir terör saldırısında hemen ne kadar kalıcı düzenlemeler yaptıklarını hep beraber gördük. İşte bu nedenle Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda bir farklılık düzenlemiyoruz.”

Komisyon çalışmalarına devam ediyor. Ve saatlerce süren tartışmalar AKP ve MHP’lilerin terör suçu, muhalefetin ise siyasi suç olarak tanımladığı alana gelince kilitlenip kalıyor. AKP, yılardır yargı eliyle uyguladığı baskıcı politikalardan vazgeçmek istemiyor. Muhalefet ise Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran AKP-MHP ittifakını uzlaşmaya zorluyor. Şuan için taslak hakkında AKP’lilerin buyruk tavırları ve MHP’nin gerekçesiz uzlaşmaz tutumundan ötürü olumlu bir yorum yapmak zor.

Ancak AKP’li Özkaya’nın dile getirdiği Fransa örneğine biraz deyinmek gerekli. Fransa covid-19 ile ciddi şekilde sarsılan Avrupa ülkelerinden biri. Aynı zamanda terörle mücadele konseptinde de Avrupa’nın en katı uygulamalarına sahne olan bir ülke. Tabi, katı deyince aklınıza Türkiye’deki gibi bir cadı avı gelmesin. Özkaya’nın “Fransa bile terörle mücadelede kalıcı düzenlemeler yaptı o yüzden biz de terör suçlarını kapsam dışında tuttuk” düz mantığı, başlı başına bir mantıksızlık ve bilgisizlik örneği.

Fransa’nın terörle mücadelesine veriler ışığında bakalım:

  • Terör suçlamasıyla tutuklanan kişi sayısı 2016’da 456, 2017’de 411, 2018’de 310 olmak üzere son 3 yılda toplam 1.177’dir.
  • 2016 yılında 66, 2017 yılında 122, 2018 yılında ise 141 kişi olmak üzere son 3 yılda toplam 329 kişi mahkemelerde terör ile suçlanmıştır.
  • Terör ile ilişkili verilen mahkumiyet kararı 2016’da 66, 2017’de 120, 2018’de 141 olmak üzere toplamda 327 dir.
  • Diğer bir ifadeyle son 3 yıl içinde Fransa’da 1.177 kişi terö şüphesiyle tutuklanmış, 329 kişi resmi olarak terörle suçlanmış ve 327 kişi terör suçundan mahkum edilmiştir.

Şu açıdan da bakabilirsiniz; şayet Fransa’da bir infaz düzenlemesi gündemde olsa ve terör suçlarının kapsam içine alınıp alınmayacağı tartışılsa, söz konusu tartışmadan etkilenecek kişi sayısı en fazla yüzlerle ifade edilebilecek rakamlar olacaktır.

Ancak Türkiye’de durum pek de AKP’lilerin bahsettiği gibi değil. Yaklaşık 50.000 kişi şu an cezaevlerinde terör suçu denilen gerekçelerle tutuklu veya hükümlü durumda. Son 3 yılda 600.000 kişi terör soruşturması geçirdi. Gözaltı sayısı 100.000’in üzerinde. Binlerce dava devam ediyor ve cezanın kesinleşmesi sonucunda infazın gerçekleşmesi için cezaevinde girmesi muhtemel binlerce kişi var.

Fransa ile karşılaştırıdığınıza Türkiye’nin terör suçlusuna işlem yapma oranı binlerce kat daha fazla.

AKP-MHP ittifakı ısrarla terör suçları kavramını tartışmaya açmaktan kaçınıyor. Bunun sebebi şimdiye kadar terörle mücadele adı altında yapılan hukuksuzlukların bir anlamda tescillenmiş olmasından duyulan korku, daha doğrusu meydana getireceği muhtemel siyasi aşınma.

Komisyona sunulan metni savunan milletvekilerinin yasanın eşitsizliğini meşrulaştırmak için Fransa’ya kadar gidip mantıksız örnekler getirmeleri, yasanın bu şekilde geçmesi sonucunda doğuracağı toplumsal huzursuzluğu bastırmada yetersiz kalacaktır.

İktidar, daha fazla mahcup olmak istemiyorsa Fransa gibi Avrupa ülkelerini bir kenara bırakıp odağa insanı, yani Türkiye cezaevlerindeki mağdurları alıp düzenlemeyi eşitlik ilkesine göre yeniden hazırlamalıdır.