Av. Nurullah ALBAYRAK /

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfaz Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin gerekçe metni, ceza ve ceza muhakemesi hukukunda insana değer veren düşüncelere vurgu ile başlıyor. Türkiye’deki üçte ikilik ve dörtte üçlük infaz sistemleri, dünyadaki ceza infaz sistemleri ile kıyaslanıyor ve söz gelimi İngiltere, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da kural olarak hapis cezalarının yarısı ceza infaz kurumlarında infaz edilmekte iken bu oranın Belçika’da üçte bire kadar düştüğü ifade ediliyor. Buna bağlı olarak hükümlülerin dış dünya ile uyum sağlamaları için Türkiye’deki sistemin değiştirilmesi gerekliliği anlatılıyor.

Türk ceza infaz sisteminin sayılan ülkelerin infaz sistemlerine yaklaştırılmaya çalışılarak oranın bazı suçlar için yarıya düşürüleceği belirtiliyor. Ancak teklifin 66. Maddesi ile Terörle Mücadele Kanunu’nun 17. Maddesinin birinci fıkrasına bir cümle eklenmek suretiyle bu kanun kapsamına giren suçlardan dolayı süreli hapis cezasına mahkum olanlar hakkında uygulanan dörtte üçlük koşullu salıverme oranı korunuyor. Ayrıca terör suçları üç yıllık denetimli serbestlik kapsamının da dışında tutuluyor. Türkiye’deki tartışmanın düğümlendiği nokta da tam burası.

BM’den, AB’ne, eski Cumhurbaşkanından sivil toplum kuruluşlarına, hukukçulardan akademisyenlere, insan hakları savunucularından gazetecilere, siyasi partilerden uluslararası uzmanlara kadar büyük bir kesim yapılan düzenlemenin bu şekliyle adil olmadığını ve eşit bir düzenleme yapılması gerekliliğini söyleyip duruyor. Ancak AKP-MHP ittifakından şimdiye kadar ciddi bir cevap veya savunma yapılmadı bu konuda.

Teklif dün komisyonda konuşulmaya başlandı ve tartışmalar da halen devam etmekte. Son şeklinin nasıl olcağı veya mevcut şekliyle yasalaşıp yasalaşmayacağı ise henüz belli değil.

Gelin teklifin gerekçesinde örnek olarak gösterilen ülkelerin adalet sistemleri ve cezaevleri ile ilgili gerçek duruma biraz daha yakından bakalım. İlk olarak bakılması gereken cezaevlerinin kapasitesi ve genel nüfusa göre oranları. Diğer bir ifadeyle asıl sorunu görmek için hangi ülkede ne kadar tutuklu ve hükümlü olduğuna ve cezaevindeki insanların sayısının toplumun büyüklüğü ile karşılaştırıldığı zaman ortaya çıkan sonuca odaklanmak gerekiyor. Ardından terörle mücadele kapsamında bu ülkelerde ne oluyor ona bakalım.

5 Ülkenin Cezaevi Kapasiteleri

60 milyonluk İngilteredeki cezaevlerinde 83.000 tutuklu ve hükümlü var. Cezaevindekilerin nüfusa oranı ise 139 (100.000’de).

5.5 milyonluk Finlandiya’daki cezaevlerinde 2.910 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Nüfusa oranı ise 53.

60 milyonluk İtalya’da 61.000 tutuklu ve hükümlü var. Nüfusa oranı ise 102.

40 milyonluk Polonya’da 75.000 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Nüfusa oranı 199.

11 milyonluk Belçika’da ise 10.000 tutuklu ve hükümlü var. Nüfusa oranı ise 95.

(Kaynak: https://www.prisonstudies.org)

Türkiye’ye gelirsek… 83 milyonlu Türkiye’de 300 bin tutuklu ve hükümlü cezaevlerinde ve bunların genel nüfusa oranları 361.

Teklif metnindeki örnek gösterilen ülkelerin sıralamasını yaparsak, Finlandiya 100.000’de 53’lük oran ile cezaevinde bulunma oranı en düşük olan ülke olurken, Türkiye 100.000’de 361’lük oran ile  cezaevinde bulunma oranı en yüksek ülke durumundadır. Teklifdeki değişikliğin yapıldığını ve 100.000 tutuklu ve hükümlünün serbest bırakıldığını ve cezaevlerinde 200.000 kişinin kaldığını bile varsaysak oran en fazla 100.000’de 240’a kadar gerileyebiliyor ki Türkiye yine son sıralarda kalmaya devam edecek anlamına geliyor.

Terör suçlusu: İngiltere’de 800, bizde 500 bin

Söylemek istediğim ceza infaz sisteminde değişiklik yaparak cezaevlerinin kapasite oranlarını düşürmek geçici bir çözüm olarak görülebilir ama Türkiye’deki durum geçici çözümlerle düzeltilemeyecek kadar kötü durumda. Ve asıl problem ceza infaz sisteminden ziyade ceza adalet sisteminde. Daha doğrusu adaletin ortadan kalkmış olmasında.

Türkiye’de 50 bine yakın kişi terör suçlusu olarak cezaevlerinde. Şimdiye kadar 600 bin kişiye adli işlem yapıldı. Yani asıl problem terörle mücadele adı altında yapılan hukuksuzluklar. Bir an önce bu hukuksuzlukların giderilmesi için düzenlemeler yapılması gerekli. Bunu daha iyi anlamak için yukarda bahsedilen 5 örnek ülkenin terörle mücadeledeki durumlarını anlatan aşağıdaki tabloya dikkatli bakmak lazım.

 Ülke 2016-2018 arası terörist faaliyet kapsamında yakalanan kişi sayısı 2016-2018 arası sonuçlanan terör davalarında haklarında karar verilmiş kişi sayısı
Belçika 281 301*
İngiltere 834 329
Finlandiya 9 5
İtalya 133 49
Polonya 10 4
Toplam 1.267 688

(Kaynak: EUROPOL) (* Geçmiş yıllardan devreden dosyalar da rakama dahil.)

5 ülkede 3 yılda toplam bin küsur kişiye terörden işlem yapılmışken sadece Türkiye’de sayı bunun 600 katı. Belçika’da 10 bin tutuklu ve hükümlüden en fazla 300’ü terör ile ilişkili. Finlandiya’da 3 yılda 9 kişi terörden işlem görmüş ve sadece 5 kişi hakkında terörden karar verilmiş. Cezaevi kapasitesi açısından göreceli olarak yüksek durumda olan Polonya’da 3 yılda terörden yakalanan kişi sayısı sadece 10. Bu rakamlar Türkiye ile kıyas bile edilemez durumda.

Bunun rasyonel bir sebebi olamaz. Gerçek sebep terör kapsamına girmeyen hatta suç kapsamına bile girmeyen fiillerin Türkiye’deki siyasallaşmış ceza adalet sistemi tarafından terör suçu gibi gösterilmesi. Yani hukukun siyasallaşması veya siyasi mücadelelere alet edilmesi.

Son tahlilde 5 Avrupa ülkesini örnek gösterip infaz sisteminde bu ülkelere benzer değişiklik yapıyoruz demek ile o ülkelerin adalet sistemine yaklaşmış olmuyor sunuz.

Gerçekten bu 5 ülkeye yaklaşmak istiyorsanız ilk önce terör mantığınızı değiştirmeli ve cezaevlerindeki masumları bir an önce serbest bırakmalısınız.