Cemil EMİN /

Sahi daha dün havai fişekler patlatıp eğlenerek girmemiş miydik 2020 yılına. 10’dan geriye doğru sayan milyonlarca insan sadece 3 ay içinde kendilerini evlerinde karantinaya alacaklarını tahmin etmiş midir?

Koronavirus sebebiyle önce okullar tatil edildi. Ardından kıraathaneler, alkollü işletmeler, kafelerin faaliyetleri durduruldu. Camilerde cemaat halinde namaz kılınmasına ara verildi. Özel sektördeki bazı firmalar mağaza işletmelerini geçici olarak kapattı. Son olarak 65 yaş üstü vatandaşların sokağa çıkması yasaklandı. Devletin en tepesinden başlayarak bütün erkan-ı alinin “sokağa çıkmayın” ikazlarını duyuyoruz sürekli.

Bütün dünya online eğitim sistemine geçti ve ders başlangıcında virüsten korunmak için yapılması gerekenler hakkında kamu spotu yayınlarken bizim ülkemizde öğrenciler izlesin diye Adnan Menderes’in idamı yayınlandı. Türkçe dersi olsaydı “sinekten yağ çıkartmak” deyimine örnek olarak anlatılabilirdi öğrencilere. Belki de olayın faili olan görevliler yaptıkları savunmada EBA kapsamında “deyim ve atasözleri” dersi için hazırladıklarını söylemişlerdir. Pişkinliğin itibar göstergesi olduğu bir ülkede herşeyi bekleyebilirsiniz. Gerçi Milli Eğitim Bakanı olayı şiddetle kınadı fakat yapabileceği de ancak o kadardı. Sorumluları hakkında ne bir işlem başlatıldı ne ceza verildi. 10’lu yaşların başındaki çocuklarımız ders olarak idamı seyretti, iktidarımız hamaset üzerinden puan topladı, virüs ise olayın görgü tanığı olarak araya kaynadı.

İktidar hamaset üzerinden puan toplamaya çalışırken ülkemizde güzel şeylerde oluyordu. Sağlık Bakanı sosyal medyanın yeni fenomeni olmuş, özverili çalışan sağlık çalışanları için tüm ülke tek bir evin penceresindeymiş gibi akşam 9’da alkışlarla teşekkürlerini gösteriyordu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 32.000 yeni sağlık çalışanı istihdam edileceğini ve sağlık çalışanlarının ücretlerinde iyileştirmeler yapılacağını açıklarken ülkede coronavirüs hakkında tek doktora yapmış doçentimizin KHK ile ihraç edildiğini de twitterdan öğreniyorduk.

Bakan Koca 32.000 yeni istihdam müjdesi verirken KHK ile 8.000 sağlık çalışanının işten atılıp yaklaşık 4 yıldır ailece sivil ölüme terkedilmelerini hatırlamış mıdır? Coronavirüs ile çetin bir sınav verdiğimiz şu günlerde el konulan veya kapatılan hastaneler için “keşke açık olsalardı?” diye aklına geldiği olmuş mudur? Coronavirüs hakkında tek doktora yapmış akademisyen Doç.Dr. Mustafa ULAŞLI’nın KHK ile ihraç edilişine “keşke olmasaydı” demiş midir? Bir KHK ile çalışma lisansları iptal edilen binlerce doktor, hemşire, laborant ve diğer sağlık çalışanı için “keşke şimdi beraberce omuz omuza mücadele verseydik?” diye hislendiği olmuş mudur? Her akşam 9’daki alkışlarımızdan birazcık da olsa hak etmiyorlar mıdır?

4 yıldır yaşam mücadelesi verenler artık mücadelesini verdikleri yaşamın dişlileri arasında unutuldu gitti. Peki eğitime uzun bir süre ara verildiği bugünlerde yeni mağdurların seslerini duyabiliyor muyuz? #Evdekal tabelasıyla dijital platformların her alanında hassasiyet yayarken açlığa mahkum edilenler için de #evdeaç tabelası kullansak güzel olmaz mı? Hayır hayır… yine KHK’lardan bahsetmeyeceğim.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim KALIN 13 Mart’ta okulların 2 hafta süresince kapandığını açıklarken Milli Eğitim Bakanı Ziya SELÇUK ücretli öğretmenleri kasdederek “hiç kimseyi mağdur etmeyecek şekilde önlemlerin alınacağını” bildirdi. Türk Eğitim-Sen’in verilerine göre ülkemizde yaklaşık 90.000 ücretli öğretmen bulunuyor. Sırf İstanbul’da ücretli öğretmen sayısı 20.000 in üzerinde.

Asgari ücretin 2.324 TL olduğu ülkemizde ücretli öğretmenler en fazla 2.040 TL ücret alabiliyor. Dünyanın hiçbir yerinde asgari ücretin altında bir maaşla öğretmen çalıştıran bir devlet bulamazsınız. Çalışanına asgari ücretin altında ödeme yapan özel sektörü cezalandırırken devlet bizzat kendisi bu suçu işleyebiliyor. Asıl konumuz bu olmadığı için üzerinde fazla durmayacağım.

Eğitime verilen ara 30 Nisan’a kadar uzatıldı. 12 Mart’ta “hiçkimseyi mağdur etmeyecek şekilde önlemlerin alınacağını” açıklayan Bakan SELÇUK,  bu sefer “telafi derslerine ücretli öğretmenler girecek o zaman ücret alacaklar” cevabı ile anlaşılması garip bir açıklama yaptı. Öğrencilerin eğitimi aksamasın diye EBA üzerinden uzaktan eğitim verildiğine göre telafi derslerine ihtiyaç duyulacak mıdır? Kaldı ki 30 Nisan’da eğitimin başlayacağını varsaydığımızda 45 günlük eğitimin telafisi fiziken mümkün müdür? 30 Nisan’da tatil yine uzadığı zaman yine de telafi dersleri yapılabilir mi? Aslında bu soruların da Bakan SELÇUK’un açıklamasının da cevabı çok basit… Telafi dersleri diye bir şey olmayacak, ücretli öğretmenlere herhangi bir ödeme yapılmayacak.

Bu kadar salgın telaşı arasında 18 Mart tarihinde 20.000 sözleşmeli öğretmen ataması yapıldı ve en geç 2 Nisan tarihinde göreve başlamaları bildirildi. Salgın sebebiyle okulların tatil olduğu dönemde tam 20.000 öğretmen ataması yapıldı ve yine okulların tatil olduğu dönemde göreve başlatıldı ve okulların tatil olmaya devam ettiği süre boyunca maaş alacaklar. “Yata yata para kazanacaklar” tabiri için EBA’da bu örneği kullanabilirler.

Bir yanda 20.000 kişiye yattıkları yerden 5.200 TL maaş vermeye başlarken diğer taraftan 2.000 TL parayı zar zor alabilen ücretli öğretmeni yok saymak nasıl bir tutumdur? Fırat’ın kenarında su içen kuzunun hakkından dem vuran bir iktidar için doğrusu pek hakkaniyetli bir yaklaşım olduğunu söyleyebiliriz.

İş tabi ki bununla da kalmıyor. Bakan SELÇUK 26 Mart tarihli bir genelge yayınladı. Genelgeye göre kadrolu öğretmenler 30 Nisan’a kadar idari izinli sayılacak ve bu süre zarfında ek derslerinde herhangi bir kesinti yapılmayacak. Buna göre kadrolu öğretmenler 5.200 TL maaşın yanında 1.000 ile 3.000 TL arası ek ders ücretini de alacaklar. Hiç derse girmedikleri halde kadrolu öğretmenler ek ders ücreti alabildiklerine göre aynı inisiyatif neden ücretli öğretmenler için de kullanılmıyor? Özel sektöre işçisini çıkarmasın diye destek veren devlet kendi çalışanına neden aynı özveriyi göstermiyor?

Aslında bu sorun cevabı da çok basit. İktidar yok saymaya alışkın. 80.000 öğretmen dün vardınız bugün yoksunuz diyor kısaca.

Dün de aynısını yapmıştı.

KHK ile bir varsın bir yoksun demişti.

15 Temmuz 2016 dan itibaren her çıkan KHK ile benim gözümde artık sadece sayıdan ibaretsin demişti. Her çıkan KHK ile yeni yoklar oluşturdu. 2 yıl boyunca tam 37 KHK çıkararak 125.000 kişiye yoksun dedi. 80 milyonluk ülkemde yokluklarını 80 kişi bile farketmedi.

Neymiş…. Bir varmış…. Bir yokmuş…..