Said Emre ERENOL /

Bir soruyla başlayalım; Türkiye’nin AKP ile yaşadığı son 18 yılda olan biten icraatlara bakılınca, mevcut yönetim ihanet içinde midir, yoksa gaflet içinde midir? Bu bağlamda, ihanet ile gaflet arasında ne fark vardır?

Bir önerme olarak; “Mevcut yönetim, ülkenin batması, çökmesi, hatta bağımsızlığını kaybetmesi için var gücüyle çalışmaktadır ve bu yönetimin, milli-manevi değerlerimize ve Devletimizin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna inanılan yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı söz konusudur, yahut bu yapılarla irtibatı bulunmaktadır” desek, buna dair ortaya koyacağımız argümanlarımız ve delillerimiz ne olur?

Bu yazıda yukarıdaki soruya ilişkin hükmümüzün ne olduğu somut, ölçülebilir ve açık kaynaklardan derlenen bir kısım istatistiki verilerle açıklanmaktadır. Bir temyiz makamı olarak nihai değerlendirmeyi, bu yazıyı okuduktan sonra henüz akıl sağlığını yitirmemiş okuyuculara bırakıyoruz. Aşağıda çok kısa değinilen her bir konu, başlı başına ele alınabilecek devasa boyuttaki konulardır. Gelmek istediğimiz nokta, ölümcül derecede yanlış politikalar izleyen bir yönetimin icraatlarını başlıklar halinde ortaya koymak ve yıllara yayılmış ihmalleri alt alta yazarak balık hafızalı bir toplumun olaylara bir kez daha bütüncül bakmasına ve bu ihanetleri hatırlamasına yardımcı olmaktır.

İddiacı, iddiasını ispatla yükümlüdür. Birlikte bakalım; Ancak şunu öncelikle ve özellikle vurgulayalım ki, kapatılan 17/25 Aralık 2013 Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturmalarına ve çok şaibeli 15 Temmuz hadiselerine bu yazıda değinmek bile istemiyoruz. Bütün cesameti ve kayıt altına alınmış belgeleriyle ortada duran ve bir gün tekrar açılacak ve öncesi ve sonrası itibarıyla, suça bulaşmış herkesi yargı önüne çıkaracak bu mevzuları şimdilik es geçiyoruz. (Not; “Rejim Değişiminin Bahanesi; 15 Temmuz” adlı yazımız çok yakında yayınlanacaktır.)

  1. Dindar / muhafazakar oldukları, “dindar nesil” yetiştirecekleri iddiasıyla iktidara geldiler. Tabiri caiz ise çok işlek bir caddede bir dükkan açtılar ve bu dükkanda imam-hatip, başörtüsü, ezan, besmele, dindarlık ve bilumum dini söylemler ve enstrümanları sattılar. İktidarlarının 18 yılında; Uyuşturucu kullanma oranı % 74 arttı.[1] Kürtaj yaptırma oranı iki kat arttı.[2] Boşanma vakaları % 11 arttı.[3] Ateistler üçe katlandı. Türban oranı yüzde 13’ten yüzde 9’a düştü. Oruçtutanların oranı da yüzde 77’den yüzde 65’e geriledi. Gençlikte “Deizm”e kayış var.[4] Toplumda namaz kılma oranı %40’tan % 18’e düştü. Bu oran İmam Hatipöğrencileri arasında %13.[5] Din’e biraz mesafeli olan insanları bir tarafa bırakalım, kendini “dindar” olarak tanımlayan insanları bile dinden soğuttular. Cebren ve hile ile İmam Hatip Okulu sayısını artırmanın dindar nesil yetiştirmeye hiç katkısının olmadığı anlaşıldı. Zira gençlerin, mevcut yönetim kadrolarının ve onlar sayesinde semirmiş destekçilerinin ağızlarından düşmeyen din-iman, Allah, Kuran gibi kelimelere değil, yedikleri haram lokmalara ve sonradan görme şatafatlı hallerine bakıp dinden soğudukları görüldü.
  2. Mevcut iktidar, yönetime geldiği 2002’den bu yana İhale Kanunu’nu tam 187 kez değiştirdi.[6] Çalınacak minareyi kılıfına uydurmak ve yandaşları ihya etmek için yapılan bu düzenlemeler halkın gözüne sokula sokula yapıldı, ama milletin orasına burasına koyacağını ifade eden işadamları atı alıp Üsküdar’ı geçti.
  3. Özelleştirme adı altında ülkenin satılmayan değeri kalmadı. AKP döneminde özelleştirmede müthiş bir artış görüldü. Türk Telekom olayında olduğu gibi, bir firma adeta Türkiye Cumhuriyeti’ni dolandırdı ve kaçtı. Türkiye Cumhuriyeti bankalarından çektiği kredilerle, Türk Telekom mülklerini ipotekleyerek özelleştirme ihalesini kazanan firma, birkaç yıl boyunca vatandaştan para topladı, sonra da kredi borcunu ödemeden çekti gitti. Oluşturduğu Milli Güvenlik riskine hiç değinmiyoruz bile. SEKA Kağıt Fabrikası, Paşabahçe Cam Sanayi, Ereğli Demir Çelik, Aselsan Hisseleri, Havelsan Hisseleri, Eti Holding, PETKİM, TÜPRAŞ, Et Balık Kurumu, Sümer Holding, Oyakbank, Gübre ve Sanayi İşletmeleri, Tekel İşletmeleri, Elektrik Dağıtım İşletmeleri, bankalar, santraller, tersane, liman ve gemiler ve abartısız daha yüzlerce değişik fabrika ve işletme, devletin zararına olacak şekilde yabancılara ve yandaşlara peşkeş çekildi. Son olarak şeker fabrikalarının da satılmasıyla birlikte Türkiye’de kamuya ait işletme sayısı 300’lerden 70’lere kadar düştü.[7]
  4. Dış Politikadaki Dengesizlikler ve İtibar Kaybı:
    • Komşularla sıfır sorun” diskuru geliştirdiler. Günümüz itbarıyla sorun yaşamadığımız ülke sayısı sıfır oldu.
    • Rus uçağının düşürülmesi emrini bizzat ben verdim” diyenler,[8] Rus Büyükelçisi Ankara’da suikaste kurban gidince, uçak düşürme işini günah keçisi ilan ettikleri cemaate  yükleyip Rusya’dan özür dilediler.[9]
    • 28 Şubat 2011’de “NATO’nun Libya’da ne işi var?” diyenler,[10] 21 Mart 2011’de (3 hafta sonra), “NATO, Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tespit ve tescil için oraya girmelidir” diyerek Libya’ya asker gönderdiler.
    • Eeey Amerika!, Eeey Almanya!, Eeey İsrail!…” diye kabadayı nidalarıyla ucuz kahramanlık yaptılar. Perde arkasında bu ülkelerle ticaret hacmini ikiye, üçe, İsrail ile dörde katladılar.[11]
    • Mavi Marmara İnsani Yardım gemisi İsrail tarafından basılıp 10 vatandaşımız şehit edilince, ilişkilerin normale dönmesi için İsrail’e tazminat ve özür şartları koydular ve dava açtılar. İstediklerini alamadıkarı gibi İsrail aleyhine açılmış davayı da kapattılar.[12] Üstelik Erdoğan gemi organizatörleri için, “Giderken bana mı sordunuz?” dedi.[13]
    • Almanya’nın Türk bakanlara getirdiği yasağın ardından Hollanda, Türk vatandaşlarıyla bir araya gelerek konuşma yapmayı planlayan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun uçuş iznini iptal etti.[14]
    • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın Hollanda’da Türk Konsolosluğu’na girişine Hollanda Polisi tarafından izin verilmedi. Diplomatik skandal saatler sürdü. Bakan, polis eskortu eşliğinde bölgeden uzaklaştırıldı.[15]
    • Suriye konusunda izlenen politikalar hem milyonlarca Suriye’liyi, hem de Türk Halkını perişan etti, ülkenin sosyal dokusunu bozdu. “Şam’da Emevi Camii’nde namaz kılacağız” diyenler,[16] Suriye’nin Karakozak Köyünde bulunan Süleyman Şah Türbesini, 2015 yılında bölgedeki IŞİD tehdidi nedeniyle Türkiye sınırına yakın Suriye Eşmesi köyüne taşımak zorunda kaldılar.[17]
    • IŞİD’e kaptırılan iki Türk Mehmetçiği, uzun bir
      müddet esaretten sonra Aralık 2016 tarihinde IŞİD’li katiller
      tarafından diri diri yakıldı.[18]
    • En son, Ergenekoncu-Avrasyacı ekibin şantaj
      ve yönlendirmeleriyle NATO/Batı hattına rest çekip, Rusya’ya yanaştılar. Anlaşılmaz bir şekilde; bir taraftan Suriye’deki Esad Rejimini devireceğiz diye cihatçı olarak adlandırılan ve Suriye Rejimine karşı s
      avaşan terörist unsurlara destek verdiler, diğer taraftan Esad Rejiminin ayakta kalmasını sağlayan Rusya ve İran ile mutabakatlar imzalayıp aynı safta yer aldılar. Yine Avrasyacı kanadın telkin ve tehditleriyle 70 yıldır silah ve savunma sistemlerimizi entegre ettiğimiz NATO yörüngesinden Türkiye’yi koparıp, tamamen bu konsept karşıtı yapılanmış Rusya’dan S-400 füzelerinin parçalarını Türkiye’ye getirip koydular. (Dikkat ediniz; füze sistemlerini kurdular demiyoruz, zira hiç bir zaman kurulum yapılmayacak, yapılsa bile active edilmeyecek!) Bu hamle, Türkiye’nin yeni nesil savaş uçağı F-35 programından çıkarılmasını netice verdi. Proje ortaklığı kapsamında F-35’ler için şu ana kadar harcanan paralar ile, hiç bir zaman kullanılamayacak S-400 füzelerine verilen paraların keyfice çarçur edilmesi vatana ihanet kapsamında değerlendirilmesi gereken bir konu değil midir? Bu zararlar kime ödettirilecektir?
    • Bir taraftan Rusya ile ittifaklar kurarken, diğer taraftan Rusya ile ciddi sorunlar yaşayan Ukrayna’ya çok yakın zamanda 36 milyon dolar (200 milyon TL) askeri yardım yapılması[19], ya da Rusya ile oynaşırken ABD’ye (NATO’ya) göz kırpılması, hangi stratejik aklın ya da kurmay zekanın ürünüdür? Bu ikircikli ve şahsiyetsiz politikalar, son zamanlarda ittifak ettikleri Rusya’yı bile kızdırdı ve çok soğukkanlı, bir o kadar da stratejik hareket eden Rusya’nın, Suriye’de askerlerimizi şehit etmesini netice verdi. Suriye’de Rusya’dan habersiz kuş uçurması bile mümkün olmayan Esad rejiminin Türk Askeri konvoyuna hava saldırısı düzenlediği haberlerine ancak A-Haber kitlesi inanır. Bu kahreden saldırıdan sonra resmi açıklamalara göre 36, gayr-i resmi açıklamalara göre ise, iki yüzden fazla Türk askeri ne yazık ki hayatını kaybetti. Yaşanan bu saldırıdan sonra verilen kayıplar mı, yoksa şehit tabutuna kolunu dayayıp, “Şehitler tepesi boş kalmayacak!” diyen ve şehit kanları üzerinden oy devşiren bir iktidarın hâlâ toplumsal destek görmesi mi daha acı vericidir, bilemiyoruz. Bu arada, “Şehitler tepesi boş kalmayacak!” sözünü bir facia olarak görüyor ve şöyle anlıyoruz; İzleyeceğimiz politikalarla biz daha çok askerimizin, polisimizin, vatandaşlarımızın ölümüne zemin hazırlayacağız, bu kan hep akacak!

Daha bunun gibi onlarca hatta yüzlerce skandal, Türkiye’nin itibarını yerle bir etti. Türkiye’yi, güvensiz, ikircikli, kaba, rotasını bilmez, tutarsız, itibarsız bir ülke durumuna düşürdü.

En son Erdoğan ve ekibinin, askerlerimizi şehit ettiren ülke başkanının ayağına gitmesi ve Bakanların Putin’in huzurunda öksüz çocuklar gibi boyun büküp el pence divan duruşları, “İtibardan tasarruf olmaz”, “Dünyaya Türkiye’nin gücünü gösterdik” gibi hamasi nutuklar atanların, ancak Türkiye’deki şuursuz kalabalıkları kandırabildiğini göstermiştir. Adına muhalefet denen kravatlı şuursuzların ise, Suriye politikaları konusunda Erdoğan’ı ve iktidarını yerden yere vurmaları ve ülkeyi uçuruma sürükleyen bu iktidarı alaşağı etmeleri gerekirken; “Şehit askerlere saygısızlık addedilir ve puan kaybederiz” korkusuyla “Milli birlik ve beraberlik” vurgusu altında Meclis’te ortak deklerasyonlara imza atmaları, böylece Erdoğan’a dolaylı destek çıkmaları, ihanet sarmalında efsunlanmış bir ülkenin içine düştüğü acziyeti ve rezilliği göstermektedir. (Devam edecek)

[1] https://www.dogrulukpayi.com/bulten/dunyada-ve-turkiye-de-uyusturucu-kullanimi

[2] https://www.medimagazin.com.tr/guncel//tr-kurtaj-vakalari-iki-kat-artti-11-14-67306.html

[3] https://www.haberturk.com/evlenme-ve-bosanma-istatistikleri-aciklandi-2389156-ekonomi

[4] https://tr.euronews.com/2019/01/03/konda-nin-toplumsal-degisim-raporuna-gore-turkiye-de-inancsizlik-yukseliste

[5] http://bedirhaber.com/haber/ozkok-kindar-ve-dindar-nesil-de-31468.html

[6] http://www.bursadabugun.com/haber/kamu-ihale-kanunu-16-yilda-187-kez-degisti-1140289.html

[7]http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/1084925/iste_AKP_doneminde_satilanlarin_listesi.html

[8] https://www.internethaber.com/davutoglu-ucagin-vurulma-emrini-bizzat-ben-verdim-video-galerisi-1702060.htm

[9] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2016/07/23/ucak-krizini-feto-cikardi

[10] https://www.ntv.com.tr/turkiye/natonun-libyada-ne-isi-var,6VO1xU5PmkGhAGJtyRD3qA

[11] https://www.istanbulgercegi.com/israille-ticaret-akp-doneminde-dorde-katlandi_144294.html

[12] https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-38266046

[13] https://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/erdogandan-mavi-marmara-fircasi-giderken-bana-mi-sordunuz-1297094/

[14] https://tr.euronews.com/2017/03/11/hollanda-disisleri-bakani-mevlut-cavusoglu-nun-ucus-iznini-iptal-etti

[15] http://www.hurriyet.com.tr/dunya/son-dakika-hollandada-skandal-bakan-kayayi-konsolosluga-sokmadilar-40392174

[16] http://www.islamianaliz.com/h/64618/davutoglundan-emevi-camii-mesaji

[17] https://www.sabah.com.tr/gundem/2015/02/22/suleyman-sah-turbesi-nereye-tasindi

[18] http://acilnews.com/2016/12/vahset-isidturk-askerlerini-esir-alip-diri-diri-yakti-video-izle-21/

[19] https://qha.com.tr/haberler/turkiye-den-ukrayna-ya-milyon-dolarlik-askeri-destek/154893/