Av. Osman ZEREY /

Amiral Husband Kimmel, Japon İmparatorluk Donanması’nın Pearl Harbor’a yaptığı saldırı esnasında Amerikan Pasifik Filosu’nu yönetiyordu. Amiral Kimmel, rasyonel kanıtları göz ardı ederek Pearl Harbor saldırısına karşı gerekli önlemleri almamakla suçlanmıştı. Saldırıya yönelik çok sayıda uyarı ve istihbaratı dikkate almayan Kimmel, askerleri muhtemel bir saldırıya karşı alarma geçirmek yerine standart eğitim faaliyetlerine devam etmişti. Sonuç ise bir felaketti, 12 Amerikan savaş gemisi ciddi şekilde hasara uğramış veya batırılmış, 188 savaş uçağı imha edilmiş ve 2.403 Amerikan askeri ile 68 sivil ölmüştü.

Yanlış görüşlerden vazgeçme isteksizliğini irrasyonel davranış kalıpları içinde değerlendiren Stuart Sutherland bu durumu ‘kanıtları göz ardı etme’ olarak tanımlar ve “insanlar bir kere karar aldılar mı, kararlarının yanlış olduğuna dair çok güçlü̈ kanıtlarla karşılaşsalar bile kararlarını değiştirmeyi hiç istemezler” diyerek özetler.

Türkiye’nin Suriye politikası da çığırından çıkmış durumda. Politikanın hatalı olduğu yönündeki onlarca somut kanıt AKP rejimi tarafından görmezden geliniyor. Son İdlib saldırısında verdiğimiz 36 şehit bile Suriye konusundaki politik ve askeri stratejinin gözden geçirilmesi için somut bir veri olarak kabul edilmiyor. Aksine mevcut durumu bastırmak amacıyla çok çeşitli pr çalışmaları sahneleniyor iktidar tarafından.

“S-400’ler kullanılamıyor, %70 pilot eksiği var, gemi personeli tecrübesiz ve eksik. Rus tehdidi nedeniyle, Kıbrıs’ın doğusuna Deniz Kuvvetleri harp gemisi gönderemeyecek, Hava Kuvvetleri uçak uçuramayacak hale geldi. Ülkemin düşürüldüğü acziyet, yürekler acısı…” diyor bir uzman. Ama çığlığını duyurabilmesi şu konjonktürde pek mümkün görünmüyor.

Suriye meselesi veya İdlib’deki şehitlerimiz değil aslında bu yazının konusu. 36 şehit ve AKP rejiminin bu konudaki propagandası, Türkiye’yi esir almış irrasyonaliteyi anlamamız için çok korkunç bir örnek sadece.

Daha geniş bir açıdan Türkiye’ye baktığımızda, tablo zannedilenden daha korkunç. Başka bir örnekle açalım konuyu. Türkiye, İdlib’te 33 askerin şehit olmasının ardından, adım atmayan Avrupa’ya karşı sınır kapılarını açarak göçmen kontrolünü bıraktı. Bu gelişme üzerine Odatv bugün yaptığı bir haberde şu soruyu sordu: “Peki, Türkiye’yi terk edenler arasında FETÖ’cüler olabilir mi?” Üstelik “Şeytanın gör dediği” başlığıyla duyurdu bu haberi.

Odatv’nin “fetö” şeytanlaştırmasındaki rolü herkesin malumu. Ama savaştan dolayı ülkelerinden kaçmak zorunda kalmış mültecilerin yaşadığı acıları istismar edip bir de bu durumdan “fetö” haberciliği çıkarmaları nereden bakarsanız tam bir ‘şeytanlık’.

Rasyonel durum aslında şöyle; AKP rejimi 1 milyon insan hakkında hukuki olmayan nedenlerle terör soruşturması yürütüyor. 200 bin kişi gözaltına alındı, 100 bin kişi tutuklandı. Onlarca kişi kaçırıldı. Binlerce işkence vakası rapor edildi. 150 bin insan işinden edildi. Sağlık sigortaları iptal edildi. Bankadan para çekmelerine bile müsaade edilmiyor. Çalışmalarına izin verilmiyor. Sosyal ölüme tabi tutuluyorlar. AKP rejimi toplu yok etme stratejisi uyguluyor bir gruba karşı. Böyle olunca insanlar ülkelerinden kaçmıyorlar, rejim tarafından yaşam hakları ellerinden alındığından gönülsüz olarak ve hayatlarını idame ettirebilmek için göçe zorlanıyorlar. Ancak irrasyonelite o kadar domine etmiş ki toplumu, Odatv’nin bu haberi normalmiş gibi karşılanabiliyor.

Türkiye neredeyse İdlib’de bir Pearl Harbor vakası yaşadı. Bu durumda yapılması gereken amiralinden generaline medyasından cumhurbaşkanına sorumluluğu olanları tespit etmek ve hatalı stratejiyi bulup düzeltmek olması gerekirken, tam aksi yönde mevcut irrasyonalitenin alanını daha da genişletecek şekilde “fetö” propagandasına devam ediliyor.

Türkiye’nin bu irrasyonel kabustan uyanması için kaç tane daha İdlib benzeri Pearl Harbor yaşaması gerekiyor?