Cemil EMİN /

Odatv ve Pelikancılar Gezi olaylarını “fetö” şeytanlaştırması üzerinden izah etmeye çalışırken pişti oldular. Habercilik değil propaganda makinası olarak faaliyet gösteren iki grup da yaydıkları nefret söyleminin etkisiyle düştükleri hatayı henüz görebilmiş değiller.

Bugün sabah saatlerinde Gezi Parkı olayları ile ilgili aralarında Osman Kavala’nın da bulunduğu 16 kişinin yargılandığı davada mahkeme 9 sanık hakkında beraat kararı verdi, 7 sanığın ise dosyası ayrıldı. Ancak akşam saatlerinde Osman Kavala hakkında henüz tahliye edilmeden ayrı bir soruşturmadan ötürü tekrar gözaltı kararı çıkarıldı serbest kalması engellendi.

Böylece Gezi eylemleri tekrar gündem oldu. Gezi hakkında çok fazla şey söyleniyor. Biz burada özellikle iki grubun söylemleri üzerinde durmak istiyoruz. Pelikancılar, hükümete karşı girişilen bir kalkışma, bir darbe girişimi olarak anlatıp durdukları Gezi olaylarını 15 Temmuz sonrası süreçte “fetö” eylemi olarak lanse etmeye başladılar. Odatv ise tam aksi yönde Gezi’nin “fetö” karşıtı olduğunu iddia etti. Peki gerçekte ne oldu?

Bunu anlamak için Gezi’nin “fetö” eylemi olduğunu iddia edenler ile Gezi’nin “fetö” karşıtı olduğunu iddia edenlerin argümanlarını sayarak başlayalım.

Pelikan tezleri

Pelikancılar’ın Gezi’ye yaklaşımı özetle şöyle; “FETÖ’nün 17 Aralık’ta yargısal, 15 Temmuz’da askerî darbe girişimlerine kalkışmadan önce ‘toplumsal kaos’ üzerinden hükûmeti yıkmayı planladığı anlaşılıyor. Olayları kışkırtan polis müdürlerinin FETÖ’cü çıkması’ “Gezi”nin hükûmetin yıkılmasına yönelik provokasyon olduğunu tescil ediyor.” Bu tezi ispat için de sadece 3 polis müdürü hakkındaki bazı iddiaları delil olarak sunuyorlar.

  1. Dönemin İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ramazan Emekli, zabıtalara Gezi Parkı’ndaki çadırların yakılması talimatını verdi ve “fetö”cü çıktı.
  2. Dönemin İstanbul Güvenlik Şube Müdürü Yunus Dolar eylemcilerin provoke edilmesi doğrultusunda talimatlar yağdıran bir diğer isim ve “fetöcü”.
  3. Dönemin İstanbul Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı Mithat Aynacı eylemcileri kışkırtmaya çalıştı, keyfi gözaltılar yaptı ve “fetöcü”.

Odatv’nin tezleri
Odatv’nin derledik dediği iddiaların özeti ise şöyle; “Gezi direnişinin olduğu dönemde AKP ve FETÖ birbirine destek veriyordu. Henüz 17 Aralık operasyonları olmamıştı. AKP’liler Gülen’e “Hocaefendi” derken, FETÖ’cüler AKP’nin savunuculuğunu yapıyordu. Ancak iki yapının arasının bozulması, AKP tarafından milyonlarca insanın katıldığı Gezi’ye FETÖ’cü suçlamasının yapılmasına neden oldu.” Bu tezi ispat için ortaya koydukları delilleri de şöyle sıralıyorlar:

  1. Emniyet Müdür Yardımcısı Ramazan Emekli “fetöcü” çıktı.
  2. Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı Mithat Aynacı “fetöcü” çıktı.
  3. Güvenlik Şube Müdürü Yunus Dolar “fetöcü” çıktı.
  4. Gezi Parkı eylemlerinde öne çıkan Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı üyeleri savcı Muammer Akkaş tarafından sorgulandı.
  5. Zaman gazetesi, “Çevre duyarlılığı yakıp yıkmaya dönüştü” başlıklı bir haber yaparak dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’a destek verdi.
  6. “Camide bira içtiler” yalanı ile ilgili Cihan Haber Ajansı’nın yayımladığı görüntülerde cami dışında, ayakkabıların konulduğu bölümde bira kutusu görüldü.
  7. Fethullah Gülen, 6 Haziran 2013 tarihli açıklamasında eylemcilere hakaret etti.
  8. Kabataş yalanına Zaman gazetesi destek verdi.
  9. Dönemin Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın “fetö”den tutuklandı.
  10. Hakan Şükür Gezi karşıtı twitler attı.
  11. Ergenekon ve Balyoz sanıkları eylemlere destek verirken, “fetö” ve PKK karşısında yer almıştı.

Tezlerin karşılaştırılması

Odatv’nin iddialarının ilk 4’ü haricindekilerin tamamı ifade özgürlüğü ve basın yayın faaliyetleri kapsamında değerlendirilebilecek hususlar. Bu delillerle terör örgütüne iltisak veya terör eylemi suçlaması yapmak ancak Odatv’ye yakışır. Ayrıca ismi geçen muhataplar bu iddiaların cevaplarını verebilirler ve bir kısmına da verilen cevaplar medyadan erişilebilir durumda. Ancak özellikle ilk 3 iddia ile ilgili garip bir durum var.

Görüldüğü üzere Pelikancılar’ın ve Odatv’nin ilk 3 delili birebir aynı. Aynı iddialardan farklı neticeler çıkarıyorlar. İki grup da Ramazan Emekli, Mithat Aynacı ve Yunus Dolar’ın “fetö”cü olduğunu iddia ediyorlar ve biri bunu Gezi’nin “fetö” eylemi olduğunu ispat için kullanırken diğeri aynı iddiayı Gezi’nin “fetö” karşıtı olduğunu ispat için kullanıyor. Burada emniyet müdürlerinin Gezi olaylarındaki rollerine girmeyeceğiz, kendileri bu iddiaların cevabını verebilir.

Ancak daha önemli bir nokta var. Türkiye’deki “fetö” şeytanlaştırmasının işleyiş tarzını çok net olarak ortaya koyan bir done. Türkiye gerçeklik algısı ile bağlarını tamamen koparmış durumda. Reel durumlar üzerinden rasyonel çıkarımlar yapılamaz hale geldi. “Fetö” kavramı bütün gerçeklikleri yutan ve oluşturulmak istenen algının yönüne göre tekrar tekrar ve birbirine tamamen zıt konseptlerde rahatlıkla kullanılabilen bir olgu haline geldi. Gezi olaylarının yorumlanma tarzı bu gerçek üstü durumun tipik bir örneği.

Aynı şeyi söylüyorlar, tartışırken aynı argümanları kullanıyorlar. Söylemleri birebir aynı. Dinlerken, okurken veya izlerken aralarında sanki bir kavga varmış gibi görünüyor. Birkaç adım geriye çekilip biraz daha bütüncül baktığınızda aslında birbirlerine çok benzediklerini görüyorsunuz. Her ikisinin de insani değerler, basın ilkeleri, demokrasi veya hukuk gibi bir dertlerinin olmadığını anlıyorsunuz.

Pelikancılar ile Odatv’nin kamuoyu algısı oluşturmada çok etkin roller üstlendiği maalesef gerçek. Ancak asıl üzücü olan Gezi eylemcilerinin, ‘gezi ruhu’ denilen ve ötekileştirmeye karşı güçlü bir tepki olarak ortaya çıkan olumlu düşüncülerin, Türkiye’deki nefret söyleminin önemli mimarlarından biri olan Odatv gibi bir propaganda makinesi tarafından istismar edilmesine müsaade etmeleri.