Cemil EMİN /

Suç örgütü lideri Sedat PEKER, en son 12 Mart 2005 tarihinde Kelebek Operasyonu kapsamında tutuklandı. 31 Ocak 2007 tarihinde İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava sonucunda alınan kararda “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek”, “hürriyetinden yoksun bırakmak” ve “evrakta sahtecilik” gibi suçlardan dolayı toplam 14 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Ergenekon davasından da 10 yıl ceza aldı.

Uzun tutukluluk sürelerinin kanun ile düşürülmesiyle 17/25 süreci sonrası, 2014 yılında, cezaevinden erken tahliye edildi.

PEKER kamuoyunda Ergenekon Operasyonları nedeniyle yıllarca tutuklu kaldığını belirterek Hükümet ile Ulusalcılar arasında oluşan konsensüsten faydalansa da esas olarak Organize Suç Örgütü yöneticiliğinden hükümlü olarak cezaevinde bulunmaktaydı.

Bir Suç Örgütü Liderinin ULUSALCILIK kimliğinden AKP militanlığına giden dönüşümü

PEKER’in yakın geçmişi incelendiğinde Türkiye’de karanlık yapıların planları doğrultusunda sahaya sürülen bir isim olduğu anlaşılmaktadır.

Sıradan bir organize suç örgütü lideriyken, Ergenekon örgütü yöneticisi Veli KÜÇÜK’ün kontrol ve denetiminde, medya ve PR çalışmalarıyla da parlatılan PEKER’e BABALAR ÜSTÜ BABA görevi verildiği, Ergekon Soruşturma dosyalarına girmiş vr 2000li yıllar ve devamında AKP iktidarına karşı şekillendirilen ULUSALCILIK faaliyetlerinin organizasyonun da Sedat PEKER’e de rol verilmiştir.

2003 yılı itibariyle “ozturkler.com” aracılığıyla yayın yapan ve “Türkçülük” olarak lanse edilen çalışmalar yürüten internet sitesi Sedat PEKER grubu tarafından işletilmiştir. Açılışında siyasetçiden emekli paşalara kadar yaklaşık 1.500 davetli yer almıştır.

AKP’nin AB değerlerine endeksli parti programı ve dönemin askeri konjonktürüne hedef olan faaliyetlerine karşı toplumda sivil unsurlar aracılığıyla AKP karşıtı faaliyetler organize edilmiştir. Faili meçhuller merkezi JİTEM ile adı anılan Emekli General Veli KÜÇÜK’ün kontrolünde bulunan Sedat PEKER; İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı Levent TEMİZ ve İşçi Partisi Öncü Gençlik İstanbul İl Başkanı Mehmet PERİNÇEK ile birlikte İstanbul’da 30 Ağustos mitingleri düzenlemişlerdir.

1980 döneminde kanlı bıçaklı olan bu 2 grup ilk defa bu şekilde AKP karşıtı olarak bir araya getirilmiş ve Ergenekon Operasyonlarına kadar giden süreç bu şekilde başlamıştır.

17-25 Aralık sonrası ERDOĞAN’ın yeşil ışık yaktığı isimlerden birisi de mafya lideri Sedat PEKER olmuştur. PEKER, bu süreçte Cumhurbaşkanı ile aynı nikâha katılacak kadar bürokratik ilişki geliştirdi. Resimde yazar Taha Ün ile Emine Erdoğan’ın özel kalem müdiresi Sema Silkin’in düğününde ERDOĞAN mafya lideri Sedat PEKER ve Mavi Marmara organizasyonu ile tanınan İHH Başkanı Bülent YILDIRIM ile muhabbet ederken görülüyor.

ERDOĞAN yakınlaşması sonrası PEKER

PEKER 2016 yılı Ocak ayında Barış Bildirisine imza atan 1128 Akademisyene yönelik sarf ettiği “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız” şeklindeki açıklamalarıyla bir anda kamuoyunun gündemine oturdu.

Daha önce de Rize’de bir mitingde “oluk oluk kan akacak” ifadesini kullanan PEKER kamuoyu tepkisi üzerine yabancı ülkeleri kast ettiğini açıklamıştı.

Türkiye’nin Başkanlık Sistemine geçiş için yapılacak referandum öncesi 2017 Mart ayında Almanya’da Hayır mitingi düzenleyen Türkleri “terörist” olarak niteleyen PEKER, konuşmasında Avrupa’ya yönelik tehditler sıraladı.  “Hayata korkusuzca bakanlar ölümden de korkmazlar öğretisiyle yetişen neslimizin Avrupa’nın her noktasında Gezi olaylarından çok daha beter olan şeyleri nasıl yapabileceğimizi, o gün geldiği zaman tam olarak öğrenecekler” şeklinde sözleriyle Avrupa şehirlerini hedef gösterdi.

2017 yılı 15 Temmuz etkinliklerinde Gülen Cemaati mensuplarını hedef alarak “Erdoğan eceliyle bile ölse onları en yakın bayrak direklerine asacağız, ağaçlara asacağız” şeklinde konuşma yapmıştır. Aynı konuşmada; Ankara’dan Adalet yürüyüşü başlatan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Maltepe Cezaevinde tutuklu bulunan gazeteci yazar CHP Milletvekili Enis BERBEROĞLU ziyaretini kastederek “neymiş, Maltepe Cezaevi’ni basacaklarmış, arkadaşlarını çıkaracaklarmış. Büyük bir devrimin başlangıcı olacakmış. Onların düşündüğü gibi cezaevleri de bir gün basılacak. Ancak vallahi onların hayal ettiği gibi değil. Dışarıda yakaladıklarımızın hepsini ağaçlara, bayrak direklerine astıktan sonra o cezaevlerine de gireceğiz. Onları cezaevlerinde de asacağız. Boyunlarından asacağız bayrak direklerine” şeklinde toplumda AKP muhalifi herkesimi bastırma ve sindirmeye çalışmıştır.

Ağustos 2019’da yine katıldığı bir açılış töreninde bulunan kalabalığa “silahlanma çağrısında” bulunmuştur.

Akademisyenleri ölümle tehdit ettiği, insanları ağaçlara asmakla tehdit ettiği ve silahlanma çağrısına ilişkin açıklamalarına yönelik açılan göstermelik soruşturmaların hepsi takipsizlik verilerek kapatılmıştır.

Erdoğan rejiminin Suriye politikasında taşeron olarak kullanmaya başladığı Sedat PEKER 2019 yılı Ocak ayında Özgür Suriye Ordusu’na yönelik yaptığı yardımlarla gündeme geldi. PEKER sosyal medyadan yaptığı açıklamada ÖSO’ya “kamuflaj, bilgisayar, çelik yelek, bot, arazi araçları ve drone gönderdiğini açıklamıştı. İstihbarat örgütlerinin, ulusal suç örgütlerini ve liderlerini kullandığından, bu yardımların (!) MİT’in organizasyonu olduğunu, PEKER’in sadece kağıt üzerinde ismi gözüktüğünü belirtmekte bir mahsur yok. Susurluk Kazası sonrası ortaya saçılan bilgilerde de bu durum net şekilde ortaya çıkmıştır. Alaettin ÇAKICI vb mafyaların Avrupa’da ki silahlı infaz eylemlerını de bu kapsamda degerlendırebılırız.

PEKER’in BALKAN Açılımı

Şubat ayı başında Türk medyasında Sedat PEKER’in KARADAĞ’a kaçması manşet oldu. Peker’in basına yansıyan ilk Karadağ ziyareti 2019 Ekim ayında olmuştu. Azeri asıllı Rus İşadamı Telman İsmailov’un  misafiri olarak Karadağ’da bulunan PEKER’in Karadağ Başbakan yardımcısı ile Başbakanlık binasında sohbet ettiği, kaldığı otelde Ulaştırma Bakanı tarafından ziyaret edildiği yazıldı. 50 yaşına merdiven dayayan PEKER’in üniversite okumak olarak açıkladığı Karadağ’a yerleşmesini hasımlarından “AB’ye katılmaya hazırlanan ülkenin ilişkilerini kullanarak ticari ve siyasi rant elde etme” şeklinde yorumlayanlar olmuştur.

Bu durum bizim PEKER’in , ERDOĞAN’ın Balkanlar üzerinden Avrupa’daki uzun kolu olma adayı olduğuna şüphemizi arttırmaktadır.

Suriye’de cihadist gruplara silah ve mühimmat desteği sonrası milyonların göçüne sebep olan ve Avrupa’yı bu göç ile tehdit eden ERDOĞAN’ın “siyasal İslam” düşüncesi Balkan ülkelerinde karşılık bulmaktadır.

Erdoğan’ın paramiliter gruplarla Avrupa’da örgütlendiği ve talimatlar gönderdiği Alman makamlarının dikkatini çekmiştir. Metin KÜLÜNK tarafından finanse edildiği tespit edilen Osmanen Germanie çetesinin liderlerinin Erdoğan’ın yakın çevresiyle resimleri basına yansımış ve MİT tarafından organize edilen yapılar olduğu yazılmıştı.

Twitterda 240 bine yakın takipçisi ile sıkı bir sosyal medya kullanıcısı olan PEKER’in Avrupa’nın bir çok kentinde takipçisi bulunmaktadır. Daha önce MİT eliyle ÖSO’ya yapılan yardımların Sedat PEKER aracılığıyla yapıldığı bu yeni dönemde PEKER’in Karadağ’da kontrolsüz bir şekilde bulunduğu düşünülemez. PEKER’in ancak Erdoğan rejiminin Avrupa markajı planlamasında yeni piyon olarak sahaya sürüldüğü söylenebilir.

Susurluk soruşturması kapsamında tutuklanan Eski MİT görevlisi Korkut EKEN’in Sedat PEKER ile görevi itibariyle ve görevin ciddiyetiyle tanıştırıldığını ve arkadaş olduğunu mahkemede beyan etmesinden yola çıktığımızda PEKER’in Türk İstihbarat birimi için ne kadar önemli olduğunu gözardı etmemek gerekir.

PEKER’in sosyal medya üzerinden yayınladığı mesajların birinde Çeçenlerin Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından eğitilerek Moskova’da eylem yapmaları gerektiğini belirtmiştir.

PEKER’in başka bir paylaşımında ise “Avrupa’nın her noktasında Gezi olaylarından çok daha beter olan şeyleri nasıl yapabileceğimizi, o gün geldiği zaman tam olarak öğrenecekler” diyerek açıkça Avrupa ülkelerini tehdit ettiği görülmektedir.

17-25 Aralık Yolsuzluk Operasyonlar sonrasında Tayyip ERDOĞAN ile yakın ilişkiye girmesi, Çeçen Savaşçılar ile iltisaklı olması, yardım tırları göndererek açıktan Özgür Suriye Ordusuna destek vermesi ve Türk İstihbarat teşkilatı ile yakın teması koparmaması gibi durumlar bir araya geldiğinde Sedat PEKER’in Karadağ’a –sözüm ona- üniversite eğitimini tamamlamak için yerleştiğine inanmak komik olacaktır. PEKER’in daha ülkeye gider gitmez Karadağ Başbakan yardımcısı ve bakanları ile yakın temasa geçmiş olduğunu da göz önüne aldığımızda Cumhurbaşkanı ERDOĞAN ve çevresinin planladığı derin faaliyetlerin sahne önündeki figürü olduğu söylenebilir.

ERDOĞAN’ın Avrupayı sürekli suriyeli göçmenlere sınır kapılarını açmakla tehdit ettiğini unutmayalım. Masaya oturduğunda elinde kozlar olmasını isteyen ERDOĞAN’ın bir kozu da, Avrupa şehirlerini alenen terör eylemleri ile tehdit eden Sedat PEKER’dir.