Av. Ömer TURANLI /

Burhan Kuzu’nun yazdıklarının sürecin tahlili anlamında önemli bir kaynak olduğunu kabul edelim. Hukukçuluğu, akademisyenliği, olayları tahlili, insanlara karşı saygısız olmasına rağmen kendisine saygı gösterilmesini istemesi nedeniyle, haklı olarak neredeyse toplumun tüm kesimleri tarafından eleştirilmektedir. Kuzu, yazdıkları ve söyledikleriyle kendi içinde kabullenmedikleri duygu, düşünce, niyet ve eylemleri başkalarına aitmiş gibi zannedip ona saldırmak şeklinde gözüken ruhsal bozukluğu çok net ortaya koymaktadır. Tabi ki bu özellik AKP yöneticilerinin büyük çoğunluğunda da var. Biz, şimdilik Kuzu özelinde ruhsal bozukluğun nasıl sonuçlar doğurduğuna bakalım.

Konu, Burhan Kuzu’nun İranlı uyuşturucu kaçakçısı olduğu iddia edilen Zindaşti’nin serbest bırakılması için soruşturma savcısı ve sulh ceza hakimiyle görüşmesi üzerine yaşanan tartışmalar. Zindaşti’yi tahliye eden Hakim Cevdet Özcan HSK müfettişlerine ifade vermiş ve ifadesinde, karardan önce Burhan Kuzu tarafından arandığını ve kendisine telkinde bulunulduğunu ifade etmiş. Soruşturma savcısı Özkan Gürel de HSK müfettişine verdiği ifadede, Külliyeden arandığını ve Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Burhan Kuzu’nun kendisiyle görüşmek istediğini söyleyerek, Burhan Kuzu, İran’la ilişkilerimiz açısından faydalı olacağından bahsederek Zindaşti’nin serbest bırakılmasını telkin etmiş.

Aslında yaşanan hadisede şaşırılacak bir durum yok! Külliyenin, külliyedekilerin yargıya müdahale etmeleri yeni ve gizli bir faaliyet değil. Cumhurbaşkanı, mahkemelere yaptığı baskıyı aleni olarak anlatıyor zaten. Bu tartışmada bizim dikkatimizi çeken kısım Burhan Kuzu’nun olaya yaklaşımı.

İsmail Saymaz, gazetecilik refleksiyle Burhan Kuzu olayını tahlil etmiş ve Burhan Kuzu’nun baskı yaptığı hakim ve savcının ifadelerini paylaşmış. Burhan Kuzu da bu olaya kızmış ve üzerinde çokça düşünülmesi gereken o cümleyi twitter hesabından yazmış.

Şöyle diyor Kuzu, ‘İsmail Saymaz ve Barış Yarkadaş,sizin yaptığınızın adı gazetecilik değil tetikçiliktir.Zindaşti konusu, şahsıma karşı yürütülen ve AK Parti’ye zarar vermek istenen bir FETÖ kumpasıdır. Hiçbir hakimi arayıp baskı kurmadım. Ortada bir mahkeme kararı mı var? Yargısız infaz yapmayın.’

Bu ifadeleriyle Kuzu, nasıl yani denilecek şekilde olayı Fetö kumpasına bağlamış. Hakim ve savcı, ifadelerinde bizi aradı ve Zindaşti’yi serbest bırakmamızı istedi diyorlar, medyada Kuzu’nun Zindaşti ile birlikte olduğu fotolar paylaşılıyor, yapılan programlarda kendisine savunma hakkı verildiği söyleniyor ancak Kuzu yapılanların kendisine ve AKP’ye kurulan bir kumpas olduğunu söylüyor. Sadece kendisine de değil AKP’ye de kurulmuş bir kumpasmış.

Kuzu’nun kendince yaptığı tespit bu zamana kadar atılan iftiralara yönelik bir itirafı da barındırıyor. Nasıl mı? Kuzu, kendine ait kusur ve davranışları kendisine söylemesi gerekirken başkalarına yansıtma hastalığına sahip olduğunu anlayanlar için itiraf etmiş oldu. Kumpasçı da, iftiracı da, yalancı da aslında kendileri, ancak bunu başkalarına yansıtarak kumpasçının da yalancının da iftiracının da başkası olduğunu zannediyorlar.

Bu hastalık sahipleri, ( AKP yöneticilerinin büyük çoğunluğu) kendi suçlarını başkalarına atarlar, yaptıklarını inkar ederler, kusurlarını redederler, kendi yaptıklarını makul ve makbul gibi görürler, kendilerini mükemmel başkasını küçük görürler, kendinde olan kusurları başkasına mal edip öyle görmek ve göstermek için çalışırlar. Suçlamak, kınamak, yargılamak, eleştirmek, bilmişlik taslamak, ezmeye ve sindirmeye çalışmak bu zihniyetin özelliğidir.

Kuzu özelinde diğer AKP yöneticilerinin yaptıklarına ve söylediklerine bakıldığında evet bu özellikler bu zihniyette var demek mümkün.

Kuzu’nun yazdığı üç satırlık yazıyla, eleştirdiği şeylerin yazdıklarıyla bizzat kendisi tarafından yapıldığını görmek mümkün. ‘Ortada bir mahkeme kararı mı var? Yargısız infaz yapmayın’ derken suçladığı şeyleri kendisinin yaptığını gözümüzün içine sokarak gösteriyor. Kendisi yargısız infaz yapıyor ama karşısındakilerin yaptığını söylüyor. Bunları da saygısızca, hakaret ederek anlamsız ve mantıksız bir şekilde söylüyor.

Herkesin gözü önünde yaşanan olaylar için kumpas diyen bu zihniyet sahiplerinin diğer kumpas ithamlarına bir kez de bu gözle bakmakta fayda var.