Av. Nurullah ALBAYRAK /

Barış Terkoğlu, Cumhuriyet gazetesinde Boru değil günah defteri başlığı altında bir yazı yazdı. Yazıda yer alan bilgilerle olayların nasıl çarpıtıldığını, doğrularla yanlışların nasıl ters yüz edildiğini ve Terörle Mücadele yasası kapsamında yapılan değerlendirmelerle de düşüncelerinin evrensel hukuk standartlarından ne kadar uzak olduğunu bir kez daha görmüş olduk.

Yazıda birden fazla iddia var ancak, bu aşamada sadece Terörle Mücadele Kanununda 2006 yılında yapılan değişiklikle Sayın Fetullah Gülen’in beraati arasında kurulan ilişkinin gerçek olmadığını anlatacağım.

Terkoğlu yazısında, ‘Komisyonda kendi teklifini değiştiren AKP sayesinde 29 Haziran 2006’da, Terörle Mücadele Kanunu’nun “Terör Tanımı” başlıklı 1. maddesinde yapılan değişiklik ile terör örgütü tanımına cürüm işleme ve silahlı eylem şartı getirildi. O dönem komisyonda CHP’liler “silahsız terör” ifadesinin varlığını savunurken, AKP’li Hüsrev Kutlu “terörist olmayan insanları terörist göstermeye çalışıyorsunuz” diyecekti. Değişen yasayla FETÖ’nün istediği olmuştu. Karar, Gülen’in hukuki durumunu güçlendirdi ve Gülen beraat etti.’ Şeklinde bir bilgi paylaştı ve bu bilgiyi de Adalet eski bakanı Cemil Çiçek’in açıklamalarıyla da desteklemiş.

Terkoğlu’na göre Sayın Gülen’in beraat etmesi, Terörle Mücadele Yasasının tanımında yapılan 29 Haziran 2006 tarihli değişiklikle olmuş. 29 Haziran 2006 tarihli terörle mücadele yasasında yapılan değişiklikle terör tanımı başlıklı 1. maddede, cürüm işleme ve silahlı eylem şartı gibi bir düzenleme yapılmış ve Cemaatin istediği olmuş. Bu durum da Sayın Gülen’in beraatini sağlamış.

Bu iddia doğru değil demiyorum açıkça yalan bir iddia. Aslında bu iddianın yalan olduğu biraz araştırma yapılarak da öğrenilebilir.

Öncelikle, terör tanımında yasanın ilk düzenlendiği 1991 yılından itibaren bugüne kadar cürüm işleme ve silahlı eylem şartı gibi bir düzenleme yapılmadı. Zaten cürüm işleme gibi bir şartın getirilmesi de olmaz. 1991 tarihli yasada ki terör tanımı şu şekilde;

1991 sayılı Terörle Mücadele yasasında yer alan terör tanımında yapılan ilk ve tek değişiklik 15 Temmuz 2003 tarihli ve 4928 sayılı yasanın 20. maddesiyle yapıldı. Yapılan bu düzenleme ile Terör tanımı şu şekilde düzenlendi. ‘Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.’ Bu tanım halen yürürlükte olan yasada da aynen muhafaza edilmektedir.

2003 yılında yapılan yasa değişikliğinde de bahsedildiği gibi bir değişiklik de olmadı. Hukuk devleti olduğunu iddia eden her devletin yapması gereken bir değişiklik yapıldı. Yapılan değişikşikle cümlenin sonunda yer alan ‘ her türlü eylem’ ifadesi ‘her türlü suç teşkil eden eylem’ olarak değiştirildi. Yani tanımda yapılan değişiklik her türlü eylemin değilde suç teşkil eden eylemlerin terör tanımında dikkate alınacağını düzenlemiş oldu.

Gelelim Sayın Gülen’le 2006 yılında yapılan değişikliğin ilgisine. Sayın Gülen iddia edildiği gibi 2006 yılında yapılan değişiklik gerekçesiyle beraat etmedi. 2003 yılında yapılan değişiklik gerekçe gösterilerek yeniden yargılanma talebinde bulunuldu. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde de beraat kararı verildi.

Mahkeme de kararında bu durumu;

Yasal mevzuata göre; 4928 sayılı Yasa ile 15.07.2003 tarihinde 3713 sayılı Yasanın 1. maddesinde değişiklik yapılmış olup, önceki yasadaki her türlü eylem yerine suç teşkil eden eylemlerde bulunmak, cebir şiddet kullanmak, ön şart kabul edilerek yine sadece amaç etrafında birleşmek değil, suç işlemek amacıyla birleşmek kıstasları getirilerek suçun unsurlarında değişiklik yapılmıştır. Maddenin değişiklikten sonraki haline göre terör suçunun oluşabilmesi için öncelikle cebir ve şiddet kullanılması, Anayasal düzenin nitelik ve değerlerinin değiştirilmesine yönelik olarak maddede yazılı yöntemlere başvurulması, bu hususta girişilen eylemlerin suç teşkil etmesi gereklidir.’

Şeklinde belirterek 15.07.2003 tarihinde yapılan yasa değişikliği de gerekçe gösterilerek beraat kararı verdi. Ne mahkeme, ne beraat kararını onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi kararında, ne de Yargıtay Başsavcılığının itirazı üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında, 2006 yılında yapılan değişiklikle ilgili bir değerlendirme ve atıf  yapılmamıştır.

Dolayısıyla iddia edildiği gibi 29 Haziran 2006 tarih ve 5532 sayılı yasa ile yapılan değişikliğin, değişiklik sürecinde yaşananların Sayın Gülen’in yargılandığı dava ile bir ilgisi yoktur.

2006 yılında terörle mücadele yasasında yapılan değişiklik konusunda Cemaat mensuplarının talepleri elbette olmuştur, ancak bu talepler yasanın evrensel hukuk ilkelerine uygun olmasından başka birşey değildir.

Değişiklik sürecinde bir avukat olarak yaptığım görüşmeleri ve nelerle karşılaştığımı da ayrı bir yazıda anlatacağım.