Serhat AVCI /

Hazret, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü adlı İstihbarat destekli kurumun Ankara’da yaptığı önemli(!) bir çalıştaya katılmış. Çalıştayda, aynı kuruma angaje ve Bahçeli’nin yerine monte edilmek istenen, ancak Bahçeli’nin “Saraya Koltuk Değnekliği Misyonu” henüz bitmediğinden onun yerine getirilmesi geciktirilen yukarıda adı geçen Enstitü Başkanı (Psikoljik Harekat Merkezlerinden birisi de denilebilir) Prof. Dr. Ümit Özdağ’da, FETÖ’yü, 1071’den beri en büyük iç tehdit olarak tanımlamış. Önkibar ise, kıymeti kendinden menkul çok yetkin(!) isimleri dinledikten sonra, “FETÖ”ye karşı çok boyutlu bir taarruz gerekirken, bugün sadece adli ve idari bir mücadelenin söz konusu olduğu yargısına varmış.

Daha ne imiş? “FETÖ”, öldürülen Rus Elçisi örneğinde olduğu gibi Türkiye’yi zora sokabilecek ve aynı anda 10 sansasyonel suikast yapabilecek kapasiteye sahipmiş, ama CIA, MOSSAD ve MI6 gibi istihbarat örgütlerinin frene basması sebebiyle şu an harekete geçmiyormuş. Diğer dini cemaatler ve Diyanet de bu kült örgüte karşı harekete geçirilmiyormuş ve nihayetinde Saray’ın FETÖ ile yüzeysel mücadelesi Türkiye adına değil, kendi siyasi ikbali ve hesabı adına imiş.

Yuh olsun sizin zihniyetinize, vicdansızlığınıza, ahlaksızlığınıza, yalancılığınıza, iftiracılığınıza, mantık ve mukayese seviyesizliğinize!

Şimdi şu iğrenç yazı ve komplolarınızı analiz edelim; Öncelikle şunu belirtelim ki, “Siz” kelimesini saygı ifadesi olarak değil, aynı derin yapılara hizmet eden müfteri kalemlerin ve şahsiyetsiz tetikçilerin çokluğunu ifade için kullanıyoruz.

  1. Tüm bunları yazmaktaki amacınız, ya fevkalade cehalet ve gafletten kaynaklanıyor, ki buna hiç ihtimal vermiyoruz, lakin, bir şeyi analiz etmek, böyle yapmayı gerektiriyor, ya da Enstitü Başkanı ile göbekten bağlı olduğunuz aynı merkezin kamuoyuna vereceği mesajların taşıyıcı virüsü görevini ifa ediyorsunuz.
  2. Başkan’ın ve sizin tellallığını yaptığınız “1071’den sonraki en büyük iç tehdit” söylemi, sizin, 1071’den bu yana bu ülkenin başına gelmiş en büyük ve uğursuz yapının parçaları olduğunuzu ortaya koyuyor. Bu söylem, sinsi varlığınızı maskelemek için kullandığınız bir yansıtma yöntemi ve söylemi. Yakın tarihteki tüm karanlık ve kirli işlerinizi, cinayetlerinizi başkalarının üzerine atarak temizlendiğinizi zannetme psikozu. Ne de olsa boş buldunuz meydanı! İçinizdeki cerahati boşaltıp durun bakalım bir süre daha!
  3. Sözde mevcut rejimin muhalifisiniz, ama aynı değirmene su taşıyan kliğin üvey kardeşleri gibisiniz. Ortak menfaat için yaptığınız stratejik ortaklığın bir gereği olarak, sizin foyanızı ortaya çıkaran cemaati veya çıkarabilecek olan tüm demokratik güçleri şeytanlaştırarak saf dışı bıraktınız. Mevcut birlikteliğiniz, Ahmet Altan’ın ifadesiyle “Katillerle hırsızların koalisyonu”ndan başka bir şey değil.
  4. Sözde “FETÖ” ile mücadele yüzeysel yapılıyor öyle mi? Stratejik can düşmanı bellediğiniz bir yapının bazı unsurları velev ki bir suça bulaşmış olsun. Ya sayıları milyonlara ulaşan kişileri mahkum ettiğniz “Sosyal Ölüm” ya da “Sivil Ölüm” uygulamalarına ne demeli? Ülkemiz 40 senedir PKK ve diğer terör örgütlerinden çekiyor. Öcalan dahil, hangi PKK’lının veya terörist diye yakalanan birinin aile fertlerini, çocuklarını, akrabalarını tutuklayıp mallarına el koydunuz?  Siz ne utanmaz, arlanmaz, vicdansız, ahlaksız mahluklarsınız! Hayat hakkı tanımadığınız bu ülkeden yasadışı yollarla kaçmaya çalışırken Ege’de, Meriç Nehri’nde ölüme yürüyen bebeklerden, çocuklardan, kadınlardan haberiniz var mı? Ceza veya tutukevlerinde tedavisizlikten, ilaçsızlıktan öldürülen insanlardan, ya da intihar eden KHK’lıların sayısından haberiniz var mı? Daha kaç yüz kişi ölünce bir Kuddusi Okkır edecek? Bu soruları vicdanınıza soracak yürek ya da muhakeme yeteneği var mı sizde?
  5. Sözde “FETÖ” ile mücadelede Diyanet ve diğer dini cemaatler devreye sokulmadı öyle mi? Ya Türkiye gündemini hiç takip etmeyen, ama gazeteci kılıklı bir çapulcusunuz, ya da ahlaksız, yalancı ve çarpıtmacının önde gidenisiniz. Camiye siyaset sokulduğunu bilmiyorsunuz öyle mi? Diyanetin yayınladığı raporlardan, örneğin “Kendi Dilinden FETÖ; Örgütlü bir Din İstismarı” raporundan, yaptığı çalıştaylardan, Cuma hutbelerinde okuttuğu nefret söylemli hutbelerden hiç haberiniz yok öyle mi? Yurt dışında bile; “FETÖ köpekleri bu camiye giremez!” yazarak cami penceresine kağıt asan, DİTİB’e casusluk yaptığı için ülkeden sınır dışı edilen imamlardan haberiniz yok öylemi? Ya Reis’e itaatini tam sayfa gazete ilanlarıyla duyuran, güce boyun eğmiş, “FETÖ’cülerin karıları, malları size ganimettir, helaldir” diyen sarıklıları hiç duymadınız, öyle mi? Peki, tüm uçkursal günahlarını FETÖ çuvalına doldurarak kendi cemaati nazarında aklanmaya çalışan, yanmaz kefen tüccarı, din simsarı, Cübbeli’nin “FETÖ’yü İmha Projesi”nden de mi haberiniz yok? Tüküreyim sizin gazeteciliğinize, araştırmacılığınıza!
  6. “FETÖ aynı anda 10 sansasyonel suikast yapabilir” demekle, siz kanaatimizce, hizmet ettiğiniz odakların yapmayı planladığı yeni bir alçak komplo için zemin hazırlıyorsunuz. Ne de olsa, dış politikadaki rezillikler, artık AKP taraftarlarının bile Saray ve âvânelerine karşı isyan boyutuna varan tepkileri, zeminin yavaş yavaş ayağınızın altından kaymaya başladığını gösteriyor. Gevşeyen safları sıklaştırmak için yeni ve büyük bir atağa ihtiyacınız olduğu belli. Hâli hazırda şeytanlaştırdığınız cemaat de ortada. Son zamanlardaki yeni darbe ihtimali konulu süfleleriniz, kutuplaşma ve nefret ateşini yeniden alevlendirmek için başka başka Ali-Cengiz oyunları kurguladığınızı düşündürüyor. 15 Temmuz Darbe Operasyonu bahanesiyle, Hrant Dink, Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, Rahip Santaro, Zirve Yayınevi cinayetlerini ve yakın zamandaki Rus Büyükelçi suikastını cemaatin üzerine boca ettiğiniz yetmezmiş gibi, şimdi de yeni sahneleyeceğiniz senaryolar için toplum üzerinde algı çalışması yürütüyorsunuz. Gerçekten alçaklıkta sınır tanımıyorsunuz.
  7. 1071’den bu yana yapılan en büyük kitlesel kıyımı “Yüzeysel Mücadele” diye adlandırdığınıza göre, sizi tatmin etmek için, tüm “FETÖ”cüleri kazıklara oturtmalı, aile fertlerini gaz odalarına göndermeli ya da hepsini giyotinden geçirmeli. O zaman belki bir yerleriniz soğur.
  8. “FETÖCÜ” suçlamasıyla derdest ettiğiniz insanların eş ve çocuklarını bile tutuklamışken, hatta aynı cezaevindeki koğuş arkadaşının dışarda aç-açık kalmış çocuklarına yardım edenleri bile “terör örgütünü yeniden canlandırma faaliyeti” diye yeniden derdest etmişken, bu paranoyaları ancak toplumu ajite etmek için yaydığınızı bilmediğimizi mi zannediyorsunuz? Şayet yeni bir darbe olacaksa, bugüne kadar ortak yaladığınız kemiği paylaşma yüzünden sizinkiler arasında bir darbe olabilir ve Allah şahit ya, birbirinizi yeyip bitirmenizi arzu etmiyoruz desek yalan olur.
  9. Son olarak, yurtdışında kulis yapma ile ilgili sadece bir tespitiniz kısmen doğru; zulmünüzden yurt dışına kaçıp canını kurtarabilmiş masum yüzbinler, iltica başvurusu sırasında, muhatap kurumlara işlediğiniz işkence ve insanlığa karşı suçlarınız hakkında bilgi ve belgeler sunuyorlar ve hırsızlığınızın, yolsuzluğunuzun, kısaca tüm pis ve karanlık işlerinizin tescillenmesine yardımcı oluyorlar. Hesaplaşma gününü bekliyoruz müptezeller!