Emekli Emniyet Müdürü /

Bir önceki yazımızda, Ankara Emniyet Müdürlüğü üzerinden verdiğimiz bir örnekle, işkence suçu işleyen veya iştirak edenlere bir takım sorular sormuş ve hayalî cevaplar yazmıştık. Bugün ise, bu suçları işleyenler ile iştirak edenlerin hukuki sorumluluğuna ceza mevzuatı ne diyor, ona kısaca bir bakacağız;

İşkence gibi çok boyutlu bir konunun detaylarına girmeden, işkencenin hukuk açısından ne olduğunu çok kısa ifade etmek gerekirse; “Bir insanın bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlar işkence suçunu oluşturur” diyebiliriz. (TCK m.94)

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. Maddesinde ise; “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz” denilmektedir ve AİHM içtihatlarında işkence suçları ile ilgili olarak verilmiş binlerce mahkumiyet kararına ulaşmak mümkündür.

Bu hukuksuzlukların operasyonel ayağını çoğunlukla kamu görevlileri teşkil ediyor. İşkence suçunun, kamu görevlilerince işlenebilen ve kapsamı çok geniş olan bir suç olduğuna önceki yazımızda vurgu yapılmıştı. İşkence suçu işleyen Polisler, Jandarmalar, Askerler, MIT’çiler, SADAT’cılar, Ceza İnfaz Kurumu görevlileri, işkenceleri kayda geçirmeyen doktorlar, insan hakları ihlalleri bağlamında Anayasa ve kanunlara aykırı olarak işlem tesis eden ve Erdoğan Rejimi’nin kanunsuz emir ve talimatlarını yerine getiren Hakim ve Savcılar ile diğer kamu görevlileri ve tüm bunların âmir ve yöneticileri, işledikleri suça tekabül eden ve TCK’da belirtilen cezalarla bir gün mutlaka karşılaşacaklarını bilmek durumundadırlar. Hatta kamu görevlisi olmayanların, özel belge imzalatılarak kendisinin gizli milli kahraman yapıldığını zannedenlerin, herhangi bir şekilde işkence suçuna iştirak edenlerin, veya eziyet, kasten yaralama, ölüme sebebiyet verme, delilleri karartma gibi değişik formatlardaki suçları irtikap edenlerin de ağır cezalarla karşılaşacaklarını söylemek kehanet olmayacaktır.

İşkence suçuyla ilgili olarak bilinmesi gereken temel noktalar şöyle özetlenebilir;

  • Türk Ceza Kanunu’nun işkence suçunun en hafifine bile 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası öngördüğü görülmektedir. (TCK m. 94/1)
  • Bu ceza, belirli şartlar altında ve belirli kişilere karşı işlenmesi durumunda ise 8 yıldan 15 yıla kadar çıkabilmektedir. (m. 94/2 ve 3)
  • Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. (m. 94/4)
  • Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz. (94/5)
  • Bu suçtan dolayı zaman aşımı işlemez. (m. 94/6) Yani suçun üzerinden ne kadar uzun süre geçmiş olursa olsun yine de soruşturma açılabilir.
  • Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence suçlarında ise, ceza yarı oranında artırılır. (m. 95/1)
  • Daha ağır neticeler vuku bulduğunda yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza bir kat artırılır. (m. 95/2)
  • İşkence fiillerinin vücutta kemik kırılmasına neden olması halinde, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. (m. 95/3)
  • İşkence sonucunda ölüm meydana gelmişse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. (m. 94/4)
  • İşkence suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezaları adli para cezasına çevrilemez.
  • Hükmedilen hapis cezaları hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkün değildir.
  • Bu suç nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında erteleme hükümlerinin uygulanması söz konusu değildir.
  • İşkence suçu uzlaşma kapsamı dışındadır.
  • İşkence suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almaz. Bu yüzden, herhangi bir şikayet süresi yoktur. Savcılık, işkence suçu işlendiğini öğrenir öğrenmez kendiliğinden soruşturma başlatmalıdır.
  • Şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz.
  • İşkence suçu hakkında yargılama yapma görevi, ağır ceza mahkemelerinindir.

İşkence Suçunun Faili: Türk Ceza Mevzuatına göre işkence suçu, ancak kamu görevlileri tarafından işlenebilir. Kamu görevlisi olmayan şahıslar tarafından işlenen işkence veya diğer kötü muameleler, TCK’nda farklı başlıklar/maddeler altında cezai müeyyedeye tabi tutulmuştur. Eziyet, Kasten Yaralama veya Kasten Öldürme, Tehdit gibi.

TCK m.77’de ise; kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, eziyet veya köleleştirme, kişi hürriyetinden yoksun kılma… suçlarının, siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı işlenmiş suç kabul edilmektedir.

İşkence, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmektedir. Ancak, suçun işlenişine kamu görevlisi olmayanların da iştirak etmesi söz konusu olabilmektedir. Bu gibi durumlarda, kamu görevlisi olmayan kişilerin sorumluluktan kurtulmalarını önlemek amacıyla, TCK madde 94’ün dördüncü fıkrasına bir hüküm eklenmiştir. Buna göre, bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de, kamu görevlisi gibi cezalandırılacaklardır.

İşkence suçu, çoğu zaman, âmir/komutan/yönetici vs mevkiindeki kamu görevlilerinin zımni muvafakatlarıyla gerçekleştirilmektedir. Başka bir ifadeyle, âmir konumunda bulunan kişiler,  kendi denetim ve gözetim yükümlülüğü altında yürütülmekte olan bir soruşturma işlemi sırasında kişilere işkence yapılabileceğini öngörmelerine rağmen bu konuda gerekli müdahalede bulunmamak suretiyle işkence yapılmasına rıza göstermiş olmaktadırlar. Maddenin beşinci fıkrasına göre ise; bu gibi durumlarda, âmir/yönetici konumunda bulunan kamu görevlileri, ihmalî davranışla işkence suçunu işlemiş kabul edilecekler ve bu nedenle cezalarında indirim yapılmaksızın sorumlu tutulacaklardır.İhmali hareketten ötürü bir sorumluluğun doğması için, failin neticeyi önleme hukuksal yükümlülüğü altında olması gerektiğine dair hukukçu görüşleri vardır. (Hakeri, Hakan, Ceza Hukukunda İhmal Kavramı ve İhmali Suçların Çeşitleri, Ankara 2003)

Netice; Bizatihi veya ihmali davranış sebebiyle işkence suçunu işleyenleri veya bu suça iştirak edenleri gerek ulusal mevzuat, gerekse uluslararası hukuk açısından çok büyük sorumluluklar ve cezai müeyyideler beklemektedir. İşkence suçu faillerinin konjonktürel olarak, belli bir dönemde devletten koruma görmeleri ve cezadan muaf tutulmaları aklanmalarına yetmemektedir. Bu suçlarda zaman aşımı olmaması, faillerin er-geç ağır yaptırımlarla karşılaşmalarını netice verecektir. İşkence suçu faillerinin yurt dışına çıkmaları/kaçmaları durumunda ise, başka bir ülkede iltica hakkı elde etmeleri mümkün olmadığı gibi, “Evrensel Yargı Yetkisi” çerçevesinde yargılanmaları da söz konusudur. Adı işkence vakalarına karışmış ve ülkesini terketmek zorunda kalmış pek çok kişi aradan uzun yıllar geçmesine rağmen ortaya çıkarılmış, mültecilik hakları geri alınmış ve hapis cezasıyla karşılaşmışlardır. Aşağıdaki linkler konuya ilişkin sadece iki örnektir.

(https://www.dw.com/tr/kambo%C3%A7yada-ge%C3%A7-gelen-adalet/a-4036452)

(https://ikmagazin.com/is-dunyasi/uber-surucusu-iskenceden-suclu-bulundu/)

Ülkemizde de, işkence yapan, yaptıran ve göz yumanların, konjonktürel olarak cezasız kalmaları kimseyi yanıltmamalıdır. Her ne kadar yerel makamlar bu ciddi ihlallere kayıtsız kalsalar da, yapılan her hukuksuzluğun kaydedildiğini ve mutlak surette yargı konusu yapılacağını bildirmek isterim.