Av. Fatih ŞAHİNLER /

Sabah gazetesinde 03.02.2020 tarihinde “Maceracı Murat Yeni çark etti” başlıklı bir haber yayınlandı. Haber, Murat Yeni’nin tanık olarak dinlendiği mahkemede verdiği ifadeyi konu ediniyor ve Murat Yeni’nin emniyet aşamasında verdiği ifadesinde yer alan yanlış anlaşılmaların düzeltmesini çark etmek olarak değerlendiriyor. Ayrıca, kendisini kurtarmak için insanlara terörist iftirasını atmayanlara karşı da bir tehdit dili içeriyor.

Samanyolu televizyonunda yayınlanan Maceracı isimli programın sunucusu Murat Yeni gözaltına alınıp tutuklandıktan sonra mahkemede verdiği ifade sonrası adli kontrol hükümleri ile tahliye edilmişti. Verdiği ifadeden dolayı Murat Yeni, tarihçi-yazar Talha Uğurluel’in yargılandığı İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nce tanık olarak dinlenmiş.

Habere göre Murat Yeni savcılık aşamasında; “Ben, hatırladığım kadarıyla iki ya da üç kez kanalda cemaat sohbet toplantısına katıldım. Bu sohbetlerin büyük kısmı kanalda gerçekleşirdi. Katılmış olduğum sohbet toplantılarına benim dışımda yemek programı sunucusu Oktay Usta, Sır Kapısı programını sunan Reha Yeprem, tarihçi Talha Uğurluer, sanatçı Gökmen Ürü, programcı Asım Yıldırım ve radyocu Asım Bozkuş gibi şahıslar katılırdı. Sohbet grubumuz benim gibi medya önünde olan ve sunuculuk yapanlardan oluşuyordu.” şeklinde ifade vermiş. Mahkemede ise ; “Yaptığımız sohbetler cemaat sohbeti değildi, çay sohbetiydi. Kanalda 1 veya 2 defa Talha Uğurluel ile karşılaşmışımdır. Ben Talha Uğurluel’i iyi bir tarihçi olarak biliyorum. Yaptığımız sohbetler cemaat toplantısı değildi. Yaptığımız sohbetler cemaat sohbeti değildi, çay sohbetiydi. Uğurluel’in FETÖ ile iltisakına dair bir bilgim yok.” şeklinde ifade vermiştir.

Haberde Murat Yeni’nin verdiği ilk ifadesi için “itirafçılık hükümleri” uygulandı denilmekte. Halbuki kanunda “itirafçılık” adıyla anılan bir düzenleme yoktur. Türk Ceza Kanunu’nun 221’inci maddesinde örgüt yöneticiliği ve üyeliği suçları için düzenlenen “etkin pişmanlık” hükümleri vardır. Kanun maddesine göre kişinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmesi için “örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi, verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını ve üyelerinin yakalanmasını” sağlayacak ifadeler vermesi gerekmektedir.

Bu kapsamda gazetenin ve de gazete gibi yargılama yapan mahkemenin itirafçılık anlayışına değinmek gerekir. İtiraf her seyden önce, kisinin kendisine yönelik vicdani bir sorgulama yapması, suçunu kabullenmesi, kendisiyle yüzleşmesi, hesaplaşması, genel kabul gören değer yargılarını sorgulaması, eleştirmesi ve içinden gelen sesi dinleyerek duygularını ve hislerini ifade etmesidir. Yani, iktidarın dayattığı değerlere göre değil evrensel ilkelere ve değerlere göre değerlendirme yapmasıdır.

Gazetenin anladığı ve düşündüğü itirafçılık ise iktidarın aleyhine olan her şey suçtur ve bu suçun itiraf edilmesi gerekir. Suç tanımlamasının da tabi ki gazetenin ve de gazete ile mahkemelere perspektif veren siyasilerin değerlendirmesine göre yapıldığını söylemeye gerek yok sanırım.

Aynı iş yerinde çalışan kişilerin bir araya gelmesi, sohbet etmesi, çay içmesi, yemek yemesi gibi davranışlar hangi ad altında yapılırsa yapılsın suç değildir ve ortada bu kapsamda itiraf etmeyi gerektirecek bir suç da yoktur. Hem gazete hem de mahkemeler insanların suç içermeyen davranışlarına istedikleri anlamı yüklemelerini ve itirafta bulunmalarını isteyerek tam bir hukuksuzluk sergilemekteler.

Murat Yeni’nin ne savcılıkta verdiği ne de mahkemede verdiği ifade kendisinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasını sağlamayacağı gibi ortada itiraf etmeyi gerektirecek bir suç da yoktur. Ortada bir suç varsa o da emniyet aşamasında insanların baskı ile  ifadelerinin alınması ve insanlara suç isnadında bulunmaları için tehdit etmeleridir.

Bu durum iktidar yargısının Hizmet Hareketi mensuplarını Erdoğan’ın saltanatı uğruna suç teşkil etmeyen şeyleri bahane ederek usulsüz yargılamalarla mahkum ettiğinin açık bir örneğidir. Sarayın hakim savcıları verdikleri hükümlere dayanak olsun diye insanları gözaltında işkencelerle, kötü muamelelerle, tehditlerle diğer masumlara iftira atmaya zorlamaktadır. Yoksa kimsenin ne örgüt üyesi olduğu ne de suç işlediği vardır.

Söz konusu haberin saray yargısının elindeki “etkin pişmanlık” dayanağının etkisini kaybetmemesi amacıyla yapıldığı anlaşılıyor. Ancak, unutmamak gerekir ki suç işlememiş olan bir kişinin pişman olmasını gerektirecek bir durum olmadığı gibi suç olmayan davranışlar için de itirafçı olunması söz konusu değildir.