Av. Enes GÜNGÖREN /

Sabah gazetesi, Kaynak Holding yöneticilerine müebbet hapis cezası istendi başlıklı bir haber yaptı ve bunu da her zamanki habercilik anlayışında olduğu gibi ‘şok’ olarak nitelendirdi.

Gazetenin haberinde Kaynak Holding yöneticileri hakkında ”Anayasayı ihlal” ve ”silahlı terör örgütü yönetici olmak” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 22,5 yıla kadar hapis cezası istendiği yer alıyor.

Yani, Kaynak Holding yöneticileri savcılık mütalaasına göre, Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmişler ve  silahlı terör örgütü kurup yönetmişler!

Neyse ki gazetenin haberinde, Kaynak holdingin yöneticisi olan sanıkların bu suçları nasıl işledikleri teferruatlı olarak anlatılıyor. Gazetenin verdiği bilgiler doğrultusunda, Anayasayı ihlal ve silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçlarının tüm unsurlarının oluştuğunu görüyorsunuz!

Sizler de anlamak isterseniz buyrun Kaynak Holding yöneticisi  olan Hasan Kahveci’nin suçlarına bakalım;

  • Holdinge bağlı 17 farklı şirkette yönetim kurulu üyesi olmak ve kayyum atanana kadar bir çok görevi yürütmek,
  • Bank Asya’daki hesabında artış olması, holdingde çalışanlara Bank Asya’ya para yatırması konusunda çağrıda bulunmak,
  • Kimse Yok Mu Derneğine bağış yapmak,
  • Sohbetlere katıldığına dair tanık ifadesi,
  • Dua listesinde adının yer alması,
  • E-Posta kutusuna gelen mesajlardan yola çıkarak Fetullah Gülen’den emir veya talimat alındığına ilişkin mülakat notlarının bulunması şeklinde yapılan değerlendirme,
  • Oğlunun, örgüt soruşturmaları ve yargılamaları kapsamında aranan eski futbolcular Hakan Şükür ve Arif Erdem ile çekilen fotoğrafının bulunması,

Evet, bu eylemleri yaptığı için Anayasayı ihlal ve silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan cezalandırılmasını istemiş, hukukçu olan savcımız. Kayıtlara geçmesi açısından söylemekte fayda var. Holdingin yöneticisi olan kişiye, holding bünyesindeki şirketlerde görev almasını gerekçe göstererek ağırlaştırılmış müebbet ve 22,5 yıla kadar hapis cezası talebinde bulunan savcının sadece hukukçuluğu değil, adalete olan güvenin yerle bir edilmesine olan katkısı da sorgulanmalı!!!

Kaynak Holding ile ilgili süreç, 17 Kasım 2015 tarihinde İstanbul Anadolu 10. Sulh ceza hakimliğince henüz ortada terör örgütünün varlığına ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bile bulunmaksızın, olmayan bir terör  örgütüne finansman sağlama gerekçesiyle ve hangi şirket faaliyeti çerçevesinde bu suçun işlendiğini ve bunun somut delillerinin nelerden ibaret olduğunu göstermeden toptancı bir yaklaşımla 19 şirkete birden kayyım atanmasına ve aynı kararda hiçbir yasal dayanağı olmadan bir vakıf ve bir derneğe de kayyım atanmasına karar verilmesiyle başlamıştır.

2015 yılından itibaren başlayan bu süreçte, Holdinge ait tüm bilgisayarların içerikleri ve şirket kayıtları didik didik edildi, tüm çalışanlar sorgulandı ortaya çıkan sonuç ise, CMK’da yer alan ve şirketlere kayyım atanmasını haklı çıkaracak ve yöneticilerin yargılanmasına neden olabilecek deliller yerine, şirket yöneticisinin oğlunun Hakan Şükür’le çektirdiği fotoğraf, DUA LİSTESİ, sohbet, e-posta ve bağış, suç delili olarak gösterildi.

Sabah gazetesinin ve savcılığın aleyhe oluşturmaya çalıştığı algının ötesinde Kaynak Holding soruşturması, ortada terör örgütü olmadığının  delili olarak gösterileceği gibi rüşvete, şahsi menfaate, güveni suistimale, kara para aklamaya, illegal işlere bulaşmadan şirketin yönetilebileceğinin de en önemli delillerinden birisi olarak gösterilecektir.

Dua listesinden, Kimse yok mu derneğine bağış yapmaktan, bankaya para yatırmaktan ya da Av. Hürol Karadaş gibi yıllarca mesleki faaliyeti kapsamında şirketin avukatlığını yapmaktan yola çıkarak kimseye terör örgütü üyesi, yöneticisi ya da destekçisi denemeyeceğini ve ceza verilemeyeceğini hukukçularımızın öğrenmekten başka şansı yok!