Av. Ömer Turanlı /

Cumhuriyet’ten Alican Uludağ bugün yaptığı “FETÖ bağlantılı iş insanına kıyak” başlıklı haberde Erdoğan’ın, “fetö” soruşturmalarında 6 yıl 3 ay ceza alan iş insanı Mehmet Kıvanç’ın sahibi olduğu şirketin Mersin’de yapacağı güneş enerji santralı için acele kamulaştırma kararı aldığı bilgisine yer verildi. Haberde acele kamulaştırmadan 1 ay önce Erdoğan’ın başdanışmanı İsrafil Kışla ile Mehmet Kıvanç okul ziyaretinde bir araya geldiği de belirtildi.

Erdoğan’ın onayladığı ve 2 Ocak 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 9 ayrı kamulaştırma kararından birinin de Mehmet Kıvanç’ın ortakları arasında yer aldığı Kıvanç Enerji Üretim Anonim Şirketi’ne ait Kıvanç-2 Güneş Enerji Santrali ile ilgili.

Gazetenin haberine göre hem şirketin ortağı hem de genel müdürü olan Mehmet Kıvanç, “fetö” üyesi olmak suçlamasıyla 24 Eylül 2016’da tutuklandı, 27 Ekim 2016’da tahliye edildi. Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Kıvanç, 13 Aralık 2018’de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Kararın istinaf aşamasında olduğu öğrenildi.

Cumhuriyet gazetesinin söz konusu haberde öne çıkardığı ve “tartışma yarattığını” iddia ettiği husus, “fetö”den ceza alan bir kişiye acele kamulaştırma kararıyla “kıyak” yapılmış olması. Haberde ifade edilmese de asıl vurgulanmak istenen çelişki “fetö ile mücadele” ettiğini iddia eden Erdoğan’ın, hem gazeteye hem de Erdoğan’a göre “fetöcü” olan bir isim ile olan ilişkisinin ortaya çıkardığı çelişki.

Gazete diğer 8 acele kamulaştırma kararı hakkında herhangi bir bilgi paylaşmıyor. Önemli olan Erdoğan ile “fetö”nün bir şekilde ilişkilendirilebilmiş olması. Bu tarz habercilik mevcut Türkiye şartlarında olağan karşılansa da yapılan yayının dürüst habercilik ile ilişkisini kurmak oldukça zor.

Ticaretten siyasete bütün alanları dizayn edebilmek için İsviçre çakısı gibi kullanılan “fetö” kavramı üzerinden Erdoğan’a muhalefet ediyormuş gibi görünüp aslında rejimin pompaladığı nefret söylemini daha da sağlamlaştırmaktan başka bir işe yaramayan bu tür haberler, Erdoğan’a zarar vermekten ziyade gücünü pekiştirmesini netice veriyor.

Haberi yapan Alican Uludağ, vurguyu yolsuzluk üzerine kursa, acele kamulaştırma kararı ile kamu yararı arasındaki ilişkiyi sorgulasa, veya gerçekten Mehmet Kıvanç’ın bu “kıyak”tan faydalanmasına engel teşkil edecek gerçek anlamda kriminal geçmişini ortaya dökse, ya da Kıvanç’ın sözde darbe ile ilişkisini somut delilleri ile ortaya koysa veyahut Kıvanç’ın “fetö soruşturması” adı altında yaşadığı mağduriyeti dile getirse ve daha sonra konuyu Erdoğan ile ilişkilendirse belki buna habercilik denebilirdi ama bu şekliyle sadece nefret söylemine odun taşımaktan başka anlam ifade etmiyor.

Ülkede neredeyse hiçbir değer oturması gereken zeminde durmadığı için asıl “tartışma yaratması” gerekenin Cumhuriyet’in nefret söylemlerine destek verecek haberciliği olması gerekirken; bize nefreti yaygınlaştıran “kim daha kaliteli fetö mücadelesi yapar” konseptinin tartıştırılması dayatılmaya çalışılıyor.

Dolayısıyla Cumhuriyet gazetesinin bir an önce nefret dilini bırakıp gerçekten gazetecilik yapmaya başlaması gerekiyor.