Av. Nurullah ALBAYRAK /

Türkiye tam bir tezatlıklar ülkesi. Birinin beyaz dediğine başka birisi kara diyebiliyor. Hatta, evrensel olduğunu ve değişmeyen doğrular içerdiğini düşündüğümüz dini ve ahlaki konularda bile zıt fikirlerle karşı karşıya kalabiliyoruz. Kuran’ı Kerim’de yer alan bir ayetten yola çıkarak ya da İslam tarihinde yaşanmış bir vakıayı örnek göstererek taraflar birbirlerine kafir, münafık, hain diyebiliyor.

Aslında tereddütsüz olan bazı tanımlar siyasilerin değerlendirmesine göre belirleniyor ve hangi partiyi destekliyorsanız desteklediğiniz partiye göre ifadelerin anlamları da değişiyor. Aynı konuyla ilgili iktidar partisi olunduğunda başka muhalefet partisi olunduğunda ise bambaşka bir değerlendirme yapılabiliyor. AKP’nin muhalefette iken söylediği şeylerle iktidarda söylediklerinin taban tabana zıt olduğunu görmek için özel bir çabaya bile gerek yok.

Ne yazık ki AKP İktidarı, yaşanan tezatlıklar yetmezmiş gibi Anayasayla, yasalarla, yargısal içtihatlarla, evrensel hukuk kriterleriyle belirlenmiş olan suç tanım ve eylemlerine de başka anlamlar yüklemeyi başardı. Bir kesimin kahraman dediğine AKP iktidarının tanımlamasıyla vatan haini denilebiliyor. Yasaların hak dediğine, AKP iktidarı tarafından suç denilebiliyor. Muhalif olmaya, iktidarın icraatlarını eleştirmeye, iktidarın yanlışlarını yüksek sesle dile getirmeye, muhalefet partilerinin de desteğiyle, silahlı terör örgütü suçu denilebiliyor ve insanlar türlü zulümlere ve haksızlıklara maruz bırakılabiliyor.

Örnekleri çoğaltmak mümkün ancak dün Anadolu Ajansı tarafından yapılan bir haber üzerinden yaşanan çarpıklığı, haksızlığı, hukuksuzluğu ve de ahlaksızlığı anlatmak istiyorum.

AA’nın yaptığı habere göre, Sayın Fetullah Gülen’in bir dönem avukatlığını yapan Feti Ün’e İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 12 yıllık hapis cezası Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından onamış ve 16 Kasım 2016 tarihinden beri tutuklu olan Avukat Feti Ün’e verilen hapis cezası kesinleşmiş.

AA’nın haberine göre ‘İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Feti Ün, 11 Kasım 2016’da tutuklanmış, Gülen’in Zaman gazetesinin basıldığı matbaanın da avukatlığını yaptığı belirlenmiş! Yargılama sürecinde terör örgütü üyeliği suçlamalarını reddeden Avukat Feti Ün, bir dönem Fetullah Gülen’in avukatlığını yaptığını, bunu inkar etmediğini belirtmiş.’

Bu haberden de anlaşıldığı üzere Avukat Feti beyin suçlanmasının, tutuklanmasının, mahkum edilmesinin ve Yargıtay tarafından da kararın onanmasının gerekçesi olan suçlama sadece Sayın Gülen’in avukatlığını yapmış olması.

Avukat Feti beyin yargılamasını İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi yaptı. Mahkemenin başkanı Erkan Özkaya. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti bu dönemde verdiği kararlarla tarihe adını yazdı! Tarih 13. Ağır Ceza Mahkemesini anlatacağı gibi Feti bey’i de anlatacaktır.

Avukat Feti Ün beyle ortak bir arkadaşımızın cenazesinde görüşme imkanım oldu. Bunun dışında başka bir görüşme imkanımız da olmadı. Bende bıraktığı izlenim nezaketli, herkese karşı saygılı, mesleki tecrübesine göre fazlasıyla mütevazi, iyi bir hukukçu ve tam bir beyefendi olduğuydu. Kendisini tanıyanların da söylediklerime şahitlik edeceğini biliyorum.

Tanıyanlar, tanımasa dahi bir kez gören herkes Feti Ün’ün suçla, yasadışı bir işle ilgisinin olmayacağını söyleyecektir. Oysa iktidarın ve muhalefetin yaşattığı tezatlıklar nedeniyle, 1990-1994 yılları arasında, yani 30 yıl önce Sayın Gülen’in avukatlığını yapmış olmaktan dolayı terör örgütü üyesi olmak iddiasıyla hakkında dava açıldı ve İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri tarafından da, avukatlık yapmış olması artırıcı neden olarak kabul edilerek 12 yıl hapis cezası verildi.

30 yıla aşkın bir süre avukatlık yapmış, avukatlık öncesinde de savcılık yapmış bir hukukçuya çok ciddi bir haksızlık yapılmasına rağmen, mahkeme heyetine karşı sesini yükselttiğine dair bir haber göremezsiniz. Nezaketli kişiliğini kendisine haksızlık yapan hakimlere karşı da göstermiş. Aslında karakterinin gereğini yapmış, karar veren hakimlerin yaptığı gibi!

Bankaya para yatırmak, okula çocuğunu göndermek, dernek, sendika üyesi olmak, kimse yok mu derneğine bağış yapmak gibi aslında iftihar edilecek bazı davranışlar, iktidarın ahlaksız politikası sayesinde zihinlerde suç olarak kabul edildi ve iktidarın mahkemeleri tarafından da buna uygun kararlar verildi. Cemaat mensuplarının avukatlığını yapmak da bu kapsamda suç olarak takdim edildi ve hukuku hiçe sayan hakimler tarafından da bu hukuksuzluk tescil edildi.

İktidar ve iktidar medyasının tezatlarına, uydurmalarına, yaftalamalarına bakmayın. Gerçekten saygı duyacağınız, her hareketini hayranlık dolu gözlerle izleyeceğiniz, varlığını hissetmekten mutluluk duyacağınız  bir kişidir Avukat Feti Ün, başkası değil.

Feti Ün bey, iktidarın yaftalamasının mağduru olmuş ilk ve tek kişi de değil ne yazık ki. Feti bey gibi saygı duyulan, çevresi tarafından sevilen, sayılan, insanlığa ve insanlara faydalı  binlerce insan da Feti bey gibi hukuksuz ve ahlaksız mücadelenin mağduru oldu.

Gelin sadece kendimiz için değil tüm insanlık için  ahlaki kriterleri, değer yargılarını ve gerçekleri siyasi partilerin, grupların ve kişilerin ölçütlerine göre değiştimemeyi ve isimlendirmemeyi kendimize düstur edinelim…

Umarım yalanla gerçeğin, doğruyla yanlışın, haklıyla haksızın karıştırılarak yaşatılan hukuksuzluklar son bulur ve Feti beyle birlikte cezaevinde bulunan tüm masumlar en kısa zamanda tahliye olur.