Cemil Emin /

Bilim kurgu romanlarının duayeni Polonyalı edebiyatçı Stanislaw Lem, Ölümlü Makineler’de insanlarla bir robot arasında geçen hüzünlü bir hikaye anlatır: ‘Av’. Aydaki madencilik işleri için üretilmiş ileri teknoloji eseri bir robot olan Kreo’nun, yaşanan bir kaza sonrası yapılış amacının dışına çıktığı düşünülür ve bazı saldırı olaylarının sorumlusu olarak görülür. Pirx’in komuta ettiği insanlardan oluşan bir ekip, Kreo’yu etkisiz hale getirmek için operasyon başlatır. Hikayenin sonunda Kreo ile karşı karşıya gelen ve yanlışlıkla kendi ekibinin hedefi olan avcı Pirx, Kreo tarafından ölümden son anda kurtarılır. Ancak Pirx lazer atışıyla Kreo’yu imha etmekten kendini alamaz. Pirx sonradan yaptığı iç sorgulamalarda “en acı olan da, kendi kurtarıcısını sinsice, arkadan vurarak öldürdüğünü bilmekti” der. Bilim kurguyu sadece bir maske olarak kullandığı söylenen Lem’in hikayesi, günümüzün halen canlılığını koruyan bazı hikayelerine de tanıdık çağrışımlar yapmıyor değil.

Hikaye aslında robotlarla insanların vicdani üstünlük sıralamasını sorgulatmayı amaçlar. Kreo, insan beynine yakın hatta ondan daha üstün bilgisayar programları ile donatılan ancak insani erdemlerden yoksun olduğu varsayılan bir robottur. Üstelik imal edilme amacının dışına çıkarak bir tür imha makinesine dönüştüğü ön yargısının kurbanı olarak hikayede baş rolü oynar.  Yaşadığı coğrafyayı fedakarca hatta ölümü göze alarak korumaya çalışan Pirx ise aklıyla, cesaretiyle ve korkularıyla doğal, ortalama bir insanı temsil eder. Nihayetinde, yersiz tehdit algılamaları, yanlış politikalar, eksik değerlendirmeler ve isabetsiz stratejiler sonucunda ‘av’ başlar artık. Av ile avcı arasına sıkışmış gibi görünen hikaye aslında bunun daha fazlasının yaşandığı avın arka planındaki gerçeklerin buzlu bir yansımasını dikkatlere sunmaya çalışmaktadır dolaylı olarak. Çatışmanın sıcaklığı, av öncesi ortaya konulan bazı değerlendirmelerin aslında gerçeği yansıtmadığı yönündeki farkındalıkların göz ardı edilmesine neden olur. Sonunda insanlardan daha insani bir duruş sergileyen robot Kroe, hayatına mal olmasına aldırmaksızın canına kasdeden avcısı Pirx’i ‘dost atışından’ kurtarır. Ancak insan Pirx, robotlara has görevi tamamlama içgüdüsüyle, kendisini ölümden kurtaran Kreo’yu arkadan vurarak imha eder. Kimin robot kimin insan olduğu algısının karmaşık bir hal aldığı sıcak çatışma ortamı sona erdiğinde, Pirx gerçeği kendine itiraf etmek zorunda kalır. Bilim kurgu gibi duran hikaye fazlasıyla hüzünlü de olsa, Pirx’in sonunda hakikati itirafı okuyucuya bir avuç teselli sunar.

Gerçekler her zaman göründüğü gibi değildir. Hatta çoğu zaman asıl gerçeğin, gösterilmek istenen sahte gerçeklikten tam aksi yönde gerçekleştiği ortaya çıkar sonradan. Şartların sessizliğe mahkum ettiği diller çözülmez bir türlü. İki yalan bazen bir hakikati kıskaca alabilir, kıpırdayamaz hale getirebilir. Ama bu, potansiyel gerçeğin varlığının inkarı için yeterli delil oluşturmaz hiç bir zaman. Ve genelde de olay ve şartların ağırlığı altında ezilen hakikatin kördüğümünü ancak vicdan çözebilir.

Lem’in hikayesi önemli çünkü, robotlaştığı iddia edilen insanların, kendilerine verilen yetkinin dışına çıkarak asıl görevlerinin aksine bir dizi şaibeli olayın sorumlusu olduğu iddiaları ile çok yönden benzerlikler taşıyor. Yersiz tehdit algılamaları, yanlış politikalar, eksik değerlendirmeler ve isabetsiz stratejilere değinmeye bile gerek yok. ‘Av’ alegorisi ise önüne aldığı bir sıfat haricinde zaten birebir aynı. Bizim hikayemiz de av ile avcının arasında yaşananlar olmaktan çoktan çıkmış durumda. Şunu da bilmek gerekir ki insan olan Pirx, avın başlaması talimatını veren kişi değildir; kaderin bir cilvesi olarak belki de vatansever duygularla kendini bir şekilde avın ortasında bulan kişiyi temsil eder. Bizim hikayemizde de av ile avcının karşılaşması kanlı oldu. Kan sadece 2 büyük ilde dökülmesine ragmen 81 ildeki robotlar imha edildi. O iki büyük ildeki çatışmaların büyük bölümü üzerindeki sis perdesi ise bilinçli olarak kaldırılmıyor. Hangi isabet dost atışından dolayıdır veya hangi ölüm veya zarar robot atışı neticesinde oldu, henüz tam olarak belli değil. Aslında hem sayıca daha çok hem de üstün teknolojik silahlarla donatılmış robotların karşısında gerçekte hiç şansı olmayan insanların kazanmasının tek nedeni robotların ultra insani duygularla sergilediği ve kendilerinin fiilen imhasına neden olan vicdanlı duruşları oldu. Zafer sarhoşluğunu üzerinden halen atamamış bazı insanlar için çok sinir bozucu bir durum olsa da hakikat tam olarak bu. Hem kendi açılarından gerekmesine rağmen silah kullanmamış hem de dost atışlarına kalkan olmaya çalışmışlar bizim robotlar. Bu duruşun en önemli sebebi kendini kurban ederek bu anlamsız ‘av’ın hem bir parçası olmama hem de ‘av’ın yayılmadan bitmesini sağlama olduğu görülüyor. Bunun karşısında robotların, robotlardan daha mekanik tepkilere sahip insanlar tarafından linç edilmelerinin önüne geçilemedi. Bir yönüyle bu trajik sonun kaçınılmaz olduğu da söylenebilir. Öte yandan bizim hikayemizin kurgusunun en acı yanı ise, günümüz Pirx’lerinin çarpıtılmış gerçekleri algılama noktasında henüz bir kıpırdanma sergileyememiş ve Kreo’nun vicdanlı duruşunu halen kavrayamamış olmaları.