Av. Ömer TURANLI

Odatv yazarı Müyesser Yıldız, Karlov suikastı davası kapsamında dinlenen bir tanığın ifadesinden yola çıkarak mahkemelerin nasıl işlediğini anlattığı yazısını,Tanıklığın ne hale geldiği, polis, savcılık ve mahkemelerin kimlere itibar ettiğine dair çok çarpıcı bir örnek, değil mi?’ sorusuyla bitiriyor.

Umut Asma isimli bir kişinin Karlov suikastiyle ilgili tanık olarak ifadesine başvuruluyor. Umut Asma mahkemede, ‘Fuat Uğur isimli kişinin köşe yazılarından Ankara’da Ruslara karşı bir saldırı olacağını anladım. Bunu arkadaşıma da bahsettim. Birkaç gün sonra Rus Büyükelçisi öldürüldü. şeklinde bir ifade veriyor. Bu ifadesi üzerine de ifadede ismi geçen Fuat Uğur, ‘Böyle bir şerefsizliği ve rezilliği hayatımda görmedim’ başlıklı bir yazı yazdı.

Ortalıkta bir rezillik olduğu doğru ancak bu ilk defa olmadı ve bu rezillik yüzünden ilk defa birileri mağdur edilmiyor.

Öncelikle, hiçbir somut bilgiye dayanmayan bu tanığın ifadesine başvurulması Karlov suikastı ile ilgili Cemaat mensuplarına bir suçlama yöneltemedikleri için arayış içerisinde olduklarını,  ikinci olarak da bu ifade mahkemelerin tanıklık kurumuna nasıl baktığını göstermesi açısından önemli.

Fuat Uğur’un yazılarıyla şifreli mesaj gönderdiği iddiasının yer aldığı  tanık ifadesi şu şekilde;

İfadeyi okuyan sağduyulu herkes, bu şekilde ifade mi olur diyecektir. Ancak, bu ifadede Fuat Uğur yazan yerde AKP yandaşları dışında bir isim olsaydı, Türkiye gazetesi başta olmak üzere tüm havuz gazeteleri ‘İşte fetönün Karlov suikastı talimatının şifreli mesajı’ diye manşetler atardı. AKP yandaşı birinin ismi geçince ise böyle şerefsizlik, böyle rezillik olmaz diye isyan ediyorlar.

Ne zannediyordunuz ki; mahkemeler adil yargılama yapıyor, insanlar özgür iradeleriyle ifade veriyor, tanıklar sadece bildiklerini anlatıyor, kimseye ifade vermesi ya da vermemesi yönünde baskı yapılmıyor, istenildiği şekilde ifade vermeyen kişilere işkence yapılmıyor, hiçkimse tanıklar tarafından verilen ifadeler yüzünden mağdur edilmiyor, tutuklanmıyor, mahkum edilmiyor, itibar suikastına uğramıyor mu zannediyordunuz.

Sizin ‘şerefsizlik ve rezillik’ olarak ifade ettiğiniz bu olaylar AKP muhalifleri için mahkemeler açısından olağan hale gelmiş bir  uygulama. Ortalık, insanların hayatını karartan gerçek dışı tanık ifadeleriyle dolu. Mahkemeler, isimsiz imzasız ifadelere bile itibar ederek insanları tutuklayıp mahkum ediyor. Yalan tanıklık, gizli tanıklık, ispiyonculuk AKP iktidarı sayesinde kurumsal hale getirildi. Neredeyse her dava dosyası içinde ya gizli tanık, ya yalancı tanık ya da ispiyoncu birisinin ifadesi bulunuyor. Bazı dosyalar da ise işkence altında alınan ifadeler, yapılan hukuksuzluğun dayanağı yapılıyor.

Alın size Karlov dosyasında yer alan başka bir ifade. Sanığın isminin AKP’yle bir ilgisi yok o nedenle de Fuat Uğur ya da havuz gazeteleri tarafından dikkate alınmayan bir ifade. Ancak, anlatılanlar insanlık tarihi açısından önemli;

Duruşmada verilen bu ifadede sanık kendisine ve dosya kapsamında yer alan birçok kişiye işkence yapıldığını ve işkencelerle ifade alındığını söylüyor.

Şimdi siz karar verin. İşkence ile ifade alınması, meczup ya da hasta birisinin tanık olarak ifadesinin alınmasından daha ‘şerefsizce’ ve daha ‘vahşice’ bir uygulama mı değil mi?