Mahmut Övür, bugünkü köşesinde CHP’yi hedef alarak bir yazı kaleme almış. Övür, “Fetö” konusunda CHP içinde derin bir rahatsızlık olduğunu… CHP içindeki sıkışmayı tek değiştirecek şeyin “fetö” meselesiyle yüzleşmekten geçtiğini. Çünkü CHP yönetiminin “fetö” hamiliğini artık taşıyamaz duruma geldiğini… Deniz Baykal’ın kendisine kurulan ve CHP’nin rotasını değiştiren kumpasla ilgili konuşmadığı sürece, ne CHP ne de Türkiye’nin “fetö”den tam olarak kurtulamayacağını… iddia etmiştir.

İlkin belirtmek gerekir ki, Deniz Baykal ile ilgili görüntüleri “özel değil genel, genel” diye meydanlarda diline dolayarak siyaset malzemesi olarak kullanan ve Baykal’ın da 2010 yılında istifa ederken “bu komplo siyasi iktidarın bilgisi ve onayı olmadan yapılamaz” ifadeleriyle kendisini işaret ettiği kişi bizzat Erdoğan’dı. Dolayısıyla, Baykal bu konuda yeteri kadar konuştuğu ve kamuoyunun da kumpasın Erdoğan tarafından nasıl kullanıldığını bildiği için, Övür’ün “Baykal, konuşmadığı sürece” sözlerinin bir anlamı bulunmamaktadır. Övür’ün, bu cümlesini “Baykal ‘fetö’ şeytanlaştırmasına destek vererek kumpası cemaate yıkmadığı sürece” şeklinde okumak daha mantıklı olacaktır.

Peki gerçekte CHP’nin bir “fetö” sorunu mu vardır, yoksa Türkiye’nin bir nefret söylemi problemi mi? Devlet gücünü arkasına alarak zırhlara bürünen bir diktatörlüğün, Türkiye’nin demokrasi ve özgürlükler kavgasında “fetö” kelimesini bir koç başı gibi kullanarak muhalefetin tüm kalelerini birer birer zapt ettiği gerçeğini nasıl görmezden gelebiliriz?

Övür’ün savaç açtığı, daha doğrusu bu orantısız savaşta kiralık kalemiyle saldırdığı hedef CHP değildir. Hedef alınan, muhalefet ve dolayısıyla toplumun demokratik direncidir. Yapılmak istenen de, tüm toplumu “fetö ile mücadele” bayrağı altında toplayarak, siyasi muhalefeti fiilen ortadan kaldırıp, Türkiye’yi mekanikleşmiş kaskatı bir ordu gibi rahatça yönetilebilecek bir şekle sokma gayretinden başka bir şey değil.

CHP, AKP rejiminin illegal faaliyetlerine ve ağır insan hakları ihlallerine muhalefet ettiği sürece “fetö”den kurtulamayacaktır: “Fetö”den yani, iktidara muhalif olmaktan. İktidar açısından ‘fetö’ demek; muhalif olmak, iktidarın icraatlarını eleştirmek, iktidara övgüler düzmemek, iktidarı eleştirenlere karşı çıkmamak demektir. ‘Fetö’den kurtulmak demek de, muhalefeti bırakıp iktidara amasız, fakatsız teslim olmak demektir.

Bir nefret objesi olarak başlayan ‘fetö’ artık muhalif olmanın ismidir diyebiliriz. Muhalefet bu gerçeği görmek yerine iktidarın söylemiyle hareket ederse, gerçekten muhalefet etmemiş olacağı gibi iktidara da yaranamamış olacaktır.

İktidar herkesten amasız, fakatsız kendisine tabi olmasını istiyor. Buna hayır diyen elbette ‘fetö’cü olmaktan kurtulamayacak…