Sabah gazetesi bugün “Edirne sınır hattında 3,5 yılda 1086 FETÖ’cü yakalandı” başlıklı bir haber yayınlamış terör örgütü üyesi olduğunu iddia ettiği 1086 kişinin Yunanistan’a geçmeye çalışırken yakalandığını iddia etmiştir. Gazete, yargılamadan değil, hukuksuzluktan, adaletsizlikten, işkenceden kaçıldığı gerçeğini karartmaya çalışmıştır.

Haberde 2016 yılında 25, 2017 yılında 306, 2018 yılında 471, geçen yıl da 284 kişinin yakalandığı iddia edilmiştir. 54. Mekanize Piyade Tugayı, 4. Mekanize Piyade Tugayı, Edirne Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı’nın verilerine dayanarak yapıldığı anlaşılan haberdeki rakamların doğruluğunu teyit etme imkanı bulunmamaktadır. Ancak haberde kullanılan dil ve üslup, AKP rejiminin yayın organının uzun zamandır habercilik değil, soykırım teşvikçiliği yaptığının bir diğer kanıtı olarak kayda geçmiştir.

Gazete yakalanan kişiler ile ilgili şu iddiaları sıralamaktadır: Yargılanmaktan kurtulmayı planlıyorlardı, hepsi örgüt üyesiydi, düzensiz göçmenlerin arasına sızmışlardı, PKK, MLKP gibi terör örgütleriyle iş birliği ile kaçmaya çalışıyorlardı.

Gazetenin iddialarına geçmeden önce, konunun daha iyi anlaşılması için başka rakamlar vermek gerekiyor. Türkiye’de AKP rejiminin yaşam hakkı dahil tüm temel insan haklarını ağır, yaygın ve sistematik bir şekilde ihlal ettiği ortamda, ülkesini seven insanların kendi yurtlarından kaçmadığını; aksine ülkelerini terk etmek zorunda bırakıldıklarını belirtelim ilkin. Ayrıca kaçış yollarının ne kadar tehlikeli olduğunu da hatırda tutalım.

Son 3,5 yılda, AKP rejiminin zulmünden kaçmaya çalışan 30 kişi, Meriç nehri ve Ege denizinde boğularak can verdi. Üstelik hayatını kaybedenlerin 17’si çocuktu. Yetişkinlerin de 5’i erkek, 8’i ise kadındı.

Yanı sıra, 2’si anne karnındaki bebek, 3’ü kadın, 41’i erkek olmak üzere 46 kişi cezaevlerinde şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Ayrıca, 1’i anne karnında bebek ve 6’sı erkek olmak üzere 7 kişi de gözaltında şüpheli şekilde can verdi.

Ayrıca 2’si çocuk, 9’u kadın 21’i erkek olmak üzere 32 kişi, uğradıkları haksızlığın neden olduğu hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdi.

Dahası var; aralarında öğrencilerin de bulunduğu 6’sı kadın, 50’si erkek olmak üzere 56 kişi, yaşanan olayların sebep olduğu travmalar nedeniyle daha fazla dayanamayarak intihar etti.

Bitmedi; cezaevlerinde hukuksuz şekilde tutulan akrabalarını ziyarete giderken geçirdikleri trafik kazaları nedeniyle ölen 7 kişiden 4’ü çocuk, 2’si erkek 1’i ise kadındı.

Yani toplamda en az 178 kişi AKP rejiminin 3,5 yıldır devam eden zulümleri nedeniyle yaşamını yitirdi. Yaşam hakkı ihlallerinin yanı sıra işkence, kötü muamele vb hukuksuz uygulamaları anlatmak için ayrı bir makale yazılması gerektiğini de söyleyelim.

İddialara geçecek olursak… Yakalandığı iddia edilen kişiler “yargılanmaktan” değil, kendilerinin ve sevdiklerinin hayatlarından endişe ediyorlardı. Çoğu henüz yargılanmadığı için haklarında “örgüt üyesi” olduklarına dair bir hüküm bulunmuyordu. “Düzensiz gömenlerin arasına sızmak” şeklinde yeni icad edilen elemin tarifi normal bir aklın sınırlarını aştığından cevap vermeye bile gerek duymuyoruz. Diğer terör örgütleri ile işbirliği iddiasının ise, yarım milyondan fazla insana terör örgütü yöneticiliği veya üyeliğinden işlem yapılan bir ülkede herhangi bir değer taşımadığını ifade etmekle yetinelim.

Son olarak belirtmek gerekir ki; son 3,5 yılda 60 bine yakın insanın Avrupa ülkelerine ve Amerika’ya iltica talep ettiği göz önünde bulundurulursa, 1086 kişinin kaçış yollarında yakalanmış olması, rejim bekçilerinin başarısının değil, ülkedeki hukuksuzluğun geldiği inanılmaz boyutun delili olabilir ancak.