Emniyet Genel Müdürlüğü bir çalışma yapmış ve Cemaatin şifreli olarak kullandığını iddia ettikleri 1094 kelimenin anlamını çıkartarak bir kitapta toplamışlar. Yanlış okumadınız 1094 şifreli kelime. Türkçeyi 400 kelimeyle konuştuğumuzu dikkate aldığımızda bu kadar şifreli kelime olur mu diye düşünmemek elde değil.

Sözlük olarak ifade edilen çalışmada kek, tereyağı, lahmacun, lokum, köylü, peyzajcı, çiçek, çimen, çöpçü, dayı, dede, duvarcı, geometri, depocu, mutfak, müzik, nefis terbiyesi, pırlanta, optik  gibi şifreli olduğu iddia edilen kelimelerin yer aldığı 1094 kelimenin olduğunu Anadolu Ajansının yaptığı haberden gördük.

Habere göre şifreli dilin, şüpheli, tanık, müşteki, mağdur veya bilgisi alınan kişilerin ifadelerinden elde edilen bilgilere göre çözüldüğü iddia ediliyor. Cemaat içerisinde uzun yıllar kalmış birisi olarak sıralanan bu kelimelerden sadece pırlanta kelimesini bildiğimi söyleyebilirim. O da çözülmesi gereken bir şifreye ihtiyaç olmayan internette pırlanta serisi yazılıp arandığında Fetullah Gülen’in eserlerine verilen isim olduğu görülebilecek bir kelime.

Emniyetin örgütsel suçlarla ilgili şifreli kelimeleri bulup çözmesi gayet makul karşılanacak bir çalışma. Ancak ortada bir örgütün varlığından bahsediliyorsa 1094 kelimeden oluşan bir şifre olmaz, olamaz. Dünyanın hiçbir yerinde 1094 kelimeden oluşan bir şifreleme yöntemi de yoktur.

Okumayan, okuduğunu anlamayan, anladığını zannettiği şeyi yanlış yorumlayan, kendi diline yabancı, kavramlardan uzak insanlardan farklı bir şey beklemek zor olurdu. Bu kitabı hazırlayanların ve medyada pazarlamaya çalışanların adanmış ruh, akabe, kandan irinden deryaları geçmek, nefis terbiyesi, pırlanta serisi gibi her biri ayrı bir kitap konusu olabilecek ifadeleri anlamaması, anlamadığı için de şifre demesi kadar doğal birşey yok denilebilir.

Şaşırmamak gerekiyor çünkü, bu zihniyet 10.000’lerce öğretmenin, doktorun, avukatın, hakimin, savcının, sağlık personelinin, işadamının içinde olduğu, 1.000’lerce üniversitesi, okulları, dersaneleri, yurtları, okuma salonları, dernekleri, vakıfları, sendikaları olan  bir yapıya örgüt diyebilmiştir.  Anlama becerisi gerektiren kelimelere şifre demesini çok görmemek gerek.

Kriptoloji önemli bir bilim dalı. Türk polisinin şu an bu bilim dalından haberi olmadığını görüyoruz. TÜBİTAK’ın başına hayvanat bahçesi müdürü atayan AKP’nin kriptologları da bu kadar olur.

400 kelimeyle konuştuğumuz dikkate alınacak olursa 1094 kelimeden oluşan bir şifreleme iddiasının mantığında ciddi bir hata vardır.

Şifre denilen kelimelerin büyük çoğunluğundan cemaat mensuplarının dahi haberdar olmayışı, bu iddianın başlı başına sorun olduğunu gösterir.

Şifre denilen bazı kelimelerin açık kaynaklarda yer alan anlamlarıyla kullanılmış olmasına rağmen şifreli denmesi, şifrecilerin sadece okuduğunu anlamayan değil okuma özürlü olduğunu da gösterir.

Faaliyetlerinin çoğunluğu toplumun gözü önünde yapılan, okulları, dersaneleri, yurtları, dernekleri, vakıfları nedeniyle halkın büyük kesimiyle ilişki içerisinde olan bir yapının 1094 kelimeden oluşan şifre kelimelere sahip olduğunu iddia etmek inandırıcılıktan uzaktır.

Emniyetin sözlük çalışması içerisinde avukatlar ve hukukçulara da yer verilmiş, bir hukukçu olarak bu kısmı es geçmek olmazdı.

Yenişafak gazetesinin ‘Zaafa göre ikna seansı’ başlığıyla verdiği habere göre,  tutuklanan örgüt mensupları için “cezaevi yapılanması” oluşturulmuş. Amaç ise örgütü diri tutmak ve çözülmelerin önüne geçmekmiş. Yapılanmada, iknacı, nizamiye görevlisi, rüyacı ve avukat da bulunuyormuş.

Aynı haberde çok önemli bir detay da verilmiş! Cezaevindeki insanların savunmaları hukukçulardan geliyormuş. Kimden gelmesi uygun olurdu? Hukuki desteği hukukçular değil de mühendisler ya da arkeologlar mı vermeliydi?

Ayrıca bu tespit de eksik olmuş. Cezaevinde olan kişilerin çoğunluğu hukuki konularda kendilerini fazlasıyla yetiştirdi. Sizin hukukçu dediklerinizden daha iyi oldukları söylenebilir.

Habere göre avukatların her zaman özellikle cezaevinde olan müvekkilleri için  hukuki ve psikolojik destek sağlayan kişiler olduğundan da hebersiz oldukları anlaşılıyor.

Cezaevinde olan hukukçular da davaların AİHM’den döneceğini söyleyerek örgüt mensuplarını kandırıyorlarmış. Bu ifadeden anlaşıldığına göre çalışma örgüt mensuplarının kandırılmaması için hazırlanmış. Ne kadar da ince bir davranış. Bu çalışmayı hazırlayanların farkında olmadığı bir gerçek sadece cezaevinde bulunan hukukçular değil, iktidara bağımlı olmayan tüm hukukçular bu davaların AİHM’den döneceğini söylüyor. Okursanız göreceksiniz diyeceğim ama okuduğunu anlamakta zorlanan insanların bunu anlayabilmesi de zor olacaktır.

Bir bilgi de bizden olsun. Şifre diye hazırladığınız kitap örgüt iddianıza değil örgüt olunmadığı gerçeğine delil olacaktır.