Cumhuriyet Gazetesi’nde 06.01.2020 tarihinde yer alan habere göre; Zonguldak’ta mahalli olarak yayımlanan “Halkın Sesi” gazetesinin yazı işleri müdürü Cevdet Akgün yaptığı bir haberden dolayı 5 ay hapis cezası aldı.

Haber başlığını okur okumaz şaşırmıyor ama sinirlenmeye başlıyorsunuz. Çünkü sizin ülkenizde gazetecilerin tutuklanması, haberlerin sansürlenmesi, “alo fatih” denince hizaya gelmeyenlerin işten atılmaları artık olağandır. İktidar omuzlarına medyayı dizayn etme vazifesini de yüklenmiştir.

Haberin içeriğine bakmak istiyorsunuz ama Cevdet Akgün’ün sosyal medyada paylaştığı ifadeleri hariç bir şey bulamıyorsunuz. O ifadeler ise şöyle;

“Geri sayım başladı. Son 6 gün. Taptıkları Fethullah yüzünden cezaevine gidiyorum. Gazetede yazılan haberin ölümüne arkasında duruyorum. Hiç pişman değilim. 10 Ocak çalışan gazeteciler bayramı. Bu da 40 yıllık meslek yaşamından önemli değil. Bize tekzip tebligatı gelmeden cezai işleme başladılar. İndirim dahi yapılmadı. Bir oldubitti ile karşı karşıya kaldım. Biz muhalif gazeteciyiz. Yandaş olmadığımız için bedel ödettiriyorlar. AKP tarafından hakim yapılan Ereğli eski ilçe Başkanı Adem Öztürk, FETÖ’nün para kasası Bank Asya’nın iki avukatından birisi idi. Adem Öztürk önce AKP’den milletvekili adayı oldu. Sınavsız hakim yapıldı. Kamuyu ilgilendiren bu meseleyi haber yaptık. Yaptığımız haber için cezaevine gidiyoruz”

Cevdet Akgün’ün ortaya attığı iddianın iki yönü var. Birincisi Bank Asya’nın da avukatlığını yapan AKP eski ilçe başkanının hakim olması. Ki bu iddianın haber niteliği taşıdığı söylenemez. Çünkü kıdem, yaş, yeterli puan gibi önceden belirli olan şartları sağlayan avukatların hakim savcı olmalarının önünde yasal olarak hiçbir engel yoktur.

İkincisi ve haber niteliği taşıyabilecek kısım ise avukatların sınavsız hakim olduğu iddiası. Cezaya konu olduğu anlaşılan haberde, Zonguldak’ta 15 avukatın, sınavsız olarak hakim yapıldığı ve avukatların  içinde AKP de siyaset yapan 3 kişinin de bulunduğu iddiasıdır. Bu iddia çok ciddi olmakla birlikte gerçek olma ihtimali oldukça düşüktür. İmkansızdır demem gerekirdi ama ne yazık ki iktidar “bunu da yapamazlar” dediğimiz şeyleri yapmakta pek mahir. Ancak, mevcut durumda avukatların sınavsız olarak hakim yapılması mümkün değil. Dolayısıyla da ortada gerçekten tekzip kararını gerektiren bir durum söz konusu. Cevdet Akgül haberinin arkasında ölümüne durduğunu söylüyor ancak açık kaynakta ve Halkın Sesi isimli gazetede de bu iddiayı doğrulayan bir bilgi belge söz konusu değil.

Cevdet Akgün’ün yargılandığı dosyayı incelemeksizin kararın doğruluğunu tartışacak değiliz. Kimsenin de yaptığı bir haber, ifade ettiği sözler yüzünden hapse girmesini savunmayız. Ancak Cevdet Akgün haberini doğrulayacak bir delil sunmadığı gibi, tekzip süreciyle ilgili yasal zorunlulukları yerine getirmeyip olayla hiç ilgisi olmayan kişilerin ismini vererek “yandaş olmadığımız için bedel ödetiyorlar” veya “ben değil siz FETÖ’cüsünüz” sözlerinin arkasına saklanmasını da doğru kabul etmiyoruz. Zira bu ülkede yaptığı yalan haberin tekzibini yayınlamadığı için hapse girenlerden önce savunulması gereken gerçekten gazetecilik yaptıkları için hapiste veya sürgünde olanlar olmalıdır.

Kimse gazetecilik yaptığı için cezaevine girmesin, gazeteciyim diyen insanlar da kolay bir şekilde iftira atmasınlar…