Eski Odatv yazarı Barış Terkoğlu, bugün Cumhuriyet’teki köşesinde, geçmişte yaşanan bazı olaylardan atıflar yaparak son günlerde gündemde olan İran ile ilgili bir yazı yayınladı. Türk medyasının son dört yıldır karakter haline getirdiği bir habercilik anlayışının önde gelen temsilcilerinden olan Terkoğlu’nun yazısı ağır mantık hatalarıyla dolu. Nefret söyleminin şehvetine kapılarak toplumun bir kesimine insafsızca saldırmak kolaycılığı, basit bir mantık örgüsü kurabilme kabiliyetini de ortadan kaldırmışa benziyor.

Yazıdaki önemli önermeler şunlar:

  • “ABD ve Gülen” İran karşıtıdır.
  • “Fetö” İslami bir cemaatten ajan örgütlenmesine evrimleşmiştir.
  • “Fetö”, ABD çıkarlarına hizmet eden bir istihbarat örgütüdür.
  • “Fetö”, sahte belgelerle sistematik olarak MİT’in başındaki Hakan Fidan’ı İran ajanlığı ile suçlamıştır.
  • “Fetö”nün sahtekarlığının delili ise ABD gizli belgeleridir.

Terkoğlu’nun mantık hatası ilk bakışta rahatça görülebiliyor. Ama yine de konuyu, gerçekleri dile getirerek, biraz daha açmakta fayda var.

Selam Tevhid soruşturması dosyasına giren bir evrak var. Belgede Fidan’ın İran ilişkileri ile ilgili bilgiler yer alıyor. Terkoğlu, bu belgenin “fetö” tarafından “sahte” olarak üretildiğini iddia ediyor. Terkoğlu’na göre ABD, Fidan’ı İran yanlısı olarak görüyor. Bunu yazıda şöyle ifade ediyor: “Amerikalılar, birçok belgede Fidan’ı, İran’a karşı sert yaptırımlar konu olduğunda ayak sürüyen kişi olarak tanımlıyor.” ABD kriptolarında yer alan bu cümle, Terkoğlu’nun, söz konusu belgenin sahte olarak üretildiğine ikna olmasına yetmiş anlaşılan. Bu durum bile tek başına analiz edilse Terkoğlu’nun çarpıtması açıkça görülebilir.

Ancak bizim vurgulamak istediğimiz Terkoğlu mantığı biraz daha farklı. Terkoğlu’nun mantığına göre konu özetle şöyle: “Gülen de ABD gibi İran karşıtıysa, Fidan hakkındaki belgeyi ABD’nin talimatıyla “fetö” sahte olarak üretmiştir. Delil mi? Buyurun ABD gizli belgeleri!”

İlkin şunu belirtelim, Fidan hakkındaki “fetö” tarafından uydurulduğu iddia edilen “sahte” belge denilen evrak, Genel Kurmay Başkanlığı arşivlerinde yer alan bir resmi belge. İlgilileri bu konuyu açık kaynaklardan daha geniş şekilde araştırabilirler.

Terkoğlu, ABD adına ajanlık yaptığını iddia ettiği bir örgüt tarafından sahte olarak üretildiğini iddia ettiği bir evrakın, Türk resmi makamlarının arşivlerinden çıktığı gerçeğini karartmaya çalışırken, başta düşman olarak etiketlediği bir ülkenin, yani ABD’nin, gizli arşivlerinde yer alan belgeleri referans alıyor.

“Fetö” düşmanlığının sebebini ABD ajanlığına dayandıran Terkoğlu’nun, tezlerini doğrulamak için ABD arşivlerine sığınmasına ne demeli bilmiyoruz.

Daha vahimi, kendi ülkesinin Genel Kurmay Başkanlığı’nın resmi arşivlerine değil de düşman olarak tanımladığı ABD’nin arşivlerine daha fazla güvenen bir yazarın nasıl emperyalizmle mücadele ettiğini de anlamakta zorlanıyoruz.

Son olarak şunu da sormalıyız: Kendi ülkesinin resmi arşivlerine güvenerek hareket edenler mi ABD ajanı yoksa kendi ülkesinin resmi evraklarını yalanlamak için ABD arşivlerini referans alanlar mı?