Sabah gazetesi, MİT mensupları tarafından kaçırıldığı iddia edilen ve 6 aya yakın işkence merkezinde tutulan, ardından istedikleri şekilde ifade verdikten sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde ortaya çıkan 4 kişinin işkence altında verdikleri ifadelerinden alıntılar yaparak şok itiraf başlıklarıyla haber yapmaya devam ediyor. Bugün de Karlov suikastıyla ilgili şok itiraf başlığıyla yeni bir haber yaptı.

Haberin içeriğinde yer alan iddiaların gerçek dışı olduğuna geçmeden önce, bir hususu dikkatlere sunmak istiyorum. Bir süredir Sabah gazetesi başta olmak üzere iktidar yanlısı medya tarafından kamu görevlileri tarafından kaçırılan, işkence merkezlerinde aylarca tutulan, alçakça işkence yapılan insanlara karşı gerçekleştirilen vahşeti gölgelemek adına, işkence altında alındığında tereddüt olmayan ifadeleri paylaşılıyor. İşkence insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve hangi gerekçeyle olursa olsun bu suç mazur görülemez. İşkence altında alınan ifadeler mahkemelerde delil olamayacağı gibi toplum tarafından da itibar edilmemesi ve işkenceye prim verilmemesinin insanlık adına bir sorumluluk olduğunu unutmamalıyız.

Şimdi gelelim şok habere;

‘FETÖ’nün itirafçı olan MİT imamlarından Salim Zeybek, örgütün en önemli silahlı eylemlerinden Rus Büyükelçi Andrey Karlov suikastı konusunda şok itiraflarda bulundu.’ Şok itiraflarda bulundu denilen kişi Salim Zeybek. Kimdir bu Salim Zeybek, onunla başlayalım.

21 Şubat 2019 günü saat 19:00 sularında İstanbul-Edirne otoyolu Havsa Gişeleri yakınlarında, eşi ve çocuklarının yanındayken kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırılmıştır. Kaçırılma olayı ise şu şekilde gerçekleşmiş: Otoyolda önce aracın önü kesilmek istenmiş, bu manevradan aracı ters yöne sürmek suretiyle kurtulmuşlar, sonra aracı bırakıp yol kenarındaki ağaçların arasında kaçmaya başlamışlar, arkalarından gelen kişiler silahla ateş ederek Salim Zeybek ve ailesini durdurmuşlar.  Sonra, kimliği belirsiz kişiler Salim Zeybek’i beyaz bir arabaya bindirip bilinmeyen bir yere götürmüşlerdir. Salim Zeybek’in eşi ve çocukları ise başka bir arabayla Ankara’ya götürülmüş. Salim Zeybek’in eşi kaçıran kişilerle ilgili tüm detaylı bilgileri vermesine rağmen Salim Zeybek bulunamamış, 6 ay sonra Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde ortaya çıkmıştır.

Eşi tarafından, yaşanan tüm süreç sosyal medya aracılığıyla herkesle paylaşılmış, Birleşmiş Milletler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurularla da kaçırma olayı tüm yönleriyle anlatılmıştır.

Kaçırılmış, 6 ay işkence merkezlerinde tutulmuş, sonra Terörle Mücadele şubesinde ortaya çıkmış birisinin verdiği ifadenin doğruluğundan, ifadede söylenilen şeylerin şok edici olduğundan, bu kişilerin itirafçı olduğundan bahsetmek ve bu anlatılanlara inanmak sadece yapılan vahşete pirim vermek olacaktır.

Salim Zeybek’in kim olduğu ve şok itiraf denilen ifadelerin hangi şartlarda alındığını söyledikten sonra haberde yer alan itiraflara bakalım.

Haberde Zeybek’in “Örgüt ilk etapta bu işin üstüne düşmedi. Hatta üstüne de düşmedi… B.B. ile signal isimli uygulama üzerinden konuşup örgütün dahlinin olup olmadığını sordum… (Oluşturulan çalışma grubunun) bu eylemi FETÖ’nün yapmadığı hususunda kamuoyu oluşturma adına oluşturulduğunu, Bozkurt’un sitesi üzerinden haber analiz paylaşımı yapmayı planladıklarını söyledi. FETÖ’nün Karlov suikastını cihatçı grupların yaptığı yönünde çalışma yapacağı izlenimi edindim.” dediği belirtiliyor.

Haberi yapan Nazif Karaman’a göre, ‘örgütün en önemli silahlı eylemlerinden birisi’ olduğunu iddia ettiği olayla ilgili olarak Cemaat bu işin üzerine düşmemiş. Çok önemli bir olay yapmış ama olayın üzerine düşmemiş. Salim Zeybek, bir kişiyi arayarak Cemaatin dahli olup olmadığını sormuş, cevap veren kişi dahli olduğuna dair bir şey söylemediği gibi söylediklerinden anlaşıldığına ve iddianamede savcı tarafından teğet geçilerek de olsa yazılan olaylardan da anlaşılacağı üzere, cemaat bu olayla ilgisinin olmadığını ve bu işi cihatçı grupların yaptığını anlatmak için çalışmalar yapacakmış.

Bu cevap bile tek başına söz konusu iddianın iktidar tarafından atılan bir iftira olduğunun anlaşılması için yeterli. Haberi hazırlayanlar gözlerini kararttıkları için cemaatin lehine olan bir ifadeyi şok itiraf diye yazabiliyor. Bu haberden dolayı Cemaat mensupları tarafından Sabah gazetesine teşekkür edilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Aynı haberde yer alan diğer iddia ise şu: “Tetikçi Mevlüt Mert Altıntaş Karlov’u öldürmeye giderken satın aldığı takım elbiseyi, Fetullah Gülen’in cübbelerinin satın alınıp gönderildiği Ankara’daki ünlü bir AVM’deki mağazadan aldı.”Ankara’daki AVM’leri bilen birisi olarak söyleyebilirim. Ankara’da hiçbir AVM’de cüppe satılmıyor. Hadi satıldığını ve gerçekten söylendiği gibi o mağazadan cüppe alındığını kabul edelim. Cüppe alınan AVM’den katil de elbise aldı denilerek Cemaati suçlu mu göstereceğiz. Ortada çok ciddi bir suikast var ve delil, Fethullah Gülen’in cüppesinin satın alındığı mağazadan katilin de elbise alması öyle mi?

Haberde yer alan diğer iddia ise şu: “Tetikçi Altıntaş’ın saldırı öncesinde belirli aralıklarla BTK’nın bulunduğu Demirtepe civarına gittiği de ortaya çıktı. Çünkü Altıntaş’ın FETÖ’deki mahrem abisi bu semtte bulunan BTK’da çalışıyordu.” Bu iddiaya göre Altıntaş saldırı öncesinde Demirtepe civarına gitmiş. Demirtepe’de BTK varmış ve BTK’da katilin abisi çalışıyormuş. Devlet Bahçeli’nin matematik hesaplarına benzer bir sonuç ortaya çıkartmaya çalışmışlar ama tam da becerememişler.

Biraz yardımcı olalım. İddianameye göre katil, suikast öncesinde hayat kadınlarına gitmiş. Demirtepe konusuna birde o açıdan baksanız belki bir ipucu bulursunuz.

Yaptığınız haberin şok etkisi oluşturmadığını da belirteyim…