Cumhuriyet Gazetesi, 04.01.2020 tarihinde yayınladığı bir haberde Bingöl Üniversite’sinde bir doçentin derslerde Risale-i Nur Külliyatını anlattığı iddiasıyla soruşturma başlatıldığını yazdı. Söz konusu haberin içeriğine göre; Bingöl Üniversite’sinde görevli bir araştırma görevlisinin TBMM Dilekçe Komisyonu’na yaptığı “mobbing” şikayetinin BİMER üzerinden Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına iletilmesi ile üniversitenin Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümünde görevli öğretim üyesi Doç.Dr. H.K. hakkında Yükseköğretim Denetleme Kurulu tarafından inceleme yapıldığı, inceleme neticesinde hazırlanan raporda “…bu kişinin 2017 yılı ders notlarında görüleceği üzere, ‘Tarla Bitkileri Islahı’ ders notlarında, tarla bitkileri dışında çeşitli Risale-i Nur külliyatından sözler eklediği, tarla bitkileri dersinin içeriğinde Risale-i Nur külliyatına yer verilmesinin bilimle alakasız olduğu, H.K.’nin de ‘Meşveret cemaatinin içine sızmış bir FETÖ üyesi olduğu’ iddiaları vardır” denilmiştir. Raporda ayrıca “H.K.’nin FETÖ/PDY üyesi olduğu yönündeki iddialara ilişkin olarak, FETÖ/PDY üyeliğine ilişkin inceleme ve soruşturmanın yapılabilmesi için raporumuzun bir örneğinin Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesi gerektiği…” belirtilmiştir.

Cumhuriyet gazetesinin haberle vermek istediği; bilim yuvası olan üniversitelerimizde önce bir cemaate sonra da üniversiteye sızmış bir öğretim üyesinin bilime aykırı dogmatik saçmalıklarla körpecik beyinleri yıkamaya çalıştığı ve bunun bir araştırma görevlisinin farkına varıp bildirmesiyle BİMER gibi önemli bir hukuki(!) sistemin sorunu çözdüğünü düşünmemiz olsa gerek.

Peki, gerçekten bu haber ve habere konu olay bilim ve devletin bekası adına bu kadar şahane mi? Gelin hiçbir yargıya varmadan sadece birkaç soru sormakla yetinelim.

  • Bilimsel özerkliğe sahip olması gereken kurumlar olan üniversitelerde bir öğretim üyesinin ders içeriğinin, 12 Eylül 1980 darbesinin ürünü olan YÖK tarafından denetlenmesi ne kadar bilimsel özerkliğe uygun?
  • Velev ki ders içeriğinin denetlenmesini sineye çektik. Peki ya Risale-i Nur Külliyatından ders içeriğine alınan kısımlar gerçekten bilime aykırı mı? Eğer öyleyse neden sonuç ilişkisi içerisinde -en nihayetinde bilimden bahsediyoruz- bilime aykırı kısımlar raporda yer alıyor mu?
  • Ortada somut bir iddia ve tespit olmamasına rağmen öğretim üyesinin FETÖ/PDY üyesi olduğu yönündeki iddialara YÖK memurları nasıl ulaştı?
  • Meşveret cemaati bu iddialara ne diyor? Haberde bahsedildiği gibi meşveret cemaati “içine sızılması” gerekecek gizli bir yapı mı?
  • Tarla bitkileri ıslahı dersinde yer alan Risale-i Nur’dan alınan alıntılardan yola çıkılarak savcılığın incelemesini gerektirecek terör örgütü bağlantısına nasıl ulaşıldı?
  • BİMER ya da CİMER gibi sistemlerin hukuk devleti içerisindeki yeri nedir? Zira haberin başında olduğu gibi mesele mobbingse niçin öncelikle rektörlüğe yahut FETÖ/PDY üyeliği ise savcılığa başvurulmadı? BİMER ve CİMER devletin olağan akışı içerisindeki idari ve adli soruşturma mekanizmalarını etkisiz hale getirmiyor mu?

 

Haberi okuyan bir vatandaş olarak aklıma gelen soruları sizlerle paylaştım. Belki bu sorulara tatmin edici cevaplar verildikten sonra ben de rahat bir nefes alıp “Oh be bilim yuvaları ve devletin bekası güvencede” derim.