2015 yılı Kasım ayında Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağının düşürülmesi üzerinden yapılan tartışmalar halen devam ediyor. Son olarak Hürriyet gazetesi muhabiri Fevzi Kızılkoyun, Bylock yazışması olduğunu iddia ettiği bazı metinler yayınlayarak, o dönem hükümetin “tufaya getirildiğini” yazdı. Peki gerçekler ile haberin içeriği ne kadar örtüşüyor?

Yaşanan olayları kısaca hatırlayalım. 2012 yılında bir Türk uçağı Suriye tarafından düşürüldü. Ardından Erdoğan ve Davutoğlu, askeri bürokrasiye Suriye’den ülkemize yaklaşan uçakları tehdit olarak görme ve vurma talimatı verdi. 2015 Eylül’de Rusya Suriye’ye müdahil olunca ve hava sahası ihlalleri yapmaya başlayınca, 10 Ekim 2015 tarihinde MGK kararı ile angajman kuralları değişti. 24 Kasım 2015’de bir Rus uçağı Türkiye tarafından düşürüldü. Erdoğan ve Davutoğlu emri kendilerinin verdiklerini kamuoyunda ifade ettiler. 15 Temmuz sonrasında da Rus uçağının düşürülmesi kararının doğru olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Hala biz bu olayın ya da bu insanların bağlantılarının bununla bir alakası var mı yok mu bunları bilemiyoruz” dedi. Davutoğlu ise daha net konuşarak uçağın düşürülmesinin doğru bir karar olduğunu ve tüm siyasi sorumluluğu kendi üzerine aldığını tekrar açıkladı.

Bylock’ta çıktığı iddia edilen yazışmalar ise habere göre Bahadır K. ile Bekir Ş. İsimli kişiler arasında geçiyor. Yazışma özetle, “Vuran kişi 2002’li yüzbaşı, uçak Adana’dan kalktı. Fakat personel Balıkesir’in personeli. Eleman oldukça sağlam. Emri hatta Eskişehir’deki patron vermiş. (Hükümet) Sonradan düştükleri tufayı anladılar..” şeklinde.

İlk önce Bylock yazışmalarının ne kadar hukuki güvenliğe sahip olduğunu anlamak için avukat Levent Mazlıgüney’in analizlerinden biraz alıntı yapalım. Mazlıgüney MİT’in bylock raporuna dayanarak, kullanıcı sayılarının, içerik sayılarının ve İD numaralarının nasıl birbiri ile örtüşmediğini net olarak ortaya koyuyor. Buna göre, bylock kullanıcı sayısı 215.092. Ancak uygulama mağazalardan 500.000’den fazla sayıda indirilmiş. ByLock uygulamasında en az 1 kez mesaj atmış ve/veya almış kişi sayısı 60.473. Mazlıgüney haklı olarak soruyor: Peki kalanlar ByLock’ta ne yaptı? Raporda GSM operatörlerinin verilerine dayanan 102.192 kimlik bilgisinden bahsediliyor. Mor beyin uygulaması nedeniyle hatalı tespit yapılan 11.480 sayısı da bu rakama dahil. Ayrıca Bylock kayıt olanlara sırayla kullanıcı no veriyor. Yani ilk kayıt olana 1, takip edene 2, derken kullanıcı no.lar birer birer artıyor. O halde yürütülen yargılamalarda ByLock kullanımı iddiasına dayanak olarak gösterilen kullanıcı no.lar hiçbir koşulda yukarıda belirtilen rakamların en yükseği olan 215.092 rakamını geçmemeli. Ancak yargılamalarda bazı sanıkların 517.489, 512.216 gibi id numaralarının bulunduğu iddia ediliyor. Tüm bu tespitlere değişik zamanlarda Bylock ile ilgili verilen “340.000 kullanıcı” veya “yeni kullanıcılar tespit ettik” gibi açıklamaları da ekleyince Bylock konusunun nasıl bir kaosa dönüştüğü görülecektir. Öte yandan BM başta olmak üzere birçok uluslararası kurum tarafından Bylock’un hukuki delil olma özelliği olmadığı hususu da kayıt altına alınmış durumda.

Tekrar habere dönecek olursa; bir yanda, ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’nın hem 15 Temmuz öncesi hem sonrasındaki açıklamaları, diğer yanda kimsenin tanımadığı iki kişi arasında geçtiği iddia edilen tartışmalı bir programdan elde edildiği söylenen ve olaydan 4 yıl sonra ortaya çıkarılan kısa yazışmalar. Hangisine inanacağınız size kalmış.