“Fetö” nedir? Bu sorunun cevabını bulmak oldukça güç hatta imkansız bir hal almıştır. “Fetö”, birkaç yıl önce “cemaat” olarak adlandırılan bir sosyal grubun terörize olmuş hali midir? Yüzbinlerce belki milyonlarca üyesi olan silahlı bir terör örgütü müdür yoksa? Muhalefeti susturmak için iktidar tarafından pervasızca kullanılan bir tehdit aracı mıdır? Ya da muhalefetin iktidarı siyasi ayağı olmakla itham ettiği bir vatan hainleri organizasyonu mudur? “Fetö”nün ne olduğu aslında tam olarak bilinememekte mi? “Fetö” reel bir olguyu mu ifade ediyor yoksa bir hipergerçeklik mi? Son dört yıldır Türkiye gündemini meşgul eden “fetö” aslında tam olarak nedir?

“Fetö”nün gerçek olmadığı gerçeğini ne zaman ve nasıl anlayacağız? “Fetö” ile ona yüklenen anlamlar artık birbirinden ayrılamaz bir duruma mı geldi? Yoksa hiç durmadan “fetö”ye yüklenen yeni anlamlar “fetö” kelimesinin gerçek anlamının ortadan kalkmasına mı neden oldu? Bir adım ilerisi ve belki de en önemlisi “fetö” kavramının sınır tanımayan bir şekilde durmaksızın yeniden üretimi kavramın asıl (ama zayıf) anlamının doğruluğunun veya geçerliliğinin tartışılmasını engellemek için mi?

Konuyu daha da somutlaştırmak için 31 Mart 2019 da gerçekleşen ancak sonradan iptal edilen yerel seçimlerde “fetö” kavramı hangi formlarda kullanılmış bir bakabiliriz. Yerel seçimler öncesi siyasi propaganda faaliyetleri döneminde ve seçim sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin AK Parti’in itirazı üzerine YSK tarafından oyçokluğu ile iptal edilerek yenilenmesine karar verilmesi sürecinde “fetö” söylemi bir manivela olarak kullanılmış ve tam karşıt anlam ve algılar oluşturmak için karşılıklı şekilde istismar edilmiştir.

Örneğin:

  • AK Parti’liler CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nu “fetöcü” olmakla suçlarken, İmamoğlu ise asıl kendisine “fetöcü” diyenlerin geçmişte “fetö” ile beraberliklerine vurgu yapmıştır.
  • AK Parti’lilerin, İmamoğlu’nun “fetöcülerin sloganını kullandığını” iddia etmelerine karşın; bazı muhalif gazeteciler de AK Partinin seçimin iptali için “fetö taktiklerini kullandığını” iddia etmiştir.
  • AK Parti’liler seçmen kurullarının içinde “fetöcüler” olduğunu ve “KHK ile ihraç edilenlerin oy kullandığını” iddia ederken; CHP’liler ise o “fetöcülerin” geçmişte Erdoğan’ın başkan seçildiği seçim dahil birçok seçimde görev aldığını söylemiştir.
  • AK Parti’liler seçimlere hile karıştırdıklarını iddia ettikleri meçhul kişilerin “kripto fetöcü” olduğunu savunurken; CHP’lier ise YSK’ya itiraz eden AK Parti heyetini “fetöcü” olmakla veya “fetö taktiği kullanmakla” suçlamıştır.
  • Bazı muhalif basın kuruluşları, seçimin iptali yönünde oy kullanan YSK üyelerinin “fetöcü” olduğunu iddiaederken; buna karşın diğer bazı muhalif basında ise seçimin iptal edilmemesi yönünde oy kullanan üye(lerin) “fetöcü” olduğu dile getirilmiştir.
  • Bazı haber sitelerinde seçimi iptal ettirmek isteyenin aslında “fetö” olduğu şeklinde yazılar yayınlanırken; buna karşın iktidara yakın medya ise seçimin iptal edilmesi kararının “fetöcüleri” üzdüğü yönünde haberyapmıştır.
  • Muhalefet, seçimin iptali için yoğun çaba gösteren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un “fetöcü” olduğunu savunurken, AK Partililer de İmamoğlu’na destek veren GS’lıları “fetöcü” ilan etmiştir.

Özetle söylemek gerekirse, seçimde yarışan iki adaydan ikisi de “fetöcü”; iki rakip siyasi parti de “fetöcü”; iki taraf da “fetöcü slogan ve taktikleri” kullanıyorlar; hem İmamoğlu’nun kazandığı seçimi organize eden seçim kurulları hem de Erdoğan’ın kazandığı seçimi yöneten seçim kurulları “fetöcü”; hem seçimin iptali yönünde olumlu oy kullanan hem de olumsuz oy kullanan YSK üyeleri “fetöcü”; seçimin iptalini destekleyenler de desteklemeyenler de “fetöcü” ve son olarak “fetö” hem seçimin iptal edilmesi için uğraşıyor hem de iptal edilmesine üzülüyor…

Bu noktada durup ciddi ciddi düşünmek gerekmektedir. “Fetö” teriminin tarifini bu tabloya bakarak nasıl yapabiliriz? Herhalde en yalın haliyle şöyle bir tanımlama doğruya en yakın olanıdır: “Fetö”, sosyolojik, kriminolojik, siyasi veya hukuki herhangi bir bilimsel temele oturmayan, iktidar ve muhalefetin farklı çerçevelerde ama müştereken ürettikleri, ifade etmesi muhtemel somut anlamları işlevsizliğinden ötürü bilinçli şekilde yok edilmiş, gerçekte yaşanmayan veya var olmayan illüzyonların var olduğu ve yaşanmaya devam ettiği gerçeğini kollektif bir şekilde gerçek dünyaya empoze etmeye yarayan, nesnel olması gerektiği yönünde herhangi bir kaygı duyulmadan ihtiyaca göre sınırsız sayıda kopyalanma kabiliyetine sahip, nihayetinde üretim kaynağından bağımsız olarak tamamen izleyici kitlenin algılama kapasitesine göre renk ve şekle bürünebilen bir “anti-kavram”dır. 

Sonraki yazıda bu tanımı biraz daha açmaya çalışacağız.