Bugün bazı gazetelerde eski MİT mensubu Mesut Geçer’in MİT Mensuplarını yargılaması için özel oluşturulan Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği ifade yer aldı. Mesut Geçer ifadesinde, ‘18 Mart 2017’de aracımla Sincan Lale Meydanı istikametinde seyir halindeyken takip edildiğimi hissettim. Takip eden araçları ve sürücülerini tanıyor idim. Polis kontrolü maskesi ile aracı durdurdular. 58 plakalı gri Doblo araç yanaştı. Doblo araca bindirildikten sonra kafama çuval geçirip yolculuğa başladık. Bir hücreye konuldum. 20 Mart 2017 Pazartesi günü ilk sorguma başlandı. Arkamdan ters kelepçelenerek, kafamdaki çuvalla birlikte kafamı duvara vurarak başladılar. Sonrasında kaba dayak tarif edemeyecek olduğum başka kötülüklerle birlikte devam edildi. Bu sırada konuşan insanların çoğunun sesini tanıyor idim. Ben halen de seslerini teşhis edebilme şansım var. Sonrasında sağlık durumum kötüleşti. O çarşamba günü kanamam başladı. Sağlık durumum kötüleşince beni yine bir başka bildiğim yere bir gece saatinde naklettiler. 20 Haziran 2018’i 21 Haziran’a bağlayan gece yine bir araçla nakledildim. Nereye gittiğimi bilmiyordum. Sonradan buranın Suriye olduğunu anladım. Ellerim plastik kelepçeli kafamda çuvalla seyahat ettim. Kulaklarımda kulaklık ve gözümde göz bandı vardı. Yanıma silahlı insanlar geldiler. Elleri kalaşnikoflu olan Arapça konuşan insanlar. Ben 14 Temmuz 2018 tarihine kadar onların elinde idim.” diyerek, MİT kurumunun insanlara nasıl işkence yaptığını kısmen de olsa mahkemede anlatmış.

16 ay MİT’in işkence merkezlerinde 17 aydır da cezaevinde tutuklu olan bir insanın çaresizce çırpınışları ve 33 aydır eşinden, ailesinden ve hayattan uzaklaştırıldığına dair çığlığı.

Bu çığlık karşısında insan olduğunu söyleyen herkes, nasıl işkence yapılabilir, bunun hesabı sorulmalı ve sorumlular derhal açığa çıkartılarak yargılanmalıdır diye bağırmalıdır. Çünkü, işkence slogan haline gelmiş ifadesiyle insanlığa karşı bir suçtur. İşkence yapılarak insanlığın ortak değerlerine karşı suç işlenmiştir ve her birey insan olması nedeniyle bu suçun mağdurudur.

İfadesinde ne dediği ne suç işlediği, kim olduğu, kimlerden olduğu, kime karşı ya da kimin yanında olduğu gibi ayrıntıların hiç önemi olmaksızın yapılan bu vahşiliğe dur denilmeli ve sorumluların yargı önüne çıkartılması için çalışılmalıdır.

Ama onlar, şucu, bucu ve işkenceyle alınsa da ifadelerinde çok önemli bilgi verdiler denmeksizin, bu vahşiliğe dur denilmesi gerekir. Ama, fakat, bir de şu var, birde şöyle düşünmek gerekir, onlar da şunu yaptı gibi gerekçeler ileri sürülmeden dur denilmesi gerekir. Aksi takdirde vahşiliğin hukuk peleriniyle örtülmeye çalışılmasına imkan veririz ki, bu durumda ilerde aynı vahşiliğin kurbanı olmak hepimiz için kaçınılmaz olacaktır.