Kendilerini Özel İstihbarat Bölümü olarak adlandıran Sabah gazetesi muhabirleri, bugün, Netflix senarist ve yapımcılarına taş çıkartacak bir senaryo haberle karşımıza çıktılar. “Cadı avı” ve “fetö ile mücadele” maskesi altında ağır insan hakkı ihlalleri yapan ve sayısız hukuksuzluğa imza atan AKP Rejimi, bu hukuksuzlukları örtmek için havuz medyasına yoğun şekilde yalan haberler yaptırmaya devam ediyor.

Nazif Karaman’ın 2 Ocak tarihli haberine göre, cemaat üyeleri Ankara Çukurambar’da bir ofis tutmuşlar, bu ofisten devletin istihbarat teşkilatlarının sistemlerine ulaşıp bilgi topluyorlarmış. Hatta bu ofiste telefon dinlemesi dahi yapabiliyorlarmış. Bu yolla yüzlerce kişi dinlenmiş. Söz konusu iddiaların ise mahrem imam olduğu iddia edilen Yasin Ugan’ın ifadelerine dayandırıldığı belirtiliyor.

Peki Yasin Ugan kim? Haberde Ugan hakkında verilen bilgi şu şekilde: “Yasin Ugan, MİT’in diğer 3 mahrem imamı ile birlikte geçtiğimiz aylarda Ankara’da yakalanmıştı. Ugan’ın da aralarında bulunduğu 4 mahrem imam tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.”

Oysa Yasin Ugan, 15 Şubat 2019’da MİT tarafından Ankara’da gündüz vakti, silahlı 40 kişi tarafından evi basılarak ve başına çuval geçirilerek kaçırılan, 165 gün boyunca MİT’in “Çiftlik” denilen üssünde çok ağır şekilde işkence gören, kendisine hazır metinler zorla imzalatılan, bu süreçte milletvekilleri dahil çok sayıda insan hakları savunucusunun kendileri için seferber olduğu, 29 Temmuz 2019’da sanki Ankara TEM şubede yakalanmış gibi gösterilerek, farklı tarihlerde kaçırılan diğer 3 kişi ile birlikte birden ortaya çıkarılan, devlet kontrolündeki avukatlardan başka kimseyle görüştürülmeyen, daha sonra tutuklanarak tek kişilik hücrede tecrit altında tutulan, yeni kurulan ve gizli bir şekilde yargılama yaptığı için eleştirilen Ankara 34.Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmaya başlanılan bir kişidir.

Sabah gazetesinin, sansasyonel, senaryo ve yalan haberlerle, kamuoyu algısını ağır insan hakları ihlallerinin sebep olduğu mağduriyetlerden uzaklaştırmak için yoğun çaba sarf ettiği görülmekte. Ama senaryoda da büyük hatalar yapılmış. Kimin dinlendiği, hangi bilgilerin toplandığı, bunların nasıl kullanıldığı hakkında hiçbir bilgi yok. Gerçekte bahsedilen şekilde Çukurambar’da bir ofisin olup olmadığı bile belli değil. Tek bir kare resim, dinlenen tek bir isimden bahsedilmiyor.