Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın, “FETÖ’nün yüzde yüz temizlendiğini kimse söyleyemez” şeklinde bir açıklaması gazetelerde yer aldı. Kocaman, aynı açıklamasında “mücadelede çok ciddi mesafe kat edildiğini ancak tam olarak bitmediğini” de ifade ediyor.

Başsavcının mücadele ettiği ve ‘FETÖ’ diye tanımladığı grubun da kim ya da kimlerden oluştuğu, söz konusu açıklamanda dolaylı olarak ifade ediliyor.

Baştan söyleyelim, Yüksel Kocaman’ın devam ettiğini söylediği mücadele AKP iktidarı devam ettiği müddetçe bitmez. Neden mi? Buyurun, başsavcı bu konuyu da izah ediyor.

“Hem devletimiz hem milletimiz için. Bu terör örgütü ortadan kaldırılmadığı sürece tehdit devam eder. Kontrolünün de dışarıda olduğunu biliyorsunuz. Bu terör örgütünün ülkeye veremeyeceği zarar yok. Bunlar bukalemun gibi. Her kılığa giriyorlar ve ülkeye her türlü kötülüğü yapacak durumdalar. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı olarak bu terör örgütüne yönelik kararlı bir şekilde mücadelemize devam ediyoruz”

Bu açıklamaya göre ‘FETÖ’ olarak tanımlanan kişi ya da kişiler şu şekilde gruplandırılabilir;

  1. Grup, Devlete ve millete yönelik tehdit oluşturanlar,
  2. Grup, Dışarıyla irtibatlı olanlar,
  3. Grup, Ülkeye zarar veren ve verecek olanlar,
  4. Grup, Her kılığa girerek ülkeye her türlü kötülüğü yapacak olanlar,

Başsavcı tarafından sıfatları belirtilmek suretiyle bahsedilen bu kişiler kimler? Yazılanları tahlil ederek bulmaya çalışalım.

Devlete ve millete yönelik tehdit oluşturanlar şeklinde ifade edilenler; bu grup kapsamında tanımlananlar her olay, durum ve kişiye göre değişiklik göstermektedir. Devletten kastedilenin AKP iktidarı olduğunda kimsenin bir şüphesi yok. Millet olarak kastedilenler de Devleti yani AKP iktidarını destekleyenler olduğuna göre, AKP’ye karşı tehdit oluşturan herkes bu kategoriye göre mücadelenin hedefinde yer almaktadır. Kimin, nasıl tehdit oluşturduğuna da tabi ki AKP ve AKP’nin başsavcısı Yüksel Kocaman karar verecek.

Dışarıyla irtibatlı olanlar şeklinde ifade edilen ikinci grupta ise iktidarın nefret ettiği okumuş kitle yer almaktadır. Bu grup bazı zamanlarda kökleri dışarıda olanlar şeklinde de tanımlanabiliyor. Yurtdışı ile herhangi bir şekilde irtibatlı olan herkes bu grubun içerisinde yer alabilmektedir. Yurtdışında çalışmak, eğitim görmek, tatile gitmek, yabancı bir ülke vatandaşı olmak, yabancı bir ülkeden örnek vererek konuşmak dış güçlerle irtibatlı olduğu değerlendirilmesi için yeterli olacaktır. ‘Büyükada casusları’, ‘Gezi kalkışması’ ‘Osman Kavala’ hakkında yöneltilen iddialara bakıldığında konu daha kolay anlaşılacaktır.

Ülkeye zarar veren ve verecek olanlar şeklinde tanımlanan grup ise ülkeyi en iyi şekilde temsil ettiği söylenen AKP iktidarına zarar veren vermek isteyen herkes bu grubun içerisinde yer almaktadır. Ülkeye nasıl ve ne şekilde zarar verildiğine ya da verileceğine dair kararı da tabi ki AKP iktidar ve iktidarın savcıları karar verecektir.

Her kılığa girerek ülkeye zarar verecek olanlar şeklinde ifade edilen grup ise kapsam dışı olup, diğer gruplara dahil edilmeyen herkesin kolaylıkla dahil edilebileceği bir grup şeklinde ifade edilebilir. AKP iktidarı açısından tehdit olan ancak tam olarak tanımlanmakta zorlanan kişi ve grupların hepsi bu grup altında mücadele edilecekler olarak belirlenebilir. Güncel tartışmalardan yola çıkarak bu gruba kimlerin girebileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Örneğin, Kanal İstanbul konusunda bir bilim adamı çıkıp bu projenin zararlı olduğunu anlatsa, ‘bilim adamı kılığına bürünerek ülkeye zarar veriyor’ denilerek hakkında ‘FETÖ’ kapsamında soruşturma başlatılması ve en asgarisi örgüte yardım etme suçlamasıyla mahkum edilmesi mümkün olacaktır.

Başsavcı daha ne desin! ‘Mücadele’, topyekün muhalefete karşı yürütülen bir mücadele. Yapılan açıklama ile bir kez daha görülmüş oldu ki, suç ve suçluyla mücadele edilmiyor, verilen mücadele AKP İktidarının bekasını koruma mücadelesi. En azından anlamak isteyen ve olayları okuma becerisine sahip olan herkes mücadelenin kime karşı olduğunu anlayacaktır. Dolayısıyla da bu mücadelenin AKP iktidarı devam ettiği müddetçe bitmesi mümkün olmayacaktır.

Başsavcının yürütülen mücadelenin hayati olduğunu söylemesine de şaşırmamak lazım. Ne için mücadele edildiği düşünüldüğünde yaptıkları mücadelenin kendileri için gerçekten hayati olduğunu anlamak zor olmasa gerek.