“Bir ülkede namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur.”                                                                                                                       

İsmet İnönü

 

Sevgili Dostlar,

17 ve 25 Aralık 2013 tarihlerinde suçüstü yakalanan yolsuzluk ve rüşvet suçunun faillerinin ve avanelerinin, üstü örtülemez suçlarını kapatabilmek ve bu operasyonların kamuoyunda tartışılmasını önlemek amacıyla günah keçisi haline getirdiği bir hareketin mensuplarıyız.

17 Aralık’tan, özellikle de 15 Temmuz 2016’dan sonra hayatımızın akışı değişti. Çok büyük travmalar yaşandı, yaşanıyor. On binlerce insan, ülkemiz yaşanılamaz bir hale gelince yurt dışına çıkmak zorunda kaldı. Sığınma, barınma derken pek çok insan kişisel sorunlarına odaklandı.  Arkadaşlarımızla, meslektaşlarımızla sağlıklı bir iletişim kuramadık. Kafalarımızın karışıklığı ve kalplerimizin sarsılmışlığı, çok büyük haksızlıklara uğramamıza rağmen gereken reaksiyonu ortaya koymamıza engel oldu. Potansiyel birikim enerjiye dönüştürülemedi. Donanımlı insan kaynakları etkin kullanılamadı. Bunun pek çok sebebi var ve bu sorunların ortadan kalktığını söylemek için de vakit henüz erken.

Ancak, kurgu darbe girişiminin üzerinden (istihbarat operasyonu da diyebiliriz),  3 yıldan fazla bir süre geçti. Darbeye ilişkin gün geçtikçe aydınlatılması gereken karanlık noktalar azalmadığı gibi süreki arttı. Yaşadığımız büyük haksızlıklar ve zulümler karşısında üzülüp kahrolmak dertlerimize çözüm olmadı. Yapılması gereken önemli işler var. Diğer yandan, olaylar ve gelişmeler karşısında herkesten aynı reaksiyonu göstermesini beklemek gerçekçi değildir. Aksiyonerlerden de aynı derecede performans sergilemesini istemek hayatın doğal akışına  uygun değildir. Öyle olsaydı, herkes birbirinin kopyası olur ve çeşitlilik olmazdı. Kabiliyetler inkişaf etmez, belki en önemlisi de iyi/kötü, çalışkan/tembel, sağlam/çürük ayırt edilemezdi.

Dünyanın değişik yerlerine dağılmış nitelikli insanların arkalarında bıraktığı, haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısında eli kolu bağlı ve kendileri için bir şeyler yapılmasını bekleyen büyük bir kitle var. Zulümden kaçarak kurtulabilenlerin ise bu kitleye karşı vefa borcu ve sorumluluğu var.

O halde, potansiyel insan kaynaklarımızı nasıl daha etkin kullanabiliriz?

Herkese ulaşmanın ve herkesten donanımına göre istifade etmenin kolay olmadığını, pratikte bunun bir karşılığı bulunmadığını düşünüyoruz. Ancak, “Bir şeyi bütünüyle elde edememek, o şeyi bütünüyle terk etmeyi gerektirmez” prensibinden hareketle, “Biz ne yapabiliriz? Yalan ve talan çetesine nasıl dur diyebiliriz? Soyguncu çetelerin elinden ülkemizi nasıl kurtarabiliriz?,  Mazlumlara nasıl yardım edebiliriz?” gibi sorulara cevap aramak için, söyleyecek sözü,  paylaşacak bilgisi olanları harekete geçmeye çağırıyoruz. Başka bir ifadeyle; “Toparlanın, gitmiyoruz!” diyoruz.

Yapılması gereken çalışmalar var. Az veya çok, küçük veya büyük, önemli veya önemsiz bir şeyler yapmamız gerektiği de malum. Devleti babasının çiftliği sanan oligarşik yapının ve semirttikleri at hırsızlarının ipliğini pazara çıkarmak ve bugün olmasa da bir gün mutlaka yerel ve uluslararası yargı önünde hesap vermelerini sağlamak boynumuzun borcu olsun.

“Neden ülkenizde hukuk mücadelesi vermediniz? Neden vatanınızdan ayrılmayı tercih ettiniz?” diye iyi niyetle soran yabancı dostlarımız var. Önce acı bir tebessüm atıyor, sonra da anlatmaya başlıyoruz ve diyoruz ki; “Bizler, hiçbir suç işlemedik. Ancak suç işleyenler suçüstü yakalandığı için, bizleri suçlu ilan ettiler; çünkü biz hırsızlıklarına ve diğer suçlarına ortak olmadığımız gibi, hukukun üstünlüğüne olan bağlılığımızdan dolayı karşılarında olduk. Ayakkabı ve çikolata kutularına saklanmış rüşvet paralarıyla yakalananlar, bu paraların hayır işi(!) için toplandığını ifade etseler de, panikle sağa sola saklayarak sıfırlamaya çalıştılar.

Bu operasyonlar, güya hukuk yoluyla Hükümeti devirmek için yapılmış bir kumpasmış. Yabancı dostlarımız “Hukuk yoluyla Hükümeti devirmek ne demek?” diye de soruyorlar. Her şeyiyle kontrol ettikleri medyanın ve devlet mekanizmalarının tüm gücüyle kendilerine muhalif gördükleri her bireyi, günah keçisi haline getirdikleri bir cemaatle irtibatlı ve iltisaklı göstererek “Vatan Haini”, “Terörist” gibi en ağır ithamlarla, savunma hakkı vermeden, yargılamadan önce işten attılar, sonra da hapislere attılar. Meğer kendilerine muhalif olabilecek, hukuksuzluklarına dur diyebilecek kişileri yıllardır fişliyorlarmış. 15 Temmuz darbe operasyonu gecesi, 3 bin civarında hakim ve savcıyı derhal görevden almaları ve tutuklamaya başlamaları bunun en büyük delili.

Gerçek suçlular, kendi kurguladıkları sahte askeri darbe girişimi bahanesiyle demokratik güçleri tasfiye ederek, ya kendileri gibi suça bulaşmış kişileri, ya da istedikleri her türlü hukuksuzluğu icra edebilecek tinetteki korkak, fırsatçı, menfaatçi, hırsız, ahlaksız ve ideolojik körlük yaşayan kişileri atadılar. Bu atamalar 17/25 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarından sonra soruşturmayı yürüten polis ve savcılarla başladı, ancak çok kısa sürede başta yargı camiası olmak üzere birçok kuruma da sirayet etti. Bu na-ehil kadrolar, kamyonlar dolusu yasal delile rağmen tüm yolsuzluk ve rüşvet dosyalarını kapattılar. Rejim ve destekçileri, ülkemizde adil yargılanma ve hatta yaşama hakkımızı elimizden aldılar. Yanlı ve yandaş rejimin kanunsuz, hukuksuz uygulamalarından, işkencelerinden kaçarak buralara gelmek zorunda kaldık.”

Tüm bu sebeplerle ilgi alanınıza giren, yapılmasını gerekli gördüğünüz çalışmaları tespit eder, bizlerle paylaşabilirseniz, biz de buradan bunları kamuoyuna mal etme gayretine gireriz. En azından hukuksuzlukları ve faillerini tespit ve teşhis edebilirsek, ilerde yerel ve uluslararası mekanizmalarla izlerini sürüp, yargılanmalarına kapı açabiliriz diye düşünüyoruz.

Çalışmalarda iki ana yön bulunmalı; geriye ve ileriye dönük. Başka bir tabirle reaktif ve proaktif davranmak. Olmuş olana cevap vermek, zararlarını ortadan kaldırmak veya azaltmak, ve öngörüyle davranıp mücadele yol ve yöntemleri geliştirmek, geleceğimizle ilgili yol haritaları ve stratejik planlar oluşturmak. Bu yüzden her bilgi, belge, görüş, yorum ve öneri değerli ve önemli diye düşünüyoruz.

Evrensel insan haklarına saygı, dürüstlük, özgür düşünce, hukuka bağlılık, eşitlik, adalet ve demokrasi zemininde ortak yaşamı başarıyla tesis etmek ve hukuksuzlukla mücadelede yılmamak dileğiyle, hepimize başarılar!