Öncelikle, hiçkimsenin düşüncesinden ve düşüncesini ifade ettiğinden dolayı suçlanmaması ve de tutuklanmaması gerektiğine inanıyoruz.

Gazetelerde yer alan habere göre, Hacı Boğatekin 2008 yılında kaleme aldığı “Feto ile Apo” başlıklı yazısı nedeniyle uzun yıllar Cemaatin hedefi olmuş. Hakkında soruşturmalar başlatılmış ve tutuklanmış. Fetullah Gülen’e FETO dediği için savcı tarafndan Gülen’den özür dilemesi istenmiş. Özür dilemeyince de hakkında peş peşe soruşturmalar başlatılmış. Süreç değişmiş olmasına rağmen Yargıtay 8. Ceza Dairesi yerel mahkeme tarafından verilen 1 yıl hapis cezasını onamış.
Cumhuriyet gazetesi bu haberi, ‘FETÖ tehlikesini yıllar önce dile getirdiği için hedefe konulan gazeteci Boğatekin’in 1 yıllık cezasını Yargıtay onadı. Boğatekin, 70 yaşında cezaevine girecek.’ Şeklinde vermiş.
Haberi okuyan herkes, Hacı Boğatekin’in Cemaat ve Fetullah Gülen hakkında söyledikleri için cezalandırıldığını düşünmekte ve cemaatle mücadele edilen bir ortamda bu kişiye nasıl ceza verildiği ve Yargıtay tarafından da bu kararın nasıl onandığına hayret edilmektedir.
İddialar bu şekilde peki gerçek nedir ona bakalım.

Öncelikle, Hacı Boğatekin’e yöneltilen suçlama SUÇU VE SUÇLUYU ÖVME. Yargılanmasına ve mahkumiyet kararına konu olan yazıda, PKK ile ilgili yazdığı ifadeler yer almakta. Söz konusu yazıda ‘ Apo’nun Yurtseverleri’ ve ‘ Kürt özgürlük hareketi’ ifadelerini kullandığı, PKK terör örgütünün eylemlerinden övgüyle bahsettiği iddiasıyla yargılama yapılmış, mahkumiyet kararı verilmiş ve Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından karar verilmiştir.

Hacı Boğatekinin sahibi olduğu ve mahkumiyet konu yazının yer aldığı internet sitesinde yer alan bilgilerde sadece 1 tane soruşturma ve yargılamanın olduğu anlaşılıyor. İddia edildiği gibi ortada soruşturmalar yok. Özür dileme iddiasının da habere biraz renk katmak amacıyla yapıldığı anlaşılıyor.

Karar doğrudur yanlıştır, değerlendirmesi yapmaksızın olayın cemaatle hiç alakası olmamasına rağmen Cumhuriyet gazetesi tarafından tamamen iftira bir haber yapılarak olayın cemaate bağlanması, bir kez daha sürecin nasıl işlediğini göstermiş oldu.

İkinci olarak, Denetimli Serbestlik düzenlemesi kapsamında, Ceza İnfaz Kanununun 105 ve Geçici madde 4 gereğince de 1 yıl hapis cezası nedeniyle cezaevine girmesi de söz konusu değildir. Bu iddia da doğru değildir.